Bir Öykü Bir Destan

Kırşehir İli










Anadolu Selçukluları ve Osmanlı döneminde Sancak, Cumhuriyet Döneminde il olan Kırşehir, 02 Mayıs 1954 milletvekili genel seçimlerinde (Cumhuriyetçi Millet Partisi) CMP’ ne oy verdiği için (Demokrat Parti) DP tarafından 30.06.1954 tarihinde çıkarılan bir kanunla ilçe yapılarak cezalandırılışını bugün 65 ve daha üzeri yaşlarda bulunan insanlar hatırlayabilirler.

Osman Bölükbaşı














Adnan Menderes













İktidardaki Adnan Menderes’in Demokrat Parti’si (DP) tam 508 sandalye ile olağanüstü bir zafer kazanmıştı.  CHP ise Meclis’e topu topu 34 milletvekili getirebilmişti. Üçüncü parti Cumhuriyetçi Millet Partisi (CMP) ise sadece bir ilde, Kırşehir’de seçimi alarak 4 milletvekili çıkarabilmişti. (O zamanki seçim yasasına göre bir ilde en çok oyu alan parti o ilin bütün milletvekillerini alıyordu.)  Bu görkemli zafere karşın Menderes mutlu değildi.  Menderes oyların yüzde 58.42’sini almalarına rağmen CHP’nin yüzde 35 oy toplamasından rahatsızdı. Çevresine “Demek ki, bu memlekette demokratlaştıramadığımız yüzde 35’lik bir kitle var” demişti.ve  Menderes muhalefeti susturmaya karar vermişti.
Celal Bayar
Seçimlerden sonra Bursa’dan milletvekili seçilen Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın mazbatasını aynı ilden seçilen milletvekilleri Çankaya’ya götürdüler. (O zaman cumhurbaşkanları da partili milletvekilleri arasından seçiliyordu.) Bayar teşekkür ettikten sonra “Kırşehir’i ilçe yapacağız” dedi.  İktidar ilk darbeyi, kendilerine oy vermeyen ve Osman Bölükbaşı ile 3 arkadaşını Meclis’e gönderen Kırşehir’e indiriyordu.  Milletvekili Dr. İbrahim Öktem “Ama bu olmaz. Herhalde latife ediyorsunuz” diye itiraz etti.  Bayar “Çok ciddi söylüyorum. Göreceksiniz” dedi.  Seçimden 28 gün sonra İçişleri Bakanı Namık Gedik Anadolu Ajansı’na Nevşehir’in il yapılacağını, Kırşehir’in de ilçe olacağını ve bu yeni kente bağlanacağını açıkladı.  İşte DP’yi 27 Mayıs 1960 ihtilaline götüren olayların başlangıcı olan Kırşehir olayı böyle patlak verdi.

Turan Güneş
Gerekli yasa tasarısı hemen hazırlandı ve komisyona gönderildi. O günlerde adı yeni yeni parlayan Kocaeli Milletvekili genç politikacı Turan Güneş (1974 Kıbrıs çıkarmasının ünlü Dışişleri Bakanı) söz alarak yasaya karşı sert bir konuşma yaptı. Oylamada birinci madde reddedildi. Menderes’e haber verildi. O da 25 milletvekili ile komisyona geldi ve tasarı kabul edildi.

Menderes ve Osman Şevki Çiçekdağ
31 Temmuz 1954’de Meclis’te görüşülmeye başlanan yasa tasarısını savunan zamanın Adalet Bakanı Şevki Çiçekdağ’a , Kırşehir Cumhuriyetçi Millet Partisi Milletvekili Osman Alişiroğlu “Nankör” diye bağırdı. Alişiroğlu “Nankör” demekte haklıydı çünkü Çiçekdağ da Kırşehirliydi. Daha sonra Kırşehir Milletvekili Osman Bölükbaşı kürsüye geldi, yasayı eleştirmeye başladı. Başbakan Menderes dinlerken sürekli gülüyordu. Bölükbaşı dönüp Menderes’e şöyle dedi: “Ben konuşurken Başbakan çok gülüyor. Temenni ederim ki bu hal Aydın’ın (Menderes Aydın milletvekiliydi) başına gelmez.” Konuşmalardan sonra yapılan oylamada 39’a karşı 285 oyla Kırşehir’in ilçe olması kabul edildi. Kırşehir’in ilçelerinden Kaman Ankara’ya,  Çiçekdağ Yozgat’a,  Mucur, Avanos,  kozaklı ve Hacıbektaş ilçeleri de Nevşehir’e bağlandı. İşte Türk demokrasinin kara bir sayfasını oluşturan bir ilin iktidar partisine oy vermediği için ilçe yapılmasının öyküsü böyle.

Kırşehir’in ilçe olarak kalması üç yıl sürdü. Demokrat Parti hatasını anlayarak, 12.06.1957 günü TBMM’de kabul edilen bir kanun ile Kırşehir’in yeniden il olması sağlandı. Ancak Avanos, Hacıbektaş ve Kozaklı  ilçeleri Kırşehir’den koparıldı.

27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Ankara temsilcisi olarak Kurucu Meclis’e seçilen Osman Bölükbaşı, kendisine en büyük haksızlığı yapan devrin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes’in idam kararına karşı çıkmıştır.

Mucur kazasının Geycek Köyünden Nebi oğlu Hasan: Kırşehir’in ilçe yapılma haksızlığını aşağıdaki destanda şöyle dile getirmiştir:

Elli dört  senesi bahar ayında                       
Vilayetti kaza oldu Kırşehir                        
Terakki yılları yirminci asırda                      
Açan bir gül idi, soldu Kırşehir.                  

Halimiz yamandır nasıl edelim
Derdimizi dostlar kime diyelim
Kemal Paşa yok ki kime gidelim
Sahipsiz arada kaldı Kırşehir.

Kırşehir de Muşkara’ya aralı                 
Kazaları birbirine sıralı                              
Bölükbaşı senden hesap soralı                   
Demirkırat öcün aldı Kırşehir.                    

Menderes bu dünya sana da kalmaz
Bir oy için Koca Kırşehir yanmaz
Adliye Bakanı Osman utanmaz
Öz evladın başın yardı Kırşehir.

Derdine bulunmaz asla bir çare
Kalbine ok değdi yüreği yare
Siyaset elinde oldu  bin pare
Bayar kin eyledi böldü Kırşehir.

Nebi oğlu Hasan

Kaynak:Araştırma

1 Mayıs İşçi Bayramı



Merhabalar,

Yine,  iflas etmiş ve insanlara ne huzuru ne de mutluluğu verememiş bir rejimin uygulandığı ülkelere ait liderlerin  posterleri ve kızıl bayraklar eşliğinde kutlanan 1 Mayıs’ı izlemekteyiz. Ülkemizde emeğe saygı duymuş ve bu uğurda bir insanın verebileceği en kıymetli varlığı olan canını bile esirgememiş hiç kimse yok mu da Marks, Lenin, Stalin, Mao vs. posterleri ve kızıl bayraklar eşliğinde 1 Mayıs  kutlanmaktadır.

1 Mayıs’ı siyasetten ve ideolojilerden temizlemek ve kurtarmak gerekir.  1 Mayıs İşçi bayramıdır, emeğin bayramıdır.  Siyasetin ve ideolojilerin bayramı değildir. Nasıl “Çanakkale” denilince tek yumruk ve tek yürek olabiliyorsak, 1 Mayıs denince de aynı şekilde milli ruhumuzu bu bayrama katıp tek yumruk ve tek yürek olabilmek için, onu siyasetten ve ideolojilerden kurtarmamız gerekmektedir. Aksi halde 1 Mayıs’lar hep böyle öksüz ve sadece siyasetin ve ideolojilerin elinde tutsak bir bayram günü olarak kalacaktır. 

Ben emekçiyim diyebilenlerin,  1 Mayıs İşçi Bayramı Kutlu Olsun!

Recep Altun

Şiir


 “Şiir, kelimelerle güzel şekiller kurmak sanatıdır, başka bir şey değildir. Ama kelime nedir? Annedir, dosttur, kadehtir, hasrettir, hayaldir, yani bir mânası, bir çağrışımı, bir gölgesi, hatta bir rengi ve tadı olan nesnedir. Kelime, insanoğlundan haber verir. İnsanoğlunu işlemek her sanatkârın boynunun borcudur. İnsanoğlu, dünyanın en zengin madenidir. Kelime dedik ama kelime boş bir kalıp değil ki. . . Şairin hisleri, fikirleri, hayalleri dünya görüşü, felsefesi, her şeyi şiirde belli olur.

Şu var ki kelimeleri tanımak, sevmek, okşamasını bilmek lâzım. Hangi kelime hangi kelimeyle yanyana geldiğinde nasıl bir ışık peyda olur? Bunu bilmek lâzım. Mallarmé'nin «Şiir, kelimeler dinidir.» demesi bundandır. Öyledir de.  Ata binmek, ok atmak, elbise dikmek, kundura yapmak, hattâ boyamak ne ise şiir de odur, yani ustalık ve ihtisas işi. En zengin bir malzeme, kötü şairin elinde berbat olur gider. Tıpkı harikulâde bir İngiliz kumaşının kötü bir terzi elinde heba olup gitmesi gibi. Sanat, terzilikte olduğu gibi, makas meselesidir. Makasdar olmak lazım.”

(Cahit Sıtkı Tarancı, Şiir Sanatı, istanbul 1989)