iyi ve Güzel Şeyler

Biz böyle de mutlu oluruz; yeter ki,  huzur olsun!
Sessiz sedasız kalarak, ya da geçici olarak blog sayfasını kapatarak blog aleminden çekilmenin; sayfayı takip eden ziyaretçilere karşı bir saygısızlık olduğunu bildiğim için, blog çalışmalarıma bir müddet ara vereceğimi üzülerek bildirmek isterim.

İnşallah en kısa zamanda tekrar bu blog sayfalarında, iyi ve güzel şeyler paylaşmak arzu ve ümidiyle şimdilik Allah’a emanet olun!

Saygılarımla.

Recep Altun

Kürdistan'ı Kim Kuracak?

Hürriyet Gazetesi'nden Alıntıdır.
Habur Açılımı ile ilgili hazırlıklar yapılırken, bu işi bilenler tarafından yetkililer, "Siz PKK'nın ne istediğini bilmiyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz?" şeklinde uyarılmıştı. Ama bu uyarı fayda vermedi.  PKK'nın  30 yıldır dağlarda Kürtçe eğitim için eşkıyalık yaptığı yanılgısına düşüldü ve fiyaskoyla sonuçlanan Habur skandalının sorumlusu olarak da basın tarafından yine basın olarak gösterildi. PKK eşkıyasının derdinin Türkiye'de Kürtlerle Türklerin barış içinde yaşamaları değil, Güneydoğu'nun koparılması ve bağımsız bir Kürt devleti oluşturması olduğu gözardı edildi. Çünkü, işin başında iken asla böyle bir ayrılıktan bahsedilmiyor ve bu niyetler gizleniyordu. Ayakları yer tuttukça, bir yerlerden cesaret aldıkça söylemlerini böyle fütursuzca dile getirebiliyorlar.

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan,  Bingöl parti binasında partililerine:  "...Kürdistan'ı kim kuracak biliyor musunuz? İdris Naim Şahin ile Tayyip Erdoğan kuracak!.." şeklinde konuşmuştur. BDP Diyarbakır Milletvekilinin özet konuşması yukarıda, arzu edenler internetten bu konuşmanın tamamını da okuyabilirler.

Blog sayfamda bu tür haberlere yer vermek istemediğim gibi, yorumda bile bulunmak istemiyorum ama, gelin görün ki, şu yukarıda sizlerle paylaştığım haber okunduktan sonra sessiz kalınabilirse, ben de kalayım.

Recep Altun 

Neşet Ertaş'ı Kaybettik!

Değerli Hemşehrim Halk Ozanı Neşet Ertaş

Neşet Ertaş türkü demek; binlerce yıldır söyleyen ve söylenecek olan... Neşet Ertaş bağlama demek; binlerce yıldır çalınan ve çalınacak olan... Kırk yıldır ismi türkü ve bağlama ile özdeşleşmiş Neşet Ertaş'ın yoksulluk, gurbet ve ayrılıklarla dolu hayat hikayesi 1938'de Kırtıllar Köyünde başlar. Anası Keskin'in Hacelobası köyünden Döne, babası Yağmurlu Büyükoba'dan Muharrem Ertaş... Baba Ertaş, orta Anadolu Türkmen/Abdal Müziği geleneğinin bilinen en güçlü temsilcilerinden biri ve gelmiş geçmiş en büyük bozlak ustasıdır.

"Yağmurlu Büyükoba, Hacelobası, Kırtıllar, İkibikli, Tezrek, Barak, Kırıksoku, Kaman, Keskin, Kırıkkale, Yerköy ve Çiçekdağı...
Buralar, asırlar öncesinin gezginci ozanlık geleneğini sürdürürcesine köy köy gezen Baba Ertaş'ın çocukluk ve ilk gençlik yılları, başta Kırşehir Ve Yozgat'a ait bu köyler olmak üzere çevre il ve ilçelerde babası ile düğün çalarak geçer.

Bozkırın tezenesi, halk ozanı Neşet Ertaş, hayatını anlattığı bir şiirinde şöyle der:

"Dizinde sızıydı anamın derdi
Tokacı saz yaptı elime verdi
Yeni bitirmiştim üç ile dördü

Baban gibi sazcı oldun dediler"

Derken bir gün elinde sazı, cebinde iki buçuk lirayla ver elini Ankara diyerek Kırşehir'den ayrılır. Ankara, İstanbul, kısa bir süre için tekrar Kırşehir ve nihayet hiç bitmeyecek bir gurbet hayatına başlamak üzere tekrar Ankara... Gazinolar, pavyonlar, eğlence yerleri, düğünler ve konserler... Ve turneler;  Anadolu turneleri, Sarısözen'in tabiri ile "Kırşehir'li mahalli sanatçısı" Neşet Ertaş, 1960'ların sonlarına doğru artık yurdun dört bir tarafında zevkle dinlenen ve herkesin sevdiği bir sanatçı olmuştur. O'nun türküleri ortanadolu bozkırlarının bin yıllık hüznünü anlatır lisan-ı hal ile. İşte bunun için, "türkü" denince o'nun o gür, parlak ve bir o Kadar da içli ve duygulu sesiyle söylediği yürek burkan ezgileri gelir aklımıza. 

Bağlama denince de o'nun elinde adeta sihirli bir alet haline gelen bin yıllık sazımız akla gelir hemen. 1976 yılında geçirdi ani bir rahatsızlığın tedavisi için Almanya'ya gider ve iyileştikten sonra sanatçı olarak oturma izni alıp orada kalır. Yirmi üç yıldır  "Alaman gurbetinde", ülkesine insanlarına duyduğu aşkla çalıp söylemektedir.

Bir sanatçıyı tanımanın en iyi yolu, hele de bu Neşet Ertaş gibi türküler de hep kendini anlatan, kendi ruh ve gönül macerasını saza, söze döken bir usta ise, en güzeli sanatçının kendisini dinlemek. Neşet Ertaş, sazı türküye; türküyü saza o kadar yakıştırır ve yakınlaştırır ki, dinleyenlere derin iç çekmek ya da göğüs geçirmek kalırdı.

...Ve bu büyük ustayı, değerli hemşehrimi, 25 Eylül 2012 Salı günü sabah saat, 08:45 sularında tedavi görmekte olduğu İzmir'de 74 yaşında iken kaybettik. Acımız büyüktür. Anadolu bozkırının tezenesi bu büyük ustaya Cenab'ı Allah'tan rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı dileriz. 

Recep Altun