31 Aralık 2015 Perşembe

31 Aralık 2015 Günü


Merhabalar.

2015 yılının takvimini duvara astığım 31 Aralık 2014 gününü, daha dün gibi hatırlıyorum. Takvimi asarken de eşime "Bak bu günü iyi hatırla, Allah izin verirse, bu takvimin yaprakları; bir de bakmışız ki, bitmiş ve son yaprağının kaldığı 2014 yılı gibi, 31 Aralık 'a gelmiş olacağız." Demiştim. Eğer, yine Allah nasip ederse, hiç bitmeyecek gibi görünen 2016 yılının da sonu gelmeye gelecek de kimler görecek, kimler göremeyecek, artık orasını Allah bilir? 

28 Aralık 2015 Pazartesi

Yunus Emre

Çalışma: Haydar Altun
Merhabalar.

Bugün biraz Yunus Emre'den söz etmek istiyorum. Her ne kadar Yunus Emre ile ilgili hepimizin az ya da çok bir bilgisi varsa da ben onun mensup olduğu yer ile ilgili konuşmak istiyorum. 

21 Aralık 2015 Pazartesi

En Uzun Gece


Nereden doğar; nereden batar; ayın hareketlerini günlük takip ederdim. Günleri de özelliklerine göre değerlendirirdim. Şimdilerde ne aydan haberim kaldı, ne de günden. Bir tembellik ve bir miskinlik çöktü ruhuma. Ne olduğumu, nerede olduğumu, hatta kim olduğumu unuttuğum zamanlar bile oluyor. Bu duruma da çok üzülüyorum. Çünkü ben böyle biri değildim. Ben tıpkı hiperaktif çocuklar gibiydim, elim kolum bağlı oturamazdım. 08.04.2014 tarihinde yeniden internet abonesi olmak üzere sözleşme imzalamıştım. Hem de hangi internet sağlayıcı firma ile biliyor musunuz? Sadece Ankara'da hizmet veren "Göknet" adında bir firma ile. Bu tarihten itibaren yine klavyenin başına çakıldım kaldım. Ne güzel, bir yıla yakın ara vermiştim.

20 Aralık 2015 Pazar

İzleyiciler Gadgeti


Merhabalar.

Sayın Blogger Arkadaşlarım.

Tüm bloggerlerin, blog sayfalarındaki "İZLEYİCİLER EKLENTİSİ" ndeki üyelerin profil bilgilerine erişim sorunu, Blogger tarafından giderilmekle birlikte bu arada bizi takibe alan üye sayılarımızda da değişiklik olduğunu gözlemlemekteyiz.  Aslında silinen üyemiz yoktur. Blogger tarafından söz konusu aksaklığı gidermek için yapılan girişim sonrası üye sayılarımızda sanki düşüşler olmuş gibi bir durum ortaya çıkmıştır. Ben kendi eklentimdeki üyelerin sayısını takip ediyorum. Gerçekte üye sayılarımızda bir azalma söz konusu değildir. Bu durum Blogger'in izleyiciler eklentisindeki hatayı gidermesi sonucu oluşmuştur.

Benim gerçek üye sayım 259'dur, ama eklentide gösterilen üye sayım 272'dir, daha önce bu sayı 293 idi.

İzleyiciler eklentisinde kayıtlı bulunan üyelerimizin profil resmine tıklayarak artık profil bilgilerine ve oradan da sayfalarına ulaşabileceğiz. Söz konusu aksaklığı giderdiği için Blogger yetkililerine teşekkür ederiz.




15 Aralık 2015 Salı

Uçak Krizi



24 Kasım 2015 Öğretmenler Günüydü. 93 yaşındaki böbrek yetmezliği takibinde olan babamın Ankara Dışkapı SSK hastanesindeki kan ve idrar sonuçlarını doktoruna göstermek üzere sıra aldım bekliyordum. Polikliniklerin olduğu "F" bölümünün üst katındaki daracık koridorlarına serpiştirilmiş poliklinik odalarının önlerinde muayene olmak ya da sonuç göstermek üzere bekleyen bir hayli hasta ve hasta yakını kalabalığı vardı. İki poliklinik odası arasındaki duvar boşluğuna asılmış plazma tv'de alt yazıda "Aidiyeti belli olmayan uçağa müdahele edilmiştir." şeklinde geçen haber gözüme ilişti. Kendi kendime "eyvah" dedim, "bir terslik var."  Yanımda bankta oturan ve benim gibi sıra bekleyen hastaya, "Uçak mı düşürülmüş?" diye sordum. O da "Evet milliyeti belli olmayan bir uçak düşürülmüş, ben de alt yazıda geçen haberden okudum." Dedi. Ben artık poliklinik odası üzerindeki hasta takip ekranından gözümü sağ taraftaki plazma tv'ye çevirdim. Ana ekranda o an bir başka yayın vardı, uçak düşürülmesi ile ilgili haber yoktu, aidiyeti belli olmayan bir uçağa müdahale edildiğiyle ilgili haber, sadece alt yazıda geçiyordu.

Bundan bir kaç gün önce Ruslar'ın hava sahamızı ihlal ettiğini ve bu konuda uyarıldıkları ile ilgili haberler, hala hafızamda idi. O an, "bunlar yoksa Rusya'ya ait bir uçak falan düşürmüş olmasınlar" diye kendi kendime söylendim. "Eğer böyle bir şey olduysa, işimiz zor!" diye  düşünmekten de kendimi alıkoyamadım. 

Hasta takip ekranında sıra numaram görününce muayene odasına girip doktora sonuçları gösterdim. Doktor: babam için, "sonuçlarında bir anormallik olmadığını, tuzsuz yiyip bol su içmeye devam etmesini" salık verdi. Muayene odasından çıktıktan sonra, tekrar duvardaki plazma tv'ye baktım, ana ekranda uçak düşürülmesi ile ilgili herhangi ayrıntılı bir haber yoktu. Ancak, alt yazıda uçak düşürülmesi ile ilgili haberin detayları geçiyordu.

Hastaneden bir an önce ayrılıp, olayla ilgili haberleri araştırmak üzere hemen duraktan bir dolmuşa bindim ve eve geldim. Evde beni bekleyen babama, bir taraftan sonuçları ile ilgili doktorun dediklerini aktarırken, diğer taraftan da televizyonu açarak; "baba bizimkiler uçak düşürmüş" diye de babama haber yetiştiriyordum.

Ve korkulan olmuştu, Türk uçaklarının hava sahamızı ihlal eden ve aidiyeti belli olmayan bir uçağı uyarılara rağmen, hava sahamızı ihlal etmeye devam ettiği için, düşürdüğü haberini öğrenmemle birlikte, ilerleyen dakikalarda düşürülen uçağın, Rusya'ya ait bir uçak olduğunu da öğrenince ne yalan söyleyeyim, bu işin arkası çok kötü gelir diye de tedirgin olmaya başladım.

24 Kasım 2015 tarihinden bu tarafa uçak krizi ile yatıyor ve uçak krizi ile kalkıyorum. Her şey o kadar açık ve net ki, Rus uçakları bile bile hava sahamızı ihlal etmişlerdir. Çünkü, Türkiye'nin hava sahası ihlalinde çok ciddi bir şekilde angajman kurallarını uygulayacaklarını biliyorlardı. Bu bağlamda bana göre,  Rusya stratejik hedefleri için bir uçağını feda etmiştir.

Hatırlarsanız bu olay öncesi "Oruçlu Tilki" başlıklı bir blog yayınlamıştım ve bloğun son parağrafını da: "Yeni oluşturulacak Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden fıkradaki tilki gibi uyanık ve kurnaz olmasını ve kurt gibi de tuzaklara düşmemesini bekliyoruz." şeklinde bağlamıştım.

Ben, bu uçak olayında kurt gibi tuzağa düşürüldük diyorum. Sizin ne düşündüğünüzü de merak etmiyor değilim hani.

3 Aralık 2015 Perşembe

Otuz Beş Yaş Üzerine Bir Söyleşi

Cahit Sıtkı Tarancı : 1910 -1956
Ölümsüz şiirlerin kalemi, Türk dilinin sevgilisi şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı'nın en çok bilinen, ezberlenen, akıllarda yer edinen, her katıldığı toplantıda kendisinden okunması istenen "Otuz Beş Yaş" şiiri üzerinde herkesin kafasını yoran ve herkesçe merak edilen iki dizesi üzerine biraz sizlerle sohbet etmek istiyorum. Bilmiyorum, sizin de bu şiiri okurken; bu iki dize hiç ilginizi  çekti mi, kafanızı yordu mu, merak ettiniz mi?

Herhalde hatırladınız değil mi, okuyanların kafasını yoran ve merak ettikleri bu ilk iki dizeyi?

"Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder"
"Dante gibi ortasındayız ömrün"

Şairin, birinci dizede bir insana yetmiş yıl ömür biçtiğini pekala anlayabiliyoruz. Ama bu "Dante" nedir, kimdir? Hiç merak edip araştırdınız mı? Dahası şair neden Dante'yi ömrün tam ortasına koymuş?

Yaptığım araştırmalar sonucu kendisi gibi şair olan Şinasi Özdenoğlu bir anekdotunda şiirle ilgili,  şair ile arasında geçenleri şöyle anlatmaktadır:

"Cahit ağabey cebinden çıkardığı kağıda, el yazısı ile yazılmış 'Otuz Beş Yaş' şiirini, işte burada, "Şükran Lokantası"nda bana okumuştu. Tarancı, şiirini beğenip beğenmediğimi sordu. Çok beğendiğimi söyledim. Neden 'Otuz Beş Yaş' ? Başka bir isim düşünemez miydiniz? diye sordum.
Şairin bana verdiği cevap şöyle olmuştu:

Dante'nin 'Divina Commedia'sını Fransızcasından okudum. Bu yapıtın beni etkilediğini söylemeliyim. İtalyan şairi; insan ömrünü 70 yıl varsaymış, ünlü eseri  (Ahirete yapılan bir yolculuğu anlatan ilahi komedya)  'Divine Commedia' yı 35 yaşında yazmaya başlamıştır. Ve Dante, ilk dizesinde 'Hayat yolunun ortasında' diye başlıyor başyapıtına... Ben bu girişi çok beğendim ve şiirime işte bu nedenle 'Otuz Beş Yaş' şiiri dedim..." 

Yukarıdaki anekdottan anlaşılacağı üzere Dante'nin bir İtalyan şairi olduğunu, normal bir insan ömrünü 70 yıl olarak kabul ettiğini ve Dante'nin ünlü eseri 'Divine Commedia'sını 35 yaşında yazmaya başlamakla birlikte bu yaşın da hayat yolunun ortası olarak kabul ettiğinden etkilenerek, hem şiirine  "Otuz Beş Yaş" ismini verdiği hem de bu konuyu şiirindeki ilk iki mısraya taşıdığını öğrenmiş olduk.  

Şiirlerinde biçime ve forma da önem veren şairin bu şiirinde kullandığı form da ismine uygun olsun diye her kıtası beş satır olan yedi kıtadan müteşekkildir.

2 Aralık 2015 Çarşamba

Tasasız Değirmenci


Merhabalar.
Kral bir gün bir değirmencinin evi önünden geçiyormuş. Evin kapısında bir yazı ilişmiş gözüne: "BEN ÜZÜNTÜSÜZ YAŞARIM"  Kral hemen değirmenciyi çağırttırmış ve kapısına böyle bir şeyi nasıl yazabildiğini sormuş.  "Ben bu ülkenin kralıyım, gene de kapıma üzüntüsüz yaşadığımı yazamam,"  demiş. Değirmenci,  "Bir kez yazmış bulundum artık. Bir daha da değiştirmedim,"  demiş.

"Peki,"  demiş kral,  "yarın sabah erkenden bana gel. Sana üç soru soracağım. Bilirsen, o zaman inanacağım üzüntüsüz yaşadığına."  Ertesi sabah erkenden değirmenci saraya gelmiş.  "Günaydın değirmenci dostum,"  demiş kral, "şu anda ne düşünüyorum bil bakalım."  "Değirmenci geldi diye düşünüyorsunuz,"  karşılığını vermiş adam. "Tam bildin,"  demiş kral. "Evet düşündüğüm oydu, ama şimdi ikinci soruya hazırlan; ayın ağırlığı ne kadardır?"  "Çok çok dört çeyrek okka,"  demiş değirmenci,  "inanmazsanız kendiniz tartabilirsiniz." 

"Peki, suyun derinliği ne kadardır?"  demiş kral. Değirmenci de : "Bir taş atımı,"  karşılığını vermiş. Bunun üzerine kral gülerek: "Çok şakacı bir admsın değirmenci. her soruyu böyle çabuk çözüyorsan, üzüntüsüz yaşadığına hiç şaşmamak gerek,"  demiş.

Kral değirmenciyi armağanlara boğmuş, ikisi bütün yaşamları boyunca dost kalmışlar.

Biz mi üzüntüsüz yaşamasını beceremiyoruz, yoksa değirmencinin ülkesi güllük gülüstanlık mıydı?  

Selam ve dualarımla.  

28 Kasım 2015 Cumartesi

Yar Beni


Sustum geceye yoldaş olunca
Kayan tüm yıldızlara sor beni
Saklanırım sanırken yıllarca
Bir kere saklamadı sır beni

Düşlerin adı sen oldu bende
Bir sabah olsun hayra yor beni
Yüreğim aşk tohumu elinde
Sen açacak toprağa ser beni

Mahşer muştusu büyük umutlar
Vuslatım sensin sana kur beni
Kıvam bulmazsa bendeki diller
Razıyım yerden yere vur beni

Koyu gölgeye verdiğim ezber
Sana karşı hep tuttu ar beni
Dilimden her gün düşmeyen yeter
Kimseye değil bana sor beni

Alıştım inan bitmez hicrana
Yakmıyor artık başka kor beni
Mükafat dersen bu garip cana
Sen gibi yakan nara ver beni

Gülün aşkından inlemek ne ki
İncitmez oldu gülde har beni
Tarifsiz tanım yanan özdeki
Dört bir yanımdan sardın yar beni...

Ziya Paşa AKYÜREK

24 Kasım 2015 Salı

Oruçlu Tilki


Tilki ormanda gezerken ağaç dalına asılı bir geyik budu görür, iştahla ağaca yönelir, fakat anlar ki bu bir tuzaktır. Geri çekilip yatar ve beklemeye başlar. O sırada bir kurt gelir. Dalda asılı geyik budunu ve tilkiyi görür ve tilkiye sorar: "Sen burada ne yapıyorsun?" "Hiç" der tilki, "yatıyorum" Kurt tekrar sorar: "Ama orada asılı bir geyik budu var, neden yemiyorsun?" Tilki cevap verir: "Oruçluyum bugün, ondan yemiyorum" der tilki.

Bunun üzerine kurt, "O zaman ben yiyeyim" deyip ileri atılır. Pençeleriyle geyik buduna dokunur dokunmaz bir patlama olur. Kurt on metre öteye fırlar. Kan revan içindedir. Tilki hemen gelir ve yere düşen budu afiyetle yemeye başlar. Yaralı kurt kafasını zorlukla kaldırıp, "Hain tilki, hani oruçtun sen?" der. Tilki cevap verir: "Az önce top patladı, duymadın mı?"

Her kıssanın bir hissesi vardır. Tilki ile kurt arasında geçen bu olaydan da alınacak dersler vardır. Tilki her zaman kurnazlığı ile işini bilen bir hayvan olarak bilinir. 

Yeni oluşturulacak Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden fıkradaki tilki gibi uyanık ve kurnaz olmasını ve kurt gibi de tuzaklara düşmemesini bekliyoruz.

23 Kasım 2015 Pazartesi

Yayın ve Hizmet İlkesi


Merhabalar.

Her blogcunun bir yayın ve hizmet ilkesi olmalı. Ben kültür ve sanat ağırlıklı paylaşımlar için yola çıkmış; şiir, efsane, masal, hikaye, anı, dinler tarihi, felsefe, mitoloji vs. alanlarında paylaşım yapacakken, gündemi ve güncel konuları takip eden bir blog sayfası oldum çıktım. İşin asıl önemli yanı güncel ve gündem konularını takip ederken de intertteki bilgi kirliliğine ve bilgi çöplüğüne katkı yapmaktan ve sayfamızı takip eden blogcularımızı da yalan yanlış bilgilendirmekten ve etkilemekten başka bir işe yaramıyor paylaştıklarımız.  

Büyük konuşmak istemiyorum ama, sabır olsun diyorum ve bundan böyle ne güncel, ne de gündemle ilgili hiçbir paylaşımda bulunmak istemiyorum. Çünkü yalan yanlış haberlere dayanarak yaptığımız paylaşımlarla insanların hem kafalarını karıştırıyoruz, hem de yok yere üzülmelerine sebep oluyoruz. Güncel ve gündem olaylarla ilgili sayısız siteler var zaten, bu tür konuları takip etmek isteyenler bu haber ve yorum sitelerine yönelir, doğru ya da yanlış, artık orasını bilemem gerekli bilgiyi oradan alırlar.

Bu blog, "Değirmenden Mektup Var" dedi yola çıktı, ama doğru dürüst değirmenden bir mektup bile paylaşamadı. Sizce de öyle olmadı mı?.. Bu benim kişisel ve öz eleştirimdir. 

İnşAllah bundan böyle kültür, sanat, edebiyat, felsefe ve İslam dini ağırlıklı paylaşımlarda buluşmak üzere, hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyor, herşeyin gönlünüzce olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum. 

Selam ve dualarımla.
Recep Altun.

22 Kasım 2015 Pazar

Türkmenler Kaderine Terk Edilmemeli


 
Merhabalar.

Büyük Türk milletini, iktidarından muhalefine herkesi, Türkmen Dağı çevresindeki Bayır Bucak Türkmenlerine ve Suriye’deki Müslüman Türkmen varlığına sahip çıkmaya davet ediyoruz. Herkesin bu zulme tepki vermesi gerekmektedir. Devletimizin ve hükumetimizin bu durum karşısında şu ana kadar koyduğu tavrı da yeterli görmüyoruz.


Türkiye Cumhuriyeti Devleti hükumetinin, PKK'nın ve onun uzantılarının Kobani'deki PYD varlığına sahip çıktığı kadar, Suriye'deki Türkmen varlığına da sahip çıkmalarını istiyoruz. Hükumetimizin, Suriye'deki Türkmen varlığına sahip çıkamayacak kadar acziyet içinde olduğunu asla düşünmüyorum. Türk milletinin, Suriye'de yaşanan katliamları ve iç savaşı reddettiği hepimizin malumudur. Yine Türk milleti olarak, Suriye'deki iç savaşın müsebbiplerini, kandi halkına zulmeden ve onları gözünü kırpmadan katleden Esed'i ve onun destekçilerini de şiddetle kınıyoruz. 


Suriye'deki gelinen son durum, Türk dünyası ve ülkemiz açısından vahim boyutlara ulaşmıştır. Suriye'deki Müslüman Türkmen varlığı büyük bir katliamla, soykırımla ve yok olmayla karşı karşıyadır. Yüreğinde zerre kadar milli duygu ve iman taşıyan ve vicdanı olan hiç kimse, bu saldırıya ve vahşete sessiz kalmamalıdır. Gücü yetenler fiili olarak eylemlerle; buna gücü yetmeyenler sözleriyle, konuşarak, açıklamalarıyla, buna da gücü yetmeyenler kalbiyle dua ederek tepkilerini göstermek zorundadırlar.


İktidarıyla, muhalefetiyle, tüm siyasi partileri;sivil toplum örgütlerini, sendikaları, esnaf odalarını, üniversite camiasını, medya kuruluşlarını, velhasıl herkesi, ağır bombardıman altında olan Türkmen Dağı çevresindeki Bayır Bucak Türkmenlerine ve Suriye'deki Müslüman Türkmen varlığına sahip çıkmaya ve bu zulme tepki vermeye davet ediyoruz. 


Antalya da G-20 zirvesinde ABD Başkanı Obama ve Rusya Devlet Başkanı Putin’le Sayın Cumhurbaşkanımızın çok samimi pozlar içindeki görüşmelerinden sonra, vahşeti andıran bu saldırıların başlatılmış olmasını da anlamak mümkün değil. Halbuki bu liderler tarafından Türkiye kamuoyuna çok olumlu mesajlar verilmişti. Demek ki bunlar da bir kandırmaca ve aldatmacadan ibaretmiş. 


Türk Milleti olarak devletimizin ve Suriye’deki Türkmen kardeşlerimizin yanındayız. Yeter ki siz cesaretle gerekli adımları atın ve oradaki Türkmen varlığını koruyun. Rusya uçaklarıyla gelip Suriye'deki Türkmen kardeşlerimizi bombalıyorsa, biz Türkiye olarak ne yapıyoruz, Allah aşkına? Rusya’ya bir nota verilerek, eğer bu saldırıları durdurmazsa, Türkiye’nin havadan ve karadan askeri operasyonlara başlayacağı, net bir şekilde karşılık verileceği, bu yanlı ve haksız saldırılara göz yumulmayacağı ifade edilmelidir. Bu saldırıların durdurulmaması halinde; Türkiye, NATO’ya ve Birleşmiş Milletler'e çağrı yaparak, saldırılara gerekli karşılığı vermelidir.

Suriye'deki saldırılarda hayatını kaybeden Türkmen kardeşlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar niyaz ediyoruz. Rabb'im şu anda orada ağır saldırılar altında kalan Türkmen kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun.

Selam ve dualarımla
Recep Altun.

15 Kasım 2015 Pazar

Siber Dünya

Fotoğraf, İnternetten Alıntıdır.
Merhabalar.

Günümüz modern insanın hayatı iki farklı dünyadan oluşmaktadır. Bu dünyalardan biri fiziksel olarak yaşadığımız sosyal hayatımız, diğeri de en az sosyal hayatımız kadar vakit harcadığımız ve bağımlı olduğumuz Siber dünyadır. Siber dünyamızın araçlarından biri olan bilgisayarlarımız, bizleri bu siber dünyanın her tarafına ve her alanına adeta ışınlayan bir makinedir.

Siber dünyanın sunduğu imkanlar arttıkça, gerçek hayattaki bir çok işlev siber/sanal versiyonuyla yer değiştirmektedir ki, bu da insanların siber dünyaya daha fazla bağımlı olmasına sebep olmaktadır. Siber dünya kavramı detaylı olarak incelenidiğinde bu dünyanın iki farklı profilde insanlara imkan sağladığı ortaya çıkacaktır. Profillerden biri işlerini daha rahat yapabilmek için siber dünyanın imkanlarını kullanan masum insanlar, diğeri de bu dünyayı kötü amaçlı kullanmak isteyen suç şebekeleri ve hacker'lerdir.

Yıllardır kullandığım ve bu zamana kadar hiç bir sorun yaşamadığım, Windows7 Ultimate işletim sistemi ve ESET'in Nod32 antivirüs proğramı yüklü masaüstü bilgisayarımın hem kendi iç dosya erişimlerinde, hem de internet üzerindeki adres erişimlerinde kaç gündür bir ağırlık yaşamaktaydım. Bilgisayarımdan kayıtlı bir dosyayı çağırdığım da dakikalarca dosyanın ekrana gelmesini bekliyorum, internet üzerinden bir adrese erişmek istediğimde de yine dakikalarca adresin ekrana gelmesini bekliyorum. Bu aksaklığa sebep olabilecek tüm nedenleri donanımları ile birlikte tek tek gözden geçirerek gerekli tüm düzenlemeleri yeniden yapılandırdıktan sonra sonucun yine değişmediğini gördüm. Geriye tek bir yol kalıyordu o da bilgisayarıma format atıp işletim sistemini yeniden kurmak. Bu işlemi de tam iki kez ayrı ayrı uyguladıktan sonra yine sağlıklı bir sonuç elde edemedim.

Uzun zamandır aklımda olan ve daha önce de Linux işletim sistemi çekirdeğini kullanan PARDUS milli işletim sistemini kurduğum bilgisayarıma, yine Linux'un çekirdeğini kullanan Kali-Linux işletim sistemini, güvenli bir işletim sistemi olması nedeniyle bilgisayarıma kurmaya karar verdim.

Başlangıçta biraz zorlansam da daha önce de Linux'un dağıtımları üzerinde yaptığım araştırmalar sonucu edindiğim tecrübe ile Kali-Linux işletim sistemini bilgisayarıma kurdum. Siz de benim gibi inanmakta biraz zorlanacaksınız ama, Windows işletim sistemi ile yaşadığım sorunların hiç birini yaşamadan Kali-Linux işletim sistemi yüklü bilgisayarımı çok rahat bir şekilde kullanabildim. Hatta size şunu da ilaveten söylemek istiyorum. Windows7 işletim sistemi ile okuyamadığım iki adet DVD'yi bu işletim sisteminde okuyarak belge ve fotoğraflarıma ulaştım.

Yazım biraz uzun oldu galiba, ama sonuç olarak şunu söylemek istiyorum. Windows işletim sistemi, Linux dağıtımlarına göre çok daha yaygın bir şekilde kullanıldığı için, yukarıda bahsettiğim siber dünyanın tüm saldırı şebekeleri ve hacker'ler, Windows işletim sisteminin açıkları üzerinde yoğunlaşarak, Windows işletim sistemleri üzerinden kullanıcılara zarar vermektedirler. Ama Linux işletim sistemi çekirdeğini kullanan açık kaynak kodlu Linux dağıtımları, kullancılarının azlığı ve sistemin Windows'a göre çok daha korumalı ve güvenli olması, suç şebekeleri ve hacker'lerin işlerini zorlaştırmaktadır. Benim gibi bilgisayarı ile ilgili sorun yaşayanlara, Kali-Linux işletim sistemini bilgisayarlarına kurmalarını tavsiye ederim.

Selam ve dualarımla.

Recep Altun

10 Kasım 2015 Salı

Atatürk


Mustafa Kemal 1934'de Atatürk soyadını almıştır. Hiç bir büyük Türk, ondan önce "-Türküm!" dememişti. Türk, Osmanlıca'da kaba ve köylü demekti. Şehir efendisi alafranga; Osmanlı, alaturka ise, Müslüman'dı.

Atatürk Cumhuriyet'in onuncu yıldönümündeki kısa nutkunu şu sözlerle bitirmiştir.: "Ne Mutlu Türküm Diyene!"

O bir milliyetçi idi; fakat ırkçı değildi. Onun anlayışında vatan Türkiye, Türk'de Türkiye'li demekti. Bir gün kendisine:

-Ya öteki Türkler? Diye sormaları üzerine:

-Hepsinin vatanı burası. Hepsi için yurdumuzda yer var, cevabını vermişti.

Yüce önder Mustafa Kemal Atatürk'ü, ebediyete intikalinin sene-i devriyesinde rahmetle, minnetle, saygıyla ve özlemle anıyoruz. Ruhu Şad olsun!

6 Kasım 2015 Cuma

1 Kasım'dan Sonraya Bakmak


1 Kasım'da sandıktan kimsenin öngöremediği bir sonuç çıkmıştır. Alınan sonuç, AK Parti açısından bir başarı tablosudur. Bu başarıda, bütün süreçte ağırlığını hissettiren Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, aktif bir seçim kampanyası yürüten Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu'nun ve ayrıca bütün AK Parti kademelerinin rolü bulunmaktadır.

Türkiye'nin önündeki olumsuz koşullar göz önüne alındığında, ülkenin bir an önce bir yumuşama dönemine girmesi elzemdir. Başbakan Davutoğlu'nun pazar akşamı yaptığı konuşmalarda "Türkiye'yi her türlü kutuplaşmadan, her türlü çatışmadan, her türlü gerilimden çıkaracağız." şeklindeki sözleri, artık kendisinin de bu ihtiyacı hissettiğini gösteren önemli bir çıkıştır.
*               *               *
Sayın Davutoğlu'nun "Türkiye şu andan itibaren yapılan tartışmaları geriye bırakarak, gelecek hedeflerine odaklanmalıdır". "Milletimiz istikrar istedi, güven istedi, meselelerine çözüm istedi". "Demokrasiden, hukuktan, merhametten, şefkatten, sevgiden geriye bir adım gidilmeyecektir". "Herkesin hukuku güvence altındadır ve herkesin hukuku, 78 milyon vatandaşımızın hukuku mutlak şekilde korunacaktır". "Bütün vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği, fikir ve inanç özgürlüğü bizim teminatımız altındadır" sözleri iyimserlik yaratmıştır.

Bu alanda herkese, öncelikle de iktidara büyük sorumluluklar düştüğü tartışılamaz, İktidarın bu yönde toplumun bütün kesimlerini ikna edecek somut adımlar atmasını, "78 milyonu kucakladığı" yolundaki sözlerini gerçekten hayata geçirmesini diliyoruz. Gerilimlerin aşılabilmesi, aynı zamanda muhtelif mecralardan verilen mesajlarda gösterilecek özene de bağlıdır. Keza, ülkede giderek yaygınlık kazanan şiddet dilinin de bir an önce durdurulması gerekiyor.
*               *               *
Hürriyet olarak, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını güçlendirmek, hukukun üstünlüğünü hakim kılmak, devlet içindeki her türlü illegal yapılanmayla hukuk içinde mücadele etmek, ülkemizin çoksesliliğini yaşatmak, düşünce ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere tüm özgürlük alanlarını genişleterek demokrasiyi güçlendirmek, nefret ve ötekileştirme söylemlerine itibar etmeyerek birleştirici ve kaynaştırıcı bir rol oynamak ve terörü ortadan kaldırmak için atılacak her adımın yanında olacağımızı belirtmek isteriz.

Bu beklenti ve temennilerle 1 Kaşım seçim sonuçlarının ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını dileriz. HÜRRİYET GAZETESİ

4 Kasım 2015 Çarşamba

Al Başkanlığı Ver Özerkliği


Merhabalar.

1 Kasım seçimleri sonucu, parlamentodaki milletvekili dağılım tablosu, siyasi partilere göre ele alındığında; “Al Başkanlığı Ver Özerkliği” pazarlığını kolaylaştıracak gibi görünüyor. Daha önce “Seni Başkan yaptırmayacağız!” diyen Demirtaş, şimdi ise "Başkanlık konusunu tartışabiliriz" gibi olumlu mesajlar vermeye başladı bile. 7 Haziran öncesinde ve sonrasında Meclis’te bu denge yoktu. 1 Kasım 2015 seçim sonucunda ortaya çıkan bu tablo, AKP ve HDP işbirliğiyle anayasa değişikliğinin yapılabileceğini göstermektedir. Çetin müzakereler sonucu oluşacak yeni anayasada Başkanlık karşılığında özerk bölgelere yer verileceği muhakkktır. Özerklik konusunu da vatandaşa “Özerklik, Başkanlık yönetiminin ruhunda var!” diye işin içinden çıkacaklardır.

Kim bilir bizleri daha ne sürprizler bekliyordur!..

Selam ve dualarımla
Recep Altun

31 Ekim 2015 Cumartesi

Hayır Diyen Kimdi?


Katakulliye gelme ey halkım
algı oyununun elinde heder olma ey halkım
hakikatın eğilip bükülmesine rıza gösterme ey halkım...
Hayır diyen Bahçeli değil, Davutoğlu idi.
Üstelik nikah masasında "Evet" dediği halde...
Yani "Evet" deme tecrübesi olduğu halde...

Kaynak: Hürriyet Gazetesi

28 Ekim 2015 Çarşamba

Cumhuriyetimiz Sonsuz Olsun

Merhabalar.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, kahraman Türk milletinin gayret ve fedakarlığıyla, bağımsızlık mücadelesi sonucunda elde edilen ve eşsiz bir zaferle kurulan Cumhuriyetimizin 92. yıldönümü münasebetiyle, tüm milletimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyorum.

Selam ve dualarımla.

23 Ekim 2015 Cuma

Vay Bu İnsanlığın Haline!


Merhabalar.

Her geçen gün insan, daha değerli bir varlık olacağı yerde, değer yitirmeye devam ediyor. En son güven denen değerimizi de yitirdik. Aile içindeki bireylerin bile birbirlerine güveni kalmamış; nefis ve onun kamçısı olan hırs, insanlığı tahakkümü altına almış, birbirleri ile maddi alanda ve şeytani yollarda yarışır ve savaşır hale getirmiştir.

Cenab-ı Hakk tarafından özümüze yerleştirilen sevgi ve onun insanlar arasındaki bağını oluşturan saygı kaybolmaya yüz tutmuştur. Bu bağlamda biz, insanlar arasında güzel ve sağlıklı ilişkiyi nasıl sürdüreceğiz?

İnsanları birbirleri ile kucaklaştıran ve yakınlaştıran din de değer kaybına ve erozyona uğramaktadır. Eğer din de elden giderse, "vay bu insanlığın haline!" demekten başka bir şey gelmiyor elimden...

Selam ve dualarımla birlikte Rahman ve Rahim olan Allah'a emanet olun.

17 Ekim 2015 Cumartesi

Kaş Yapayım Derken Göz Çıkarmadan

Bunalımdaki İnsan
Bunalım geçirmekte olan bir insanın üstüne üstüne gitmek, tahrik etmek, dalga geçmek, bir bombanın pimini çekmek gibidir. Aslında ne problemi yaşayan kişi ne yapacağını bilmektedir, ne de etrafındakiler öyle bir şey yapacağına inanmaktadırlar. Blöf yaptığını zannederek daha da üzerine gidildiği olur.

Sakın ha sakın, karşıdaki kişinin akl-ı selimi kaybetmemesi gerekir ki, korkulan olmasın... Ölmeyi veya öldürmeyi aklına koymuş, düşünce yapısı bozulmuş bir kişiye güya mani olmak maksadıyla, "Hadi yap da görelim, nerede sende o yürek! Ben bu sözleri çok duydum, ezberledim artık!" gibi sözlerle hitap etmek, cinneti elim bir faciaya dönüştürür, hem de sayılamayacak kadar az saniyeler içinde akıl almaz hadiseler cereyan eder. Yapan da şaşırır, yaptıran da, bakan da...

Recep Altun

16 Ekim 2015 Cuma

Kaht-ı Rical

Sinop'lu Diyojen
Filozof Diyojen'in "gerçek adam"ı aramak için gündüz fener yaktığını herkes bilir. Fenerle ne aradığını soranlara, onların dikkatini çekmiş olmanın hazzıyla, "Adam arıyorum, adam!" dermiş. Yani demek ister ki, sureta adam/şeklen insan çok, fakat sireta adam/ahlaki ve manevi açıdan gerçek insan yok...

II. Abdülhamid'in kızı, babasının hatıratını ihtiva eden kitabında babasının, " Bu milletin uğradığı en büyük sıkıntı Kaht-ı rical meselesidir." dediğini nakleder. Ki, o koca sultan, sadrazam tayin etmek istemiş, fakat devlet adamı sıfatını taşıyan bir kimseyi bulamamanın sıkıntısı ile "Ah kaht-ı rical!" diye inlemiş.

Bu deyim Osmanlı'dan bize miras ve birçok sorunun kaynağını iki kelimeyle ifade edebilme yönüyle muhteşem bir kavramdır. Adam gibi görünen, ama adam olmayanların elinde kalan bir imparatorluğun neden yıkıldığı da bu iki kelimede gizlidir.

Kaht-ı rical, yani "Muteber adam kıtlığı"

Araştırma: Recep Altun

15 Ekim 2015 Perşembe

Ağnadın mı?

Süleyman Demirel
Demirel'e ülkenin durumu hakkında ne düşündüğü sorulmuş...

Demirel de soruyu yönelten kişiye:
- "Bak sana bunu bir fıkrayla anlatayım da pazar neşesi olsun" demiş. Demirel'in anlattığı fıkra şu:

Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş.Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek var.... Karakuşi Kadı, fırıncıya:

- 'Ben bunu aldım' demiş.'  Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş. Az sonra ördeğin asil sahibi gelmiş:

- 'Hani bizim ördek?' Fırıncı boynunu büküp:

- 'Uçtu' deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış... Gayrimüslim de peşinde kovalıyor...

Bir duvardan atlarken, bilmeden duvarın öteki tarafındaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış... Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak Karakuşi Kadı'nın karşısına çıkarmışlar. Kadı sırayla sormuş...

Ördeğin sahibi,
- 'Bu adam ördeğimi hiç etti' diye şikayet etmiş.

Karakuşi Kadı, fırıncıya sormuş:
- 'Ne yaptın bu adamın ördeğini?'

Fırıncı
- 'Uçtu' demiş.

Kadı, kara kaplı defterini açmış:

- 'Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar 'Uçar' anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil' diyerek, fırıncının ördek işinden beraatına karar vermiş. Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş. Onun şikayetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş:

- 'Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla...

Davacı:
- 'Benim tek gözüm çıktı. Şimdi ne olacak?' diye sorunca Karakuşi Kadı

- 'Şimdi' demiş, 'Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız. Tabii gayrimüslim şikayetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.

Çocuğunu düşüren kadının kocasına da Karakuşi Kadı:

- 'Tamam' demiş, 'Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.' Böyle olunca adam da şikayetini anında geri almış, fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi'ye:

- 'Senin şikáyetin nedir bre?' Yahudi bir süre düşündükten sonra ellerini açmış,

- 'Ne diyeyim kadı efendi' demiş, 'Adaletinle bin yaşa Sen, e mi !'

Demirel bu fıkrayı anlattıktan sonra kendisini dinleyen topluluğa dönerek, kıssadan hisse:

- Ananı "öpen" kadı ise, kimi kime şikayet edeceksin?.. Bugün ülkedeki durum bu! Agnadın mı?

14 Ekim 2015 Çarşamba

Artık


Halife olarak yaratıldık
Üflenen ruhtan can aldık
Meleklere bile ayan olmuş
Yeryüzünü kana buladık.

Bozguncu ve kan döken
Bir mahluk olarak tanındık
Sürüldüğümüz günden beri
Yeryüzünde hep kan akıttık.

Sonu yok bu vahşetin
Kıyamete dek sürecek
Kim bilir daha ne canlar
Bu oyuna kurban gidecek.

Terazisi yok bu dünyanın
Alma mazlumun ahın
Hesabını vermek zordur
Mahşere kalan günahın.

Allah’tan kork;
Kuldan utan artık,
Bu millet uyandı
Sana zırnık yok artık!..

Recep Altun

20 Eylül 2015 Pazar

Adha Bayramı


Merhabalar.

Malumunuz dini baramlarımızın ikincisi olan Kurban bayramına sayılı günler kaldı. Kurban fiyatları el yakıyor. Kurban kesmek isteyen emekli, memur ve işçi kardeşlerimiz, bir aylık maaşını kesceği kurbanlık hayvana ödemesi gerekiyor. Kurban bayramında ibadet niyeti ile kurban kesmek hür, mukim, (yolcu olmayan), müslüman ve zengin kimseye vacibtir. Zenginden maksat, temel ihtiyaçlarından başka, artıcı olsun veya olmasın; en az iki yüz dirhem gümüş değerinde bir mala sahip ve fitre vermekle yükümlü olan kimselerdir.

Demir Alma Vakti


Merhabalar.
Artık demir alma vakti gelmişse bu limandan. 
Uçsuz bucaksız denizlere açılmak istiyorum.
Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.
Sizleri çok, ama çok seviyorum...
Recep Altun.

9 Eylül 2015 Çarşamba

Nutuklara Gömülen Yiğitler


Televizyondan yükselen mekanik ses efkâr olup çörekleniyor yüreğimizin orta yerine:

“Hakkari’nin Çukurca ilçesinde arazi araması sırasında mayın patladı. Patlamanın ardından 1 asker şehit olurken iki asker yaralandı… “

Aynı haber, aynı hissiz ifadeyle daha önce kaç kez okundu bu ekranlardan, kim bilir daha kaç kez okunacak ve kim bilir kaç vicdansızın yüzünde daha tuz-buz olup dağılacak.

7 Eylül 2015 Pazartesi

Dağlıca


Dağlıca Saldırısında 16 Şehidimiz Var!
Yüreklerimiz Yanıyor!..


5 Eylül 2015 Cumartesi

İman Zayıflığı


Merhabalar.

Sabah ezanları okunuyor. Saat şu anda 05:18. Uyku tutmadı. İyi ki de tutmadı, yoksa sabah namazlarını hep kaçırıyorum. Zaten bu aralar diğer vakit namazlarını da hep aksatıyorum. Allah'tan hayırlısı. Hani bir söz vardır "iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır" diye. Ne dersiniz? Ben bugün iğneyi kendime batırmakla işe koyulacağım. Hani bir söz daha vardır. "Allah'ın bildiğini kuldan saklamamak" diye. Bence her zaman dürüst olmak ve başkalarıyla birlikte kendimizi de kandırmamak gerekiyor. Daha önce de ara ara her vaktini kılmaya çalıştığım namazlarımda bir türlü tertip sahibi olamadım. 2006 yılında tekrar tertip sahibi olarak başladığım namazlarımı şu son zamanlarda yine aksatmaya başladım. 

2 Eylül 2015 Çarşamba

Marka Hayranlığı


Merhabalar.

Blog arkadaşlarımdan sayın Gökhan Tekin bey,  "Bir Markaya Hayranlık Duymak" başlığı ile ilgili beni mimlemiş. Kural gereği mimlediği arkadaşları arasına beni de aldığı aldığı için, kendisine çok teşekkür ederim. 

29 Ağustos 2015 Cumartesi

Zafer Bayramı


Bu bayram, Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkının, yani Türk milletinin bayramıdır.

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun! 

20 Ağustos 2015 Perşembe

Terör Belası

Terör Olayının Yaşandığı Yol Güzergahın Fotoğrafı 

Merhabalar.

Gün geçmiyor ki,  milletimizi derinden üzen bir şehit haberi almayalım. Ülkemizin güvenliği ve birliği için görevi başında şehit edilen tüm güvenlik güçlerimiz bizlerin kardeşleridir. O şehitler bizimdir, bizim kardeşlerimizdir. Her ne kadar, “ateş düştüğü yeri yakar” sözü doğru olsa da her bir şehit haberinde ciğerlerimiz kavrulmakta, yüreklerimiz yanmaktadır.

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Biz Barış İstiyoruz

Van İlindeki Sivil Toplum Kuruluşlarının Barış Yürüyüşünden Bir Fotoğraf Karesi.

Merhabalar.

Terörün hiç haklı bir tarafı yoktur, olamaz da. Terör, her zaman toplumlarca lanetlenmiş, gayrimeşru silahlı bir örgüt eylemidir. Ülkemizdeki bölücü PKK terör örgütünün silahlı eylemleri yüzünden asker ve polis eşleri, anaları, babaları ve çocukları her gün kapılarını çalacak acı bir haberin tedirginliğiyle yaşamaktadırlar. Ülkede huzur kalmamıştır. Bu durumdan kimlerin memnun olduğu belli olup, bu işin sonunun nereye varacağı da bellidir ve bu sonuç hepimizi ziyadesiyle üzecektir.

31 Temmuz 2015 Cuma

Kan ve Gözyaşı


Cenab-ı Hakk, ülkemizi yeniden kana ve gözyaşına boğanlar ile müsebbiplerini helak etsin inşAllah!..

26 Temmuz 2015 Pazar

İzleyiciler Eklentisi


Benim izleyiciler eklentim çalışmıyor. Acaba sizinki çalışıyor mu? İzleyiciler eklentinizin çalışıp çalışmadığını hiç kontrol ettiniz mi? Benim izleyiciler eklentisine "Sabahattin" isimli bir kardeşimiz katılmış ve profil simgesini bırakmış. 278'nci üye arkadaşımın profil bilgilerini görmek için simgesini tıkladığım da izleyiciler eklentisi aşağıda görüntüsünü verdiğim şekle dönüşüyor, yani kişinin profil bilgilerini açmıyor.

İki Dirhem Bir Çekirdek


Merhabalar.

Bu gün, gündemden çıkarak, Pazar gününe yakışacağını ümit ettiğim, zarif bir nükteden bahsedeceğim. 

Giyim kuşamına özen göstermiş, şık ve süslü kıyafetleriyle dikkat çeken insanlar hakkında sık sık "iki dirhem bir çekirdek" sözü kullanılır. Bu yakıştırma ağırlık ölçüsü olarak okkanın kullanıldığı eski devirlerden kalmadır.

25 Temmuz 2015 Cumartesi

Eller Değil Gönüller Titresin

Temsili Fotoğraf

Merhabalar.

15 Mart 2011 tarihinde başlayan Suriye iç savaşından bu yana ülkemize sığınan Suriye'li mültecileri her yerde görmek mümkün. Kendimi bazen onların yerine koyarak empati de yapıyorum. Ülkemizde de (Allah korusun!) böyle bir iç savaş çıkmış olsaydı, bizler ne yapardık diye hep düşünmüşümdür. Yerleşim yerlerindeki metruk binalar ve terk edilen gecekondular Suriye'li göçmenlerin barınağı oldu. Kucaklarında çocukları ile kaldırımlarda dileniyorlar. Bu zamana kadar kaldırımlarda dilenen hiçbir Suriye'li göçmene sadaka vermemiştim. Gazete almaya gittiğim güzergah üzerindeki kaldırımda kucağında çocuğu ile dilenen Suriye'li göçmenlere hep bakar geçerdim. Bu gün yine gazete almaya giderken kaldırımda yine aynı Suriye'li göçmeni gördüm ve baktım;ellerimin değil de gönlümün titrediğini hissettiğim için, ona bir sadaka verdim. Sizler de böyle bir tablo ile karşılaşırsanız bakın, elleriniz değil de gönlünüz titriyorsa, sadaka vermekten asla imtina etmeyin. 

23 Temmuz 2015 Perşembe

Memleket İsterim















Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.


Cahit Sıtkı TARANCI

Hepimiz aynı memleketi istemiyor muyuz?..

20 Temmuz 2015 Pazartesi

İmrahor Vadisi

Ankara’nın güneydoğusunda bulunan İmrahor Vadisi, güneyinde Eymir Gölü, kuzeyinde Mamak viyadüğü arasında kalan, önemli rekreasyon alanlarından birisidir.

16 Temmuz 2015 Perşembe

Fıtır Bayramınız Mübarek Olsun!


"Fıtr" kelimesi yarmak, yaratmak, ilk yaratılış durumu, orucun sona ermesi gibi manalara geliyor. Bizim "Ramazan Bayramı" dediğimiz bayramın da asıl adı "Fıtır Bayramı"dır; çünkü bu bayramın bir manası da oruç ibadetini başarı ile yapan müminlerin oruçlarını açtıkları, böyle bir ibadete muvaffak oldukları için Allah'a şükrettikleri, O'nun lütfettiği maddi ve manevi nimetlerle mutlu oldukları, bu mutluluğu sevinç ve nezih eğlencelerle de gösterdikleri, bu güne mahsus maddi yardım (fıtır sadakası) ile nimeti paylaşarak neş'e ve sevinci yaygın hale getirdikleri gündür. 

Teleferik

Merhabalar.

Ankara ili Yenimahalle ilçesi ile Şentepe semti arasındaki 3.257 metre uzunluğundaki teleferik hattını kullanarak seyahat etme imkanını bulunca fırsatı hemen değerlendirdim ve Keçiören'den 414 nolu Ego otobüsüne binerek Yenimahalle ilçesine gittim. Teleferik yolculuğumuzu Yenimahalle'deki istasyondan başlatmış olduk. 

Yenimahalle İlk İstasyon
 Yenimahalle-Şentepe arasındaki bu teleferik sisteminde tam 106 adet kabin hat üzerinde dolaşmaktadır.

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Değnekçi Terörü


Merhabalar.

Plansız ve proğramsız yapılaşma ve şehirleşmenin getirdiği sıkıntıların hangi birine değineceğiz? hangi birini ele alıp tartışacağız? O kadar çok ki, saymakla tükenmez! Ancak yaşanılan sıkıntı bir cana mal olduğu zaman, günü geçiştirmek babından konuyu ele alıp tartışıyoruz, ama sorun bir türlü çözülmüyor. 

4 Temmuz 2015 Cumartesi

Arama Kutusu

Arama Kutusunun Görüntüsü

Merhabalar.

Blog sayfamda paylaştığım yazılarıma tekrar ulaşmak istediğimde, aradığımı bir türlü sağlıklı bir şekilde bulup, sayfama taşıyacak bir arama eklentisi bulamamıştım. Nihayet çok güzel ve doğru çalışan bir arama kutusu eklentisi buldum. Benim gibi sıkıntısı olanlara yardımcı olmak üzere, bu eklentinin kodlarını alacağınız yerin link adresini aşağıya çıkarttım. Sayfasında denemek isteyen kardeşlerim söz konusu "HTML" kodunu buradan alıp sayfalarında kullanabilirler. 

3 Temmuz 2015 Cuma

Doğu Türkistan

Merhabalar.

Çin zulmü altında yaşayan Doğu Türkistan Uygur Türk halkının nasıl bir vahşete ve katliama maruz kaldığını duymayan kalmamıştır. İki bin iki yüz yıllık geçmişi ile Türkistan toprakları, dünyanın en önemli ve köklü medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır.

23 Haziran 2015 Salı

Tombala


Merhabalar.

Gençliğimizdeki ramazan günlerinde iftar vaktinden sonra akşamdan başlayıp, sahur vaktine kadar kahvelerde ramazan ayı geleneği haline getirilen tombala çekilirdi. İftarını yapan genç ve orta yaşlı herkes teravih namazı kılmak için camiye değil, tombala oynamak için kahveye koşarlardı. Ben de mahalledeki arkadaşlarımla beraber teravih namazı kılmak için camiye değil, tombala oynamak için kahveye koşardım. O zamanlar ne vakit namazlarını kılardım, ne de teravih namazını. Sahur vakitlerine kadar kahve kahve gezip tombala oynardık. Gerçekten bu tombala oyunu da çok heyecanlı olurdu. İşin içinde kumar var ya, işte bu nedenle tombala oynamak insana zevk ve heyecan verirdi.