Ülkemizin kalkınması ve geleceği için emeğini ortaya koyan, yüreğinde vatan sevgisi ile çalışıp memleketimize değer katan tüm vatandaşlarımızın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum.
bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fıtır Bayramı
"Fıtr" kelimesi yarmak, yaratmak, ilk yaratılış durumu, orucun sona ermesi gibi manalara geliyor. Bizim "Ramazan Bayramı" dediğimiz bayramın da asıl adı "Fıtır Bayramı"dır; çünkü bu bayramın bir manası da oruç ibadetini başarı ile yapan müminlerin oruçlarını açtıkları, böyle bir ibadete muvaffak oldukları için Allah'a şükrettikleri, O'nun lütfettiği maddi ve manevi nimetlerle mutlu oldukları, bu mutluluğu sevinç ve nezih eğlencelerle de gösterdikleri, bu güne mahsus maddi yardım (fıtır sadakası) ile nimeti paylaşarak neş'e ve sevinci yaygın hale getirdikleri gündür.
Bugün "büyük ve genel af" günü de olduğu için, günahlarından arınmış müminlerin "dünyaya geldikleri, yaratıldıkları gün"de olduğu gibi tertemiz hale dönmelerinin, hayat için beyaz bir defter açmalarının insana bahşettiği saadet duygusunu yaşadıkları gündür.
Bu vesileyle Türk-İslam aleminin Fıtır Bayramını kutlar; sağlıklı, huzurlu ve gönüllerince bir bayram geçirmelerini Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederim.
Selam ve dualarımla.
Recep Altun.
Nevruz
Her yıl Miladi Takvime göre 21 Mart’ta kutlanan ve yeni gün anlamına gelen nevruz bütün toplumlarda, özellikle Orta Asya’dan Balkanlara kadar olan geniş bir coğrafyada yerel inançlarla kutlanır. Her milletin kendi kültürel değerleri ile yoğrularak sembolleştirilen, özünde baharın geldiğini müjdeleyen gün olarak kutlanan bu gün, her kültürün kendine göre farklı anlamlar yükleyerek coşkuyla kutlayıp bayram haline getirdiği bir etkinliktir.
Köklü bir geçmişi olan Türklerin halk ve topluluk olarak geçmişten bu güne ‘yılın yeni günü’ olarak kutlamış, ancak batı medeniyetinin etkisinde kalan her toplum gibi Türklerde kendi öz değeri olan nevruzu unutarak kültüründen silme noktasına gelmiş, daha sonra bazı art niyetli grupların bu günü bahane ederek kutlaması sonucunda nevruzun değeri ve önemi araştırılmış ve ortaya çıkan gerçekte aslında dünyadaki ve özellikle kuzey yarım kürede yer alan ulusların ‘baharın ilk günü‘ olarak coşkuyla kutladığı, her ulusun da kendine göre farklı isimler verdiği eğlenceli güzel bir gün olduğu ortaya çıkmıştır.
Yapılan araştırmalarda görülmüştür ki 21 mart tarihinin bütün canlılar için diriliş, uyanma ve yaradılış günü olarak kabul edilmiş, özellikle Orta Asya’da yaşayan Türk toplulukları ve İranlılar tarafından da yılın ilk günü olarak kabul edip kutladıkları nevruz adını verdikleri bugün, gece ve gündüzün eşit olduğu 22 mart gününe denk geldiği bilinmektedir.
Türklerin kullandığı 12 hayvanlı takvimde de görüldüğü gibi Türkler de çok eski dönemlerden beri bugünü önemseyerek törenlerle kutlamaktadır.
Türkler de nevruzla ilgili yaygın olarak kabul edilen inanış, bir kurtuluş günü yani Türklerin Ergenekon’dan çıkışını sembolize eden ve bu sebeple de Türklerde bayram olarak kutlanagelmiş, özellikle Orta Asya’daki Azeriler, Kazaklar, Türkmenler, Özbekler, Kırgızlar, Tatarlar, Uygurlar, Anadolu ve Balkan yarımadasındaki Türk Toplulukları nevruzu hiç unutmamışlar ve günümüze kadar yaşatmışlardır.
Yazılı kaynaklara göre nevruz ilk kez İran ve Bahai takvimlerinde yazılmış, hâlâ İran’da İslami bir geleneği olmasa bile bu gün bayram olarak kutlanmaya devam etmektedir.
3000 yıldan beri kutlanan Nevruz Bayramı 2010 yılında birleşmiş milletler genel kurulu tarafından Dünya Nevruz Bayramı olarak kabul edilmiş, manevi kültür mirası koruma kurulu tarafından nevruz dünya manevi kültür mirası listesine girmiştir.
Her ne kadar yazılı kaynaklarda Farsça kökenli bir bayram olarak yazılsa da Türkler nevruzu bin yıllardır kutlamakta, yazılı kaynaklara ilk geçiren ise İranlılar olduğu için bugünün köken olarak Farsça’dan türediğine inanılmakta ve öyle yazılmaktadır.
Ortadoğu’da yaşayan bütün toplumlar bugünü önemseyip bir eğlenceye dönüştürmüş, doğal olarak da kendi dillerinde isimler vermiştir. Neticede böyle güzel bir günü herkesin kendi kültüründe yaşatması ve kutlaması önemlidir, desteklenmelidir.
(Alıntıdır.)
Fıtır Bayramı
Merhabalar.
Ramazanın orucundan sonra Cenab-ı Hakk'ın oruçlulara ihsan ettiği bayramın asıl adı Arapça Fıtır Bayramıdır. Fıtır kelimesi de yaratılış anlamına gelen fıtrat kelimesi ile aynı kökten türeyen bir kelimedir. Buna Osmanlılar İyd-i Fıtır yani Fıtır Bayramı demişlerdir. Fıtır kelimesini bugünkü dile çevirecek olursak; yaratılış, vücut bulma, var olma anlamındadır. Buna kısaca; varlık demek daha doğru olacaktır.
Bu nedenledir ki, Yüce Allah, Ramazan-ı şerifte orucu ve ayrıca durumu iyi olanların iyi olmayanlara fıtır/varlık sadakası vermelerini emrederek fıtrileşmeyi yani yaratılış gayemize uygun hareket tarzını benimsetmeyi temin etmiştir.
Mübarek Fıtır (Ramazan) bayramınızı kutlar; tüm sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmenizi Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederim.
Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.
Fıtır Bayramı
İslami terminolojide bu bayramın adı,
"Iyd'ul-Fıtır" yani Fıtır bayramı'dır. Kelimenin kök anlamları
arasında her ne kadar, oruç açmak ve kahvaltı yapmak olsa da Fıtır bayramı,
"fatr"la, fıtratla yani yaratılışla irtibatlıdır. Tıpkı, halk
arasında "Fitre" tabir edilen "Fıtır Sadakası"nın kök
anlamı gibi.
Var
olduğumuza; yokluk karanlıklarından varlık alemine getirilişimize; varlık
mertebeleri arasında da en üstünü olan insan mertebesine yükseltilişimize bir
şükür olarak, nasıl "kişi başı" ayrı bir sadaka veriyorsak; işte bu
bayramı tam da bunun için yapıyoruz. Haşa, Ramazan'dan ve açlık günlerinden
"kurtulduğumuz" için değil.
Fıtır
sadakası, yani fitre, nasıl bir yaratılış sadakası ise, Fıtır bayramı da insan
olarak var kılındığımıza ve bin bir güzellikle donatıldığımıza şükretmenin bir
şölenidir. Çünkü tüm yaratılmışlar gibi insanoğlunun yaratılması tam bir
lütuftur.
Fıtır bayramı doğuş, bu âleme doğmakla alakalı olan bayram
olup, halk arasında şeker ya da Ramazan bayramı olarak adlandırılır ki, bu
bayramı şeker, Ramazan isimleriyle ifade etmek yanlıştır. Çünkü Ramazan oruç ayı
olup, oruç aylık bir ibadettir. Nasıl ki günün beş vakti ile namaz kayıtlı ise,
ömür vakti ile hac kayıtlı ise, yıl vakti ile zekât kayıtlı ise, Ramazan da
oruçla kayıtlı bir aylık vakittir. Bu sebepten Ramazan, bayram değil, oruç ayıdır.
Eğer
bayram ay ismi ile ifade edilecekse, Şevval ismi ile ifade etmek icap eder.
Velhasıl Fıtır bayramını hemen oruç ayının arkasından gelen ayın başında
olmasından dolayı Ramazan bayramı, bayramlarda tatlı yenilmesinden dolayı şeker
bayramı olarak ifade edilmesi çok ucuz, yüzeysel ve tefekkürden mahrum bir
ifade olup, bayramların ledduni hikmetinden gaflet ve cahil olunmasının beyanı
olduğu gibi, zahiri anlamı itibarı ile de tutarsızlıktır.
Şeriata göre Fıtır bayramı,
fıtır sadakasını verdikten sonra kutlanılan bayram olduğu için, fıtır sadakası
muhakkak bayram namazından önce verilmesi gerekir. Fıtır, doğuş yani bu aleme
doğup ta hayatta olmakla alakalı ifade olduğundan, hayatta olup yaşayan bir
kulun vücudunun sadakasıdır. Bundan dolayı bu yeryüzü alemine doğan bir günlük
bebeğin dahi fıtır sadakası verilir. Yani fakir veya zengin, bu alemde hayatta
olup yaşayan herkesin vermekle yükümlü olduğu vücudun sadakasıdır.
Bu
itibarla fıtır sadakasının hesaplanması, zekattaki zenginlik hesabı gibi
olmayıp, Cenabı Hakk’ın bir kimseye verdiği vücudunun hacmi ile eş değerdeki
bir topraktan elde edilecek arpa, buğday veya üzüm hurma vb. mahsul ile
ölçülerek yapılır. Mesela, bir insan bedeni kadar topraktan elde edilecek arpa
buğday, o zamanın fiyatları ile kaç para ederse, o yılın fitre bedeli odur ki,
bu hesaplamaya göre bir insan vücudu kadar topraktan yaklaşık 2,9 kg arpa, 1.5
kg buğday, 2.9 kg üzüm ve hurma elde edilebilir kabul edildiği için, bu
miktarlardaki arpanın, buğdayın, üzümün, hurmanın vb. mahsulün o zamanın
fiyatlarıyla kaç para ederse, arpaya buğdaya vb. mahsule göre verilecek o yılki
fitre bedeli o’dur. Fakat her infakta olduğu gibi bu hesaplamalarla sınırlı
kalınmayıp, istenilen oranda daha kıymetli mahsuller temel alınarak daha fazla
da verilebilir. Yani fıtır sadakası yaşayan bir kulun vücut varlığının sadakası
olup, zenginler tarafından fazla, fazla verilebildiği gibi, fakir muhtaç olan
müminlerin de bir zeytin tanesi de olsa, bir bardak su da olsa fitre niyeti ile
muhakkak vermeleri gereken sadakadır.
Yarın arefedir. Ramazan ayının son orucunu tutacağız ve ertesi günü Şevvalin birinci ve aynı zamanda Fıtır bayramının da birinci günüdür.
Bu bağlamda; güzellik, birlik ve beraberlik dolu, her zaman bir öncekinden daha güzel ve daha mutlu, tüm sevdiklerinizle birlikte bir Fıtır bayramı geçirmenizi can-ı gönülden diliyoruz.
Recep Altun ve Ailesi
1 Mayıs İşçi Bayramı
Merhabalar,
Yine, iflas etmiş ve insanlara ne huzuru ne de
mutluluğu verememiş bir rejimin uygulandığı ülkelere ait liderlerin posterleri ve kızıl bayraklar eşliğinde
kutlanan 1 Mayıs’ı izlemekteyiz. Ülkemizde emeğe saygı duymuş ve bu uğurda bir
insanın verebileceği en kıymetli varlığı olan canını bile esirgememiş hiç kimse
yok mu da Marks, Lenin, Stalin, Mao vs. posterleri ve kızıl bayraklar eşliğinde 1
Mayıs kutlanmaktadır.
1 Mayıs’ı siyasetten ve
ideolojilerden temizlemek ve kurtarmak gerekir.
1 Mayıs İşçi bayramıdır, emeğin bayramıdır. Siyasetin ve ideolojilerin bayramı değildir.
Nasıl “Çanakkale” denilince tek yumruk ve tek yürek olabiliyorsak, 1 Mayıs
denince de aynı şekilde milli ruhumuzu bu bayrama katıp tek yumruk ve tek yürek
olabilmek için, onu siyasetten ve ideolojilerden kurtarmamız gerekmektedir.
Aksi halde 1 Mayıs’lar hep böyle öksüz ve sadece siyasetin ve ideolojilerin
elinde tutsak bir bayram günü olarak kalacaktır.
Ben emekçiyim
diyebilenlerin, 1 Mayıs İşçi Bayramı
Kutlu Olsun!
Recep Altun
En Büyük Kurban Nefsimizdir
![]() |
| Hz. İbrahim'in Oğlu İsmail'i Kurban Etmesi. Resim, İnternetten Alıntıdır. |
Kul, yaratanına yakınlığını arzetmek ister. Tüm davranışlarında O’nun rızasını arar. Yakınlığını çeşitli amellerde gösterir. Her varlığı sevindiren gerçek, Allah uğrunda feda olmaktır. Hakk’a gönlünü, aklını kurban etmeyenlerin kurbanı akıbette nedamettir. Evvele nefs-i emmareyi kurban etmeli, sonra diğerlerini kurban eylemeli.
Hz. İbrahim (a.s.), nefsini nirana, kalbini Rahman’a, oğlunu kurbana, malını ihvana bezletmekle ahdine vefakarlığını göstermiştir.
Kurban, bizi Hz. İbrahim’in itaatine, Hz. İsmail’in teslimiyetine yönlendirerek sıkıntı ve imtihanlara karşı Rabb’imize kurban olma ve Rabb’imize dost olarak sıkıntılarımıza çözüm bulma yollarını gösterir. Kurban, Yüce Allah’la kurbiyet kurmaktır. Kurbiyet Yüce Allah’la yakınlık kurma, Rabb’e yakınlıkla istikamet ve huzur bulma makamına kavuşmadır. Zaten kurban kesmenin temel amacı, Allah’ın razasını kazanarak O’na yaklaşmaktır.
İbn Arabi ve Mevlana’ya göre en büyük kurban nefistir, esas mesele olumsuz fikir ve fiilleri Allah yolunda ve Allah için kurban etmektir. Cüneyd-i Bağdadi ayni manada; “Mina’da kurban kesen bir mü’min, eğer nefsinin bütün arzularını boğazlamazsa kurban kesmiş olmaz!” Buyurur. Mevlana ise namazda “Allahu ekber” -Allah en büyüktür!- diyerek getirdiğimiz tekbirlerin nefsimizin kurbanını Allah yolunda kesme tekbirleri olduğunu ifade eder. Nefsimizin kurbanını kesme, ancak olumsuz her fiil ve durumu muhasebe ve murakabe sürecinden geçirerek Allah yolunda ve Allah için etkisiz hale getirmekle mümkün olabilir.
Bu vesileyle Mübarek Kurban Bayramımızı kutlarım. Yüce Allah, bizlere de; rızasını kazanan ve Kendisi'ne hakkıyla yaklaşan kullarından olmayı nasip ve müyesser eyler inşallah!
Recep Altun
Alıntı Kısımları: Zaman Gazetesi
Buruk Bayram Sevinci
Ramazan Bayramınız kutlu olsun!
Her hanenin unutulmayan acıları vardır. Bayramlar gelir kutlanır ama; bayramlar öksüzdür, bayramlar yetimdir. Bu hanelerde bayramlar bir buruk kutlanır işte!
Bu yetim ve öksüzlerin bayramını dile getiren yöremizin bir de bozlağı vardır. Rahmetli Çekiç Ali’ye ait olan bu bozlağı hemşehrimiz Bahri Altaş’tan dinleyerek yetim ve öksüzleri olan hanelere bayramın nasıl geldiğini yüreklerimizde hissedelim.
Selam ve saygılarımla…
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



.jpg)





