Senede Bir Gün


Üzerine çiğ düşmüş yaprak gibi gözlerim
Gün ışımadan uyanır, hep onu beklerim
Ona söyleyemediklerimi kağıtlara dökerim
Ben de, bir gün buraları terk eder giderim.

Ben seni gerçekten sevdiğimi bilemedim
“Geçici bir hevestir, sana yazık olur” dedim   
Bu nasıl bir sevdadır ki, izlerini silemedim
Bir kez elinden tutup, doyasıya sevemedim

Aradan çok yıllar geçse de, küllenmez bu yara
Yüreğimizde ki  sevdamız için gelsek bir araya 
Senede bir gün de olsa, o güzel aşkın şarkısıyla
Helalleşip ayrılalım aşkların en güzel vedasıyla.

Recep Altun Kaman-Kırşehir

Güz Düşü


Sonbahar tutar benim elimden
Sırlara doğru bir yolculuk başlar
Kurtulurum elem ve kederimden
Bu mevsimdedir en hüzünlü aşklar.

Ne güzel bir güz dokumasıdır
Gönlümün pas tutmuş tezgahında
Ben kendimi bulurum
Bu mevsimin hazanında.

Güneşi bir başka güzel!
Rüzgarı bir başka…
Yazdan kalan yorgun ruhum
Uzanır güz akşamlarına…

Güzün renkleri sarar dünyamı
Ardına kadar açarım gönül kapımı
Belki bir Tanrı misafiri çıkagelir de
Çalmadan girer, tozlu tokmağını.

Recep Altun Kaman-Kırşehir

İtibar Eden Yok


Piyasaya fabrikasyon un değirmenleri çıktığından beri,  bizim tabiat gücü ile çalışan değirmenimize itibar eden yok artık! Eee,  ayakta kalabilmemiz için,  bizim de  çağın gerekleri doğrultusunda her açıdan kendimizi yenilememiz gerekiyor herhalde…

Oysa ben,  şırıl şırıl akan suyun ya da rüzgarın gücüyle dönen değirmen taşları arasında ezilen buğday tanelerinden oluşan unu çok seviyorum.  Bu undan yapılan ekmeğin kokusu da, tadı da bir başka oluyor.

Tadları ve lezzetleri unutmaya yüz tutmuş damaklarımıza ve  doğallığın sağladığı doğal gıdaya ihtiyacı olan bedenlerimize insaf etmeliyiz.

Nasıl olsa,  günün birinde doğal gıdalarımız hepten yok olacak ve küçücük tabletlere sıkıştırılmış öğünlerimizi damaklarımıza değmeden bir bardak suyla alacağımız günleri de göreceğiz!.. 

Recep Altun Kaman-Kırşehir