30 Temmuz 2021

Mülteci Çöplüğü Türkiye

ABD'nin Afganistan'dan çekilme kararının ardından ülkeden Batı yönlü çok sayıda mülteci çıkışı olduğunu, Avrupa Birliği (AB) tarafından yakından ve endişeyle izlendiğini, Türkiye'deki Suriyeliler için yeni bir mali destek sağlama aşamasında olan AB Komisyonunun, Türkiye'yi bir kez daha mülteci krizi bağlamında odağa yerleştirme potansiyeli olan bu olası dalga için kullanılmak üzere kaynak yaratma çabası içinde olduğunu basılı ve görsel haberlerden öğrenmiş bulunmaktayız. 

Hükumet kanadından birileri hala dünya lideri olduğumuzu ve Almanya’nın bizi kıskandığını söyleye dursun; Türkiye, Avrupa Birliği’nin (AB) gözünde mülteci çöplüğüdür. Önce Almanya Şansölyesi Merkel’in sonra Avusturya Başbakanının açıklamalarından da anlaşılacağı üzere AB’nin ülkemize bakış açısı: “parasıyla değil mi kardeşim atarız önünüze 3-5 milyar Euro, siz de tıpış tıpış kabul edersiniz. Üstelik iktidarınız dünden razı, ayrıca mülteci kabul edeceğiniz ülkelere kültürel olarak da yakınsınız daha ne olsun” çizgisinde. 

Ülkemizin en az yarısına yakın bir kısmı modern Batı dünyasının bir parçası olmak, en azından Cumhuriyet, demokrasi ve seküler yaşam açısından o tarafta yer almak istemekle birlikte başka ülkelerden mülteci ve göçmen kabulüne de karşı çıkarken, AB'nin bu tavrı kabul edilebilir değil. Hele hele bu kesim, bu kadar göç ve mülteci konusunda endişe yaşarken, kör göze parmak misali Akp'nin bu politikalarına içeriden çeşitli unsurlarla destek vermek nasıl bir akıl tutulmasıdır anlaşılır gibi değil. 

Türkiye'de değişik ülkelerden göç eden insan sayısının kimliği, kişiliği tam olarak bilinmemekle birlikte, 11 milyon civarından olduğu söyleniyor. Yunanistan'ın nüfusunun 10.7,  İsviçre'nin nüfusunun 8.5 milyon olduğu nazara alındığında, bir ülke nüfusundan daha fazla göçmeni, Türkiye'nin değil, hiçbir ülkenin kabul etmeyeceği ve kaldıramayacağı açıktır.  

Bu tehlikeli göçü önlemek adına görüş açıklayan ya da aynı görüşü paylaşan, aynı şekilde düşünen kişileri ve halkı korku ve endişeye sevk ederek susmalarını sağlamak için, “halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek, ırkçı söylemlerde bulunmak” gibi hayali ve ağır bir suçlamayla karşı karşıya kalacağımızı bilmekle birlikte; hiçbir ülkeden mülteci ve göçmen kabulünü onaylamadığımızı ve şiddetle karşı çıktığımızın bilinmesini istiyor ve haksızlık karşısında susan dilin şeytan olduğunu bilen ve söyleyen herkesten de aynı hareket ve desteği bekliyoruz.

19 Temmuz 2021

Akbelen

 

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'den cep telefonlarımıza gönderilen bayram mesajı metni aynen şöyledir: "Yeşile hasretimiz biterken, özenimiz bitmesin. Ormanlar nefesimiz. Yeşil vatanı koruyalım, kollayalım. Hayırlı bayramlar."

Eee sayın Orman Bakanı, "bu ne perhiz bu ne lahana turşusu" Siz bir bakan olarak ormanlarımızı böyle mi koruyorsunuz? 

Limak Holding ve IC İçtaş’ın sahibi olduğu YK Enerji, işlettiği Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinde kullanılacak linyit için Akbelen Ormanı’nı maden ocağına dönüştürmek istiyordu. YK Enerji, linyit ocaklarını ruhsat sahibi olduğu ormanlara doğru genişletmek için Orman Genel Müdürlüğü’nden izin aldı. Ancak İkizköylüler verilen orman izninin iptali için dava açtı. Davada henüz karar çıkmadan ağaç kesimlerine başlanmasını önlemek isteyen İkizköylüler, 22 Nisan’da Akbelen Ormanı’nda nöbet başlattı.


Muğla'da İkizköylülerin koruduğu Akbelen Ormanı'na orman kesim ekipleri girerek ağaç kıyımına başladı. Ormana yönelik katliam girişimine karşı aylardır mücadele veren İkizköylüler yürütmeyi durdurma istemiyle dava açarken karar beklenmeden ağaç kesimi başladı. AKP iktidarı ormanları katletmeye devam ediyor. Amaç 5'li çeteye yeni rant alanları yaratmak.

Akıl var, mantık var. Termik santrali yüzünden ağaçlara kıyılır mı? Dünyanın neresinde böyle bir uygulama var, Allah aşkına..? 

18 Temmuz 2021

Stajyer

 

70 yaşında dul bir emekli olan Ben Whittaker (Robert De Niro) hala yapabileceği bir şeyler olduğunu göstermek için genç ve güzel Jules Ostin (Anne Hathaway) tarafından kurulmuş bir moda sitesine kıdemli stajyer olarak katılır... 

Bu filmi televizyon kanalarında tam üç kez izledim ve çok beğendim. Sizlerin de izlemesini öneririm. Söz konusu film, bu aralar televizyon kanallarında gösterimdedir. En son TRT1 kanalında izledim. Bu filmde, her kesimden herkesin alabileceği bir şeyler olduğunu düşünüyorum. 

Söz konusu filmin sahnelerinden yukarıdaki fotoğrafı paylaşmamın nedenine gelince: Eğer bu film Türk yapımı bir film olsaydı, Jules'in eşinin kendisini aldatmasını hazmedemez ve ilk yakınlaştığı erkekle birlikte olarak bunun intikamını alırdı. Erkek de bunu bir fırsat olarak değerlendirip kadından faydalanmaya çalışırdı. Ama filmde kesinlikle böyle bir şey olmadı. Ne Ben Whittaker, ne de Jules Ostin fiziken birbirlerine çok yakın olmalarına rağmen, böyle duygusal bir saçmalık ve aptallık yapmadılar. Aralarında oluşan samimi dostluk ve arkadaşlık gerçekten övgüye değer.