dergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Renkli Dünya

 
Ortaokul öğrencisi iken, her hafta alıp okuduğum Doğan Kardeş dergilerim gibi, Renkli Dünya dergilerimi de zamanında ciltleyip saklamıştım. Ancak zamanla hem Renkli Dünya, hem de Doğan Kardeş dergilerimi kaybettim. İnternette yaptığım uzun bir araştırma sonucu nihayet Renkli Dünya dergisinin 30 Aralık 1968 tarihli 7. sayısına içeriğiyle birlikte muhafaza edildiği "Çizgi Diyarı" isminde platforma üye olmak suretiyle ulaştım.
Resme Tıklayıp büyülterek içeriği okuyabilirsiniz.

Neden durup dururken Renki Dünya dergisini hatırladığıma gelince; Blogger arkadaşlarımızdan ZEUGMA,'nın "Troya'nın Atları ve At Başlı Testi" yazısını görüp okuduktan sonra, ben de ilk defa Troya Savaşı ile ilgili ilk bilgilerimi söz konusu dergiden öğrendiğimi hatırladığım için böyle bir arayışa yöneldim ve dergiyi de iç sayfaları ile birlikte temin etmekle birlikte sizlerle paylaşmaya karar verdim. 
Resme Tıklayıp büyülterek içeriği okuyabilirsiniz.

2004 yılında çekilen Troy filmi,  Homeros'un İlayda destanına uygun bir şekilde çevrildiği anlaşılmakla birlikte bazı değişiklikler de yok değil. Ancak, söz konusu Troya Savaşı Renkli Dünya dergisinde de çok değişik bir şekilde ele alınmış. Dergide anlatılanlar ile filmde anlatılanlar ve İlyada destanında yer alan bilgiler arasında ufak tefek değişiklikler kendini gösteriyor. 

Resme tıklayıp büyülterek içeriği okuyabilirsiniz.

Benim bu dergide aklımda kalan en belirgin olay, Aşil'in oğlu tarafından Hektor'un oğlunun bacaklarından tutularak sarayın duvarlarına çarpmak suretiyle öldürülmesidir. Filmde böyle bir sahneye yer verilmemiş olup, Hektor'un karısı ile birlikte çocuğu da gizli bir geçitten geçerek Truva'yı terk ediyorlar. Ne filmde ne de İiyada destanında Aşil'in oğlundan bahsedilmiyor.

İlyada destanında Aşil'in Hektor'u öldürme nedeni çok sevdiği öldürülen dostu Patraklos'un öcünü almak içindir. Oysa filminde yeğeni, Aşil'in zırhını giyerek savaşa katılıyor ve Hektor tarafından öldürülüyor. Dergide ise, Aşil ancak topuklarından okla vurulursa ölebileceği için, Truva prensi Hektor'un kardeşi Paris tarafından okla topuğundan oklanarak öldürülüyor.  

Doğan Kardeş


1969 yılına ait sayılarının birinde şiirimin yayınlandığı ve yıllardır aradığım ama bir türlü bulamadığım “Doğan Kardeş” dergisini nihayet 3 Ocak 2009 pazar günü Ankara Ayrancı Antika Pazarı’nda buldum. Söz konusu dergiyi arayış hikayem o kadar uzun ve ilginçtir ki, uzun süren bu arayışın,  hikayesini uzatmak istemediğim için sadece bu sayfaya sığdırmakla yetindim.

Sadece yılını hatırladığım, ancak hangi ayda ve hangi sayısında yayınlandığını bir türlü hatırlayamadığım şiirimin konusu havacılık ve ismi de “Havacılık Destanı” idi. Ben de haliyle 1969 yılının Mart, Nisan ya da Mayıs aylarının içinde yayımlanmış olabileceğini tahmin ettiğim için, hep bu ayların içindeki sayılarını aradığım bu dergilerde şiirimin yer almadığını ancak, Ankara Ayrancı Antika Pazarı’nda bulduğum 1969 yılı ciltli Doğan Kardeş dergilerinin sayılarını tek tek taramam sonucunda görmüş oldum.

Söz konusu şiirimin Doğan Kardeş dergisinin 8 Aralık 1969 tarihli “Ana-Oğul” kapak isimli 33. sayısında yayımlandığını görmekle birlikte aynı zamanda derginin orijinal baskısına da sahip olabileceğim için,  ne kadar çok sevindiğimi söylememe gerek yoktur herhalde.

1934 yılında çıkarılan Soyadı Kanunu uyarınca herkesin kendisine bir soyadı alması gerektiğinde, Köseoğlu olarak bilinen sülalemizin bir kısmı Köseoğlu, bir kısmı da Köseömür soyadını almış, ancak değerli madenleri çok seven bir büyüğümüzün seçimine uyarak bizler de Altun soyadını almışız.

Şiiri yazdığım yıllar; 1969-1970 öğretim yılı, Kaman Ortaokulu 3-C sınıfı 711 nolu öğrencisi idim ve Altun soyadımı asla sevmediğim ve konuya da vakıf olduğum için hep Köseoğlu soyadına olan ilgi ve özentimden dolayı yazdığım şiirin altına adımı ve soyadımı Recep Köseoğlu olarak yazmıştım. Doğan Kardeş dergisinin 1969 yılı Aralık ayı 33. sayısını satın aldığımda, şiirimin dergide yayımlandığını görünce sevincimden havalara uçmuştum. Ama bir de baktım memleketimin Kırşehir olması gerekirken, Kastamonu yazılmış olduğunu gördüm. Bu hatadan dolayı da çok üzülmüştüm.

Doğan Kardeş dergisinin ilgililerine derhal ikinci bir mektup göndererek, sehven Kastamonu olarak yazılan memleketimin adının Kırşehir olarak düzeltilmesini talep etmiştim. Ama o zamanlar ilgililer bu talebimi dikkate almadılar ve bu düzeltme de asla yapılmadı ve öyle de kalmıştı…

Yayımlanan şiirde beni tanımlayacak tek kaynak fotoğrafımdı. Buna rağmen, bu şiirin bana ait olduğuna bazı arkadaşlarımı inandıramamıştım.

 
HAVACILIK DESTANI

Göklerin yenilmez kahramanları
Bir çift motorla uçan Türk Akıncıları
Taşırlar havada ayyıldızları
Pilot olmak ister Türk Çocukları

Havalandı mı gökleri delip geçer
Emir verildi mi her yere gider
Türk semalarında uçar durursun
Vatanda en büyük koruyucusun

Recep Köseoğlu