16 Şubat 2021

Uğurlayamadıklarımız


İnternette dolaşırken İkinci Yeni'nin başarılı şairlerinden rahmetli Turgut Uyar'ın yine böyle bir banner üzerinde bu dizeleri ile karşılaştım. Ben de dizeleri oradan not almakla birlikte, Turgut Uyar'ın da internetten yukarıdaki resmini aldım ve bir proğram aracılığı ile ben de bu banneri yaparak sizlerle paylaşmak istedim. Bu şekildeki çalışmaya teknik olarak ne ad verilir bilmiyorum, ancak ben en yakın banner ismini buldum. Eğer aranızda bu tür çalışmaya ne ad verildiği, ya da çalışmayı tanımlayabilecek birisi varsa, yorumlarında bahsederlerse çok memnun olurum. Çünkü, aynı zamanda bu tür çalışmaya ne ad verilir, doğrusunu da öğrenmek istiyorum.

Turgut Uyar'ın hayatı, kişiliği ve edebi yönüyle ilgili konulara değinmeden doğrudan dizeleri üzerinde yoğunlaşmak istiyorum. Umut, savaş, kaybediş, acı, yalnızlık ve hüzün hayatımızda öyle ya da böyle hep yer almıştır. Şair tüm bunları neden yaşamıştır? İçinden bir türlü uğurlayamadığı bir gideni olmuş ve tüm bunlar bu gidenin ardından yaşanmıştır. Gidene kal diyemediği için, onu gittiği yerden uğurlamak zorunda kalmış, ancak içinden bir türlü bu uğurlamayı yapamamıştır. İşte bazı durumlarda, dışımızdaki ben ile içimizdeki ben farklılık gösterir. Dışımızdaki ben çaresizliğe ve mecburiyete boyun eğer ve gideni uğurlamak zorunda kalır; ama, içimizdeki ben, canımızı acıtacak bu gidişe asla boyun eğmez. 

10 Şubat 2021

Milliyet Blog

Ben bugün ne yaptım biliyor musunuz? Milliyet Blog'da "yazmak" üzerine bir yazı yazarak paylaştım. İyi mi yaptım, kötü mü yaptım bilmiyorum, ama yazmak üzerine bir yazı yazarak paylaştım. Yazının dili biraz sivrice oldu, belki sürç-ü lisan bile etmişimdir. Ama ok yaydan çıktı bir kere, yazdım ve yayınladım. Söz konusu yazıyı  merak edenler için link adresi verecektim ama, sizleri uğraştırmamak için, yazı metnini aynen buraya taşıdım.

"Merhabalar. 

Şöyle bir Milliyet Blog sayfasını taradım, maşAllah, herkes yazıyor, yazıyor da yazıyor. Sonuç, hep aynı kalıyor. Yazdıklarımız, burada Milliyet Blog sayfasının köşelerinde kalıyor. Ses mi getiriyor? Hayır! O halde biz neye bu kadar emek verip, zamanımızı bu köşelerde israf ediyoruz. Yoksa, burası eli boşların mı yeri? Ya da "dostlar alış-verişte görsün" hesabıyla mı, ya da "adet yerini bulsun" babından mı yazıyoruz? Milliyet Blog'un editörleri kim bilir neler çekiyor bu yazdıklarımızdan? Aslında onlara da bir söz hakkı tanınmalı ve her editör tetkik ettiği yazı ya da şiire bir not düşebilmeli. 

O halde, neden yazıyoruz? 

İnsanoğlu varlığını belirtmek için, konuşma ya da yazma biçimlerinden birine başvurmak gereksinimini duyar. Bu gereksinim hangi etkenlerden doğar? Bir başka söyleyişle, yazmaya ve konuşmaya neden başvururuz? 

Kişisel zorunluluk, toplumsal zorunluluk, ve uğraşsal zorunluluktan dolayı başvururuz. Demek ki, Milliyet Blog platformunda ki yazarlar çizerler bu üç zorunluluktan dolayı yazıyorlarmış. Herkes kendini kontrol etsin bakalım, hangi zorunluluktan dolayı yazıyormuş. Belki de her yazar, bu üç zorunluluktan biri nedeniyle yazılarını kaleme alıyordur. Nitekim benim yazılarım öyledir. Şu anda kaleme aldığım bu yazıyı uğraşsal bir zorunluluk gibi görebilirsiniz. Ancak, içerisinde birazcık da toplumsal bir zorunluluk da var. Belki yazarlarımızın paylaştıkları yazılarının içinde her üç zorunluluktan dolayı kaleme aldıkları yazıları da olabilir... 

Konuyu özetlersek; Önce varlığımızı belirtmek için yazıyormuşuz. Yani "ben de varım" diyebilmek için. Daha sonra yazılarımız kişisel, toplumsal ve uğraşsal zorunluluklardan kaynaklanan gereksinimlerle biçimleniyormuş... 

Herkese, yazdıklarıyla ses getirecek şekilde, iyi yazmalar diliyorum. Selam ve muhabbetlerimle"

Belki şimdi diyeceksiniz, ne var ki bu yazıda?.. Yazımdaki giriş, internetteki web sitelerinin haber portallarındaki manşetler gibi oldu değil mi? Okuyan da "kıyamet kopuyor" sanacak, öyle değil mi? İnternetteki haber manşetlerine mutlaka bakmışsınızdır. Okuyucu heyecanlandırmak ve haberi takip etmesini sağlamak için ilginç ve alakası olmayan adeta şişirilmiş manşetler ile insanları nasıl da gaza getiriyorlar! Benimkisi de öyle bir yazı oldu herhalde. Neyse, bu konudaki düşüncelerinizi hiç çekinmeden açıkça paylaşabilirsiniz, tıpkı benim yaptığım gibi...

28 Ocak 2021

Bedava Olmaz, Ama Parayla Olur

Merhabalar.

1955'li olmam hasebiyle şu anda 66 yaşındayım ve aynı zamanda  Covid-19 yüzünden sokağa çıkma yasaklıyım. Gün içinde sadece 3 saat dışarı çıkmama izin veriliyor ve izin verilen bu saatlerde toplu taşıma araçlarını kullanmam da yasaklanıyor. Dolayısıyla Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen 65 Yaş serbest kartımla toplu taşıma araçlarını da kullanmam bu yasak kapsamındadır. Ancak, her yaş vatandaşın kullandığı ücretli toplu taşıma kartımı okutarak toplu taşıma araçlarıyla seyahat edebiliyorum. 65 yaş üstü olmamız nedeniyle toplu taşıma araçlarını kullanmamız yasaksa, toplu taşıma araçlarındaki kart okuyucu sistemin ücretli kartımı da reddetmesi gerekmez miydi? Buradan şu sonuca varmak pekala mümkün. 65 yaş üstü serbest kartla seyahat edemezsin, ama ücretli normal kartla 65 yaş üstü de olsan seyahat edebilirsin. Bu bağlamda, "bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" demekten kendimi alıkoyamıyorum. 

Bir keresinde 65 yaş üstü yurttaşlara uygulanan sokağa çıkma yasağı; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına da aykırı olduğu gün gibi ortada. 65 yaş üstü yurttaşlara uygulanan sokağa çıkma yasağının, ruhsal ve bedensel sorunlara yol açtığını da kimse göz ardı etmemeli. Söz konusu yaş grubundaki vatandaşlar kendilerini değersiz, ötelenen ve istenmeyen insanlar olarak hissediyor. Ayrıca 65 yaş üstü insanların hava almak, hareket etmek ve sosyalleşmek gibi ihtiyaçlarını da görmemezlikten gelemeyiz. Tamam bunun için her gün 3 saatlik bir izin veriliyor, ancak bu üç saatlik izin, zaten yaşlı olan insanların hangi ihtiyaçlarını zaman olarak karşılamaya yeter ki?..

Selam ve saygılarımla. 


23 Ocak 2021

Facebook

 


Uzun zamandır Facebook'ta yoktum. Facebook'u hiç sevmiyorum ve nefret ediyorum. Ancak ne var ki, tüm Türkiye burada... İnsan burada aradığını da yitiğini de bulabiliyor. İhtiyaç duyduğum da hesap açıp üye oluyorum. İşim bitince de bir tekme vurup terk ediyorum. Facebook'u tedavüle çıktığı günden beri iyi tanırım. Milletimize faydasından çok zararı vardır. Bunu bilen bilir, bilmeyen de kendisi bilir... Selam ve muhabbetlerimle.

13 Ocak 2021

Yorum Konumu

 Merhabalar.

Bugünkü paylaşımın konusu, Blogger platformunun "Yorum Konumu" ayarları ile ilgili olacak. Blog sayfalarını ve paylaşımlarını takip ettiğim blogcularımızın bir çoğu paylaşımlarını yoruma açık tutuyorlar. Yorum linki ve konumu, blogcuların sayfalarında kullandıkları temanın arayüzlerine göre de değişkenlik arz edebiliyor. Kimi yorum link ve konumu paylaşımın üstünde yer alırken, kimileri de paylaşımın altında yer alabiliyor. Benim asıl değinmek istediğim konu, yorumun konumuyla alakalıdır. Blogger'in kumanda panelinin ayarlar sekmesini tıkladığınızda sırasıyla yukarıdan aşağıya doğru Temel, Gizlilik, Yayıncılık, Https, İzinler, Yayınlar ve Yorumlar sekmesi görünür. Yorumlar sekmesini seçerek yorumlarla ilgili ayar ve tercih seçeneklerinin ekranda yer almasını sağlayınız. "Yorum Konumu" seçeneğini tıkladığınız da yukarıda görüntüsünü paylaştığım bir seçenek penceresi yer alır. Bu pencerede yer alan seçeneklerden bana göre en sağlıklısı ve kullanışlı olanının "Yerleşik" olduğunu düşünüyor ve ben de blog sayfamda yorum konumu olarak bu seçeneği kullanıyorum.

Sebebine gelince. Okuduğumuz bir paylaşımla ilgili yorum yazarken, yoruma esas olan paylaşım metninden uzaklaşmadan yorum penceresine yorum yazabilmeliyiz. Kafamızın takıldığı, ya da yeniden paylaşıma dönülmek istendiğin de en pratik şekilde sadece bir fare hareketiyle yukarıya doğru kayarak paylaşım metnine ya da görsele dönebiliyoruz. Diğer yorum konumlarında, "Tam Sayfa" seçeneği seçilirse, yorum penceresi paylaşımı yapılan yazı ya da görselin bulunduğu ön sayfayı kapatıyor ve yeni bir pencerede yorum penceresi açılıyor. Bu durum da haliyle benim gibi düşünüp yorum yazanlar için bir zaman kaybı oluyor. "Pop-Up Pencere" yorum konumu seçeneği ise, tam sayfa seçeneğine göre biraz daha kullanışlı. Yorum penceresi paylaşımın yer aldığı ön sayfayı kapatmadan sol tarafta küçük bir pencere açarak yorumun yazılmasına imkan veriyor. Tabi seçim sizindir. Yorum konumu ayarında iki seçenekten birinin tercih edilerek kullanılması halinde, yorum yazarken okuyucuya büyük bir kolaylık sağlamaktadır. 

Yorum konumu ayarlarında "Tam Pencere" seçeneğini kullanan blogcuları aydınlatmak ve bilgilendirmek amacıyla faydalı olacağını düşündüğüm bu yazı dizinini hazırlayarak siz değerli blogcu arkadaşlarımla paylaşmak istedim. 

Selam ve saygılarımla.