En Büyük Düşman


Rüyasında saltanatını yıkacak bir peygamberin dünyaya geleceğini gören Firavun, bazı tedbirler alır. Önce bütün eşleri birbirinden ayırarak beklenen peygamberin doğmasını engellemek ister. Daha sonra müneccimlerden bu çocuğun dünyaya geldiğini öğrenince, o yıl doğan bütün erkek çocukları öldürtür.

Hz. Musa’nın annesi çocuğunu ölümden korumak için, onu beşiğiyle Nil’e bırakır. Suda sürüklenen beşik, Firavun’un sarayı önüne gelir. Firavun’un eşi çocuğun ölümüne mani olur ve onu himayesi altına alır. Böylece Firavun’un bütün tedbirleri boşa gider ve can düşmanı olduğunu bilmeksizin Hz. Musa’yı sarayında büyütmeye başlar. İnsanoğlu da düşmanını hep dışarıda arar, suçunu yüklenmek istemez ama, en büyük düşmanı bünyesindeki nefistir.

Sevgi


Kendinizden başkasını sevmeyebilirsiniz, ancak onlara saygı göstermek zorundasınız. Başkalarından hem sevgi, hem de saygı görmek istiyorsunuz ama, kendiniz bu konuda hiçbir şey yapmıyorsunuz ve bu davranışınızı da yalaka olmamakla savunuyor ve ödüllendiriyorsunuz. Olduğu gibi görünmek, ya da göründüğü gibi olmak yalakalık mıdır?.. Peki tüm kapıları kapalı tutmakla siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Tüm kapalı kapıların anahtarının sevgi olduğunu çilingirler size söylemediler mi? Yoksa, insanlıktan ve sevgi denilen yüce duygudan nasibini almamış insanların safında olduğunuzu kabullenmenin zorluğundan dolayı, kendinizi böyle mi avutuyorsunuz?

Bakın, Prof. Dr. Muhammed Nur Doğan, sevgiyi nasıl tarif ediyor: “...Sevgi, aslında insan doğasının kumaşına yüce Yaratıcı tarafından işlenmiş en güzel ve en muhteşem bir motiftir. O ruh gibi bir varlığın özüne konulmuş, eşyanın tabiatına üflenmiş en yüksek değerdir. Sevmek;var olmak, var olmanın keyfini tatmaktır. Sevmek, ezeli ve ebedi bir neş’e halidir. Neş’e ise var olmak, var olmanın heyecanını duymak demektir. ... “

Bence yanlış yapıyorsunuz. Cenab-ı Hakk her şeyi sevgi üzerine ve sevgiyle yaratmıştır. İnsanları ve tüm canlıları ancak sevgiyle kazanabilirsiniz. Sevgi, her derdin ilacı olduğu gibi, barışın, huzurun kardeşliğin ve mutluluğun da anahtarıdır. Gönlümüz ve yüreğimiz kapalı bir sandık gibidir ve bu sandığın anahtarı da sevgidir. 

Okyanusların derinliklerine fırlatılmış nice kilitli sandıkların anahtarları vardır. Okyanusa fırlatılmış bulunan o kadar anahtarın arasından, fırlattığınız anahtarı bulmanız mümkün değildir. Çünkü zaman size o şansı vermez. Bu yanlış davranışınızın telafisinin mümkün olmadığını, kilitli sandığın anahtarını okyanusun derinliklerine fırlatmadan önce düşünmeniz gerekirdi. Çünkü, ne yaralı gönüllerin ne de kırık kalplerin tamiri mümkün olmadığı gibi; zaman denilen ilacın sayesinde kanayan yaralar kabuk bağlasa da, kırgın gönüllerin yüreklerinde bulunan yaraların acısını duymamak ve unutmak  da mümkün değildir.

Cemal Safi



"Alkışlayan elleriniz dert görmesin; Reşat altını görsün! Kulpsuz Reşat altını..."

Şiirlerinden başka, onu ben bu sözleri ile hatırlarım. 


1938 yılında Samsun’da doğdu. Babası merhum Mehmet, annesi ise merhume Ayşe Safi'dir.  Öğrenimine Sakarya İlkokulu'nda başladı. Samsun Sanat Okulunda son verdi. Cemal Safi evli ve üç çocuk babasıdır. İlk şiirlerini Orhan Gencebay besteledi. 1990 yılında, Rüyalarım Olmasa, 1991 yılında, Vurgun adlı bestelerin güftekarı olarak iki yıl ard arda yılın şairi seçildi. 1990 yılında müzikli bir şiir kasedi çıkardı. 1993 yılına kadar yazdığı şiirleri, Vurgun adlı ilk kitabında yayınladı. İkinci şiir kitabı ise "Sende Kalmış" 'tır. Şairin bu güne kadar 40 tanesi Orhan Gencebay tarafından olmak üzere, 150 civarında şiiri bestelendi. Şair, yaz aylarını geçirmekte olduğu Akçay’da her yıl Akçay Şairler ve Bestekârlar Festivali'ni organize etmekteydi.

Koah rahatsızlığı olan ve beyne pıhtı atması nedeniyle 11 aydır yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren şair Cemal Safi'yi, ne yazık ki, 18 Nisan 2018 Çarşamba günü tedavi gördüğü hastanede kaybettiğimizi büyük bir üzüntü ile öğrenmiş bulunmaktayım. Çorumlu Şair Cemal Safi, 20 Nisan 2018 Cuma günü, Doğramacızade Ali Paşa Camii’nde Cuma namazını müteakip, Pursaklar Gümüşköy mezarlığında toprağa verildi.

Sanatta kuralları aşabilen ve sanatın değerlerini taşıyan biri olarak gördüğümüz Şair Cemal Safi'ye Cenab-ı Hakk rahmetiyle, merhametiyle, mağfiretiyle ve de cennetiyle muamele eylesin. Acılı ve kederli ailesinin acılarını hafifletsin ve sabr-ı cemil ihsan eylesin. Ailesi ve tüm sanat camiasına en derin taziyelerimi sunuyorum.

Şiir nedir ve şair kime denir denilince "Vurgun ve Cemal Safi" benim verebileceğim en güzel cevaplardan biridir. Ruhu şad olsun!



Kadınlar Günü

Merhabalar.

Eşim bile zaman zaman kadın olarak dünyaya geldiği için şikayetlenir. Onun bu şikayetlenmesinde toplumun olduğu kadar, benim de çok büyük payım olduğuna inananlardanım. Yüce Allah kadını ve erkeği, dünya hayatının zorluklarını da güzelliklerini de paylaşmak için yan yana var etmiş, imtihanı başarıyla verebilmek için birbirlerine yardımcı olmalarını istemiştir. Oysa bizler kadını hep ikinci sınıf bir varlık olarak kabul etmiş ve onun bu dünyadaki yükünü paylaşarak hafifleteceğimize çekilmez kılmışızdır.

Bu bağlamda, bizleri karnında taşıyan annelerimize duyduğumuz saygının tüm kadınlara yansıması dileğimle birlikte her biri elleri öpülesi bir anne olan tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü'nü yürekten kutlarım.

Selam ve saygılarımla.

İnsan Utanır


İnsan utanır alem-i insana bakınca
İnsan diyemez kendine insana bakınca

Sen her ne kadar hak yüzünü setre çalışsan
Hak zahir olur arife her yana bakınca

Başdan başa teşhir ediversen de cihanı
Ellere kalır mülk-i Süleymana bakınca

Öz kardeşi olsa erbab-ı garaz eylemez insaf
İnsan ise hayretde kalır Yusuf-ı Kenan'a bakınca

                                                Osman Hulusi Darendevi


















NOT: Paylaşım, Yoruma Açılmıştır.

En Değerli Hazine

Fotoğraf Karesi İnternetten Alıntıdır.

Merhabalar Değerli Blogger Kardeşlerim.

Uzun zaman oldu, ne yeni bir şey paylaşabiliyorum, ne de bloggerlerin sayfalarını ziyaret edebiliyorum. Bu aralar biraz fazlaca koşturunca, hobilerime vakit bulamıyorum. Sadece merak edenler için yazıyorum; eşim de ben de ufak bir operasyon geçirdik ama, elhamdülillah  sağlığımız iyidir.

Zamanın "en değerli hazine" olduğunu, elimizden gittikten sonra tekrar kazanamayacağımızı biliriz. Ancak, zamanın değerini bilmek, onu ölçülü ve verimli kullanmakla olur. Bu da bizlerin planlı ve proğramlı olmamızı gerektirir. Günübirlik/plansız/proğramsız olayların akışına terk edilmiş bir hayat anlayışı, bizlere zamanla birlikte daha çok şeyler kaybettirir. Başta zaman olmak üzere kaybettiğimiz değerler için artık çok geçtir. Bu bağlamda zamanı israf etme gibi bir lüksümüz olamaz!.. 

Elbette bir gün bir ilham yakalarım, işte o zaman yeniden sizlerle birlikte olabilirim. Sizlerden ayrı kalmak emin olun beni üzüyor, müteessir oluyorum, ama şu an elimden de hiç bir şey gelmiyor. 

Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun, en kısa zamanda tekrar görüşmek üzere hoşça kalın.

Öğretmenim

Tüm Öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü'nü Kutlarım.

"Tüm Öğretmenlerimize İthaf Olunur."

ÖĞRETMENİM

Ne horozlu şekerim
Ne de paslı çemberim
Defterim, kalemim
O benim öğretmenim

Alfabemde hece hece
Rüyalarımda her gece
Her gün bizlere imece
Sever bizi öğretmence

Çarpan yüreklerimize
Kanayan dizlerimize
Dönmeyen dillerimize
Sevgi katar sevgimize

Onun adı öğretmendir
Her derdimize çaredir
O kanatlı bir melektir 
Yeri gelir, bir annedir

Ona,  Allah sabır vermiş
Gönlüne merhamet vermiş
Çocukları sevsin diye
Kocaman bir yürek vermiş

Recep Altun

Yaşlı Ceviz Ağacı

Fotoğraf: Recep Altun, Kaman'dan
Kaç yaşında bilmiyorum ama, yaşlı ve beli bükülmüş bu ceviz ağacının mutlaka bir hayat hikayesi olmalı. Belki merak edeceksiniz, bu yaşlı ceviz ağacı kimin bahçesinde diye? Bence kimin bahçesinde olduğundan daha çok bakımsızlıktan ve ilgisizlikten beli bükülmüş bu yaşlı ceviz ağacına sormak gerekir, "Bu kadar erken, sen bu hale nasıl geldin?" diye.