Temizlik İmandan Değil Koronadanmış


Merhabalar.
Hepinize koronasız ve sağlıklı günler dileyerek mektubuma başlamak istiyorum. "Temizlik imandandır" şeklinde bir söylem vardır ve bu söylemi hemen hemen hiç duymayanız yoktur. Kendi kendime bu sabah düşündüm ve koronanın hayatımıza bulaştığı günden beri uyguladığımız hijyen ve temizlik uygulamalarımıza bakınca, demek ki temizlik imandan değil, koronadamış diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım. 

Kendimi övmek için değil, yaratılıştan bende değişik bir el temizliği alışkanlığı var. Büyüklerimin bana söylediğine göre, küçükken ellerim yağ olur diye ekmek tutmazmışım. Kendimi bildim bileli ne iş yaparsam yapayım ellerimi sık sık yıkarım, sadece bu yıkama süresi belki 20 ya da 30 saniye kadar değildi. 

Konuyu şuraya bağlamak istiyorum. Aslında koronanın olmadığı normal sağlıklı günlerimizde bile beden ve çevre temizliğimize aynı ihtimamı göstermemiz gerekir. Toplu taşıma aracını kullandıktan sonra olsun, umumun kullandığı ve insan elinin dokunduğu tüm düzeylere dokunduktan sonra mutlaka el temizliğine özen göstermemiz gerekir. Bugün belki korona var; yarın bizleri ne sürprizlerin beklediğini bilemeyiz; ama her zaman hijyen ve temizlik kurallarına uymakta önce kendi sağlığımız ve sonra toplum sağlığı açısından fayda vardır diye düşünüyorum.

Hepinize koronasız sağlıklı günler dilerim. Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

Türk Telekom


2019 yılı Haziran ayında Türk Telekom internet aboneliğimi, Ankara'dan  memleketime (Kaman) naklettirdim. Altı ay kadar Kaman'da kaldıktan sonra, tekrar Kasım ayında Ankara'ya geldim ve internet aboneliğimin bu sefer de Kaman'dan Ankara'ya nakil isteğinde bulundum. Türk Telekom, altyapı yetersizliği sebebiyle naklimi gerçekleştiremedi. İki yıl taahhütlü internet aboneliğimin tek taraflı iptal talebim üzerine hiç bir ceza-i işleme tabi olmadan Türk Telekom tarafından aboneliğim iptal edildi. 

Bütçeme uygun bir internet hizmeti sağlayacak kurum buluyorum, altyapı yetersizliği nedeniyle internet aboneliği tesis edilemiyor. Altyapı sorunu olmayan internet hizmeti veren firmaların da fiyatları çok yüksek olduğu için ben alamıyorum. Sizin anlayacağınız Kasım 2019 ayından bu tarafa sabit ev internet bağlantım yok. Ben de artık başka türlü bir çözüm yolu buldum ve GSM hattı üzerinden küçük internet paketleri satın alarak acil internet ihtiyaçlarımı karşılıyorum.

Bu nedenle Uzun bir süre blog sayfamda paylaşma yapamadığım gibi, Blogger arkadaşlarımın da paylaşımlarını takip edemedim. İnşAllah en kısa zamanda altyapı sorunu olmayan bana uygun bir ev internet aboneliği hizmeti veren platform bulurum da blog paylaşımlarıma ve takiplerime devam edebilirim. Bu arada blogsuz geçen zaman içinde paylaşmaya değer güzel şeyler yaşamakla birlikte elbette kötü şeyler de yaşadım.

Tüm dünyayı kırmızı alarm seviyesine geçiren Covid-19 can almaya devam ederken bizler de virüsten korunmak için evlerimize kapanmak zorunda kaldık. Ben zaten yaşım (65) itibariyle risk grubundayım. Uzmanlar, önümüzdeki iki haftanın çok kritik olduğunu söylüyorlar. Bizler de Bilim Kurulunun ve Hükumetin aldığı kararlara uyuyoruz. İnşAllah en kısa zamanda bu virüs felaketinden de kurtulur, bir an önce eski sağlıklı günlerimize döneriz.

Selam ve dualarımla birlikte sağlıklı günler dilerim. 


Kış Geliyor


Kış geliyor. Yağışlar başlamadan, havalar soğumadan. Çatıları elden geçirmek gerekiyor. Kırık kiremitler, çatlak mahyalar değiştirilir. Çatı ve yağmur olukları süpürülerek temizlenir. Aksi halde, yağışlar başlayınca bu işleri yapmak mümkün değildir. Islak kiremitli çatılarda yürüyemezsiniz. 

Ben de Hollanda'da yaşayan dayımın evinin çatısını elden geçirdim. Artık evin çatısı kışa hazırdır. Yaşıma göre biraz riskli bir uğraş ama, kendimi hala bu işleri yapacak güç ve kudrette hissediyorum. Eğer Cenab-ı Hakk izin verirse, elbette günün birinde yürümekte bile zorlanacağımız günleri de yaşayacağız. 

Cenab-ı Allah, hiç bir kulunu bir başkasına muhtaç etmesin. Ömrün de ölümün de hayırlısını versin. Bir başka blog yazısında buluşmak ümidiyle şimdilik hoşça kalın. 

Takvimden Bir Gün


21 Eylül, Cumartesi;

Tam üç aydır, durup dinlenmeden mütemadiyen deliler gibi çalıştım ve tam 10 kg. verdim.  Bu arada her sabah ve her akşam bisiklet de sürdüm. Eğer kendimi böyle delicesine işe vermemiş olsaydım, babamın yokluğuna alışmam çok zor olacaktı. Rahmetlinin evinde ve bahçesinde onun dokunduğu şeylere dokunmak ve onun kullandığı şeyleri kullanmak, bana babamı hatırlattığı için, mütemadiyen üzgün ve buruk bir zaman geçiriyorum. Dokunduğum ya da kullandığım her şey bana onu hatırlatıyordu.  Hem ağladım,  hem de çalıştım.   Ağlamak bana iyi geldi ve beni rahatlattı.

120 Kg. kabuklu domatesten salçamızı yaptık.

Kaz Dağları


Bir tane de olsa, yeşil ağaç kesenin başını kesmeli. Yeşil deniz diye bir kavramla taçlandırdığımız bu güzelim ormanlarımızı acımadan kese kese, yaka yaka bitiremedik! Kıyamete kadar ülkemizin refahta kalacağını da bilsem, birini bile kesmeye gönlüm razı değildir. Kimin ülkesinde olursa olsun, hele de yangınlar çıkararak ormanlarımızın yok edilmesine yüreğim dayanmıyor. Orman yangın haberleri beni kahrediyor. Ben de bu fotoğraf karesini internetten aldım ve günlerce görsel ve yazılı basında Kaz Dağlarındaki bu orman katliamı konuşuluyor. Yeşili ve ülkesini seven biri olarak bu katliama seyirci kalmadığımı göstermek ve söz konusu "AĞAÇ KATLİAMINA DUR!" demek için bu bloğu paylaşmak suretiyle tarafımı belirlemek ihtiyacını hissettim. 

Buradan yetkililere sesleniyorum: Kaz Dağlarından çıkarılacak olan altın madeninin büyük bir kısmını yabancılar ülkesine götürürken; size bırakılan pay, bu güzelim ormanlarımızı yok etmeye değer mi?.. Vicdana gelin, insafa gelin ve bu ağaç katliamına bir son verin. Aksi halde, bu gidişle soluyacak havamız bile kalmayacak!..