Gönül Merdiveni

Engin gönüllerin bahçesine uzanan,
Kırık dökük bir tahta merdivenin;
Bir ayağım en alt basamağında,
Bir ayağım sonrakine hazırlanmakta...

Yağmurdan, güneşten yarılmış,
Çivileri yerinden oynamış,
Çaresiz bakıyorum merdivene,
Tereddüt ediyorum taşır mı beni diye...

Çıkıyorum bir bir basamakları,
Büyük bir haz ve sevinçle,
Tam gelince orta yerine,
Kırılır basamak, düşerim ben yere,
Kimseler acımaz halime,
Bir de onlar vururlar,
Düştüğümde kırılan belime...

İşte dostlarım; budur, benim günahım,
İyilere lafım yok, kötüleredir ahım.
Sermayedir artık bana;
Acımasız yılların ağarttığı saçlarım...

Recep Altun

Yazname












Yaz, bir emir midir, ucu kırık kaleme?
Yoksa bir mevsim midir, yaşamayı sevene?
Her mevsim bir yazdır, sevmesini bilene
Üşüyen gönülleri, bırakın yazın güneşine.

Ne çoban olabildim yazıda, ne de kuzu
Dört gözle bekledim hep, bu sıcak yazı
Yaz akorduna çekmişim, üç telli sazı
Nasıl çekeyim ben, yazdaki bitmez nazı.

Ayvanın türküsünde almış yaz yerini
Yine kırdık dört satırla yazın belini
Gün dönmeyince göstermez yaz kendini
Bahar’da nazlanır, vermez yaza elini.

Yazalım yaza, göstersin artık yazlığını
Kim bilir bu, kimin son göreceği yazı?
“Yazımızı yaz, kışımızı kış eyle" diye
Edelim Mevla’ya, hep birlikte duamızı.

Recep Altun - 24.05.2010