Virgülün Mahareti
Tümleç
Tümleçlerle ilgili yanlışlıklarda iki yanlış göze çarpmaktadır, bunlar: Tümleç eksikliği ve gereksizliğidir. Tümleç eksikliği birden fazla yüklem için ortak kullanılan tümlecin, sonraki yüklemle uyuşmamasından kaynaklanan bozukluktur. Bu tür bozukluklar belirlenirken ortak tümleç saptanıp diğer yüklemle düşünülmeli, uyuşmayan tümlecin yerine uygun olanı getirilmelidir.
Tümleç gereksizliği ise, birden fazla yüklemle uyuşan tümleç varken, aynı tümlecin bir daha kullanılmasından kaynaklanan bozukluktur.
***
"...Sanki o zamanlar, o filmleri yeterince anlamamış, yeterince hissetmemiş, hatta haksızlık bile etmişti. ..."
(Murathan Mungan, Üç Aynalı Kırk Oda, s.65)
AÇIKLAMA: "O filmleri" nesnesi "anlamamış" ve "hissetmemiş" yüklemleriyle uyuşmakta, "haksızlık etmişti" yüklemiyle uyuşmamaktadır. Yani, cümleden "O filmleri haksızlık bile etmişti." anlamı çıkmaktadır. Oysa son yüklemin dolaylı tümlece gereksinimi vardır. "O filmlere" , hatta kısaca " ...(onlara) haksızlık bile etmişti." denmesi gerekirdi.
Taş Kafasına
Çelişen Sözcükler
Virgülün Önemi
"Sunay Ka'nın şiirini yazdığını görünce kağıtlarla dolu çalışma masasından kalktı, tebrik etti, topallayarak yaklaştı. "
(Orhan Pamuk, Kar, s. 199)
Cümledeki Sunay ve Ka, ayrı kişiler. "Sunay" adı, cümlenin öznesi. Masasından kalkan, tebrik eden, yaklaşan, "Sunay". Bu durumda "Sunay" adı, virgülle ayrılmalıydı. Ayrılmaması, özne belirsizliğine yol açmış. Masasından kalkan, tebrik eden, yaklaşan, Sunay mı; bir başkası mı belli değil. Göreceğiniz gibi, cümlede tümleç eksiklikleri de var. Bunları da ekleyip cümleyi düzeltelim: "Sunay, Ka'nın, şiirini yazdığını görünce kağıtlarla dolu çalışma masasından kalktı, (onu) tebrik etti, topallayarak (ona) yaklaştı."
Mahzun Prenses Süreyya
(Orhan Pamuk, Kar, s.216)
İran Şahı'na bebek doğuramadığı için boşanmak zorunda kalanlar, Prenses Süreyya ve Adnan Menderes mi? Prenses Süreyya da mı asılmış? Bilmece gibi bir cümle. Bu karışıklığın nedeni, sözcüklerin yanlış yerde kullanılması ve tümleç eksikliği. Bilmece cümleyi çözmeye çalışalım:
"Eski Başbakan Adnan Menderes'in asılmadan önceki ve İran Şahı'na bebek doğuramadığı için (ondan) boşanmak zorunda kalan mahzun Prenses Süreyya'nın çekilmiş son fotoğraflarına bakıyordu."
Söz konusu anlatım bozukluğu içeren cümlenin doğrusu bir üstte düzenlendiği gibi olmalıydı.
Fotokopi Yaptılar
Fotokopi yapılmaz, çekilir. "Yapmak" sözcüğü, yanlış anlamda kullanılmıştır. Onun yerine, "görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerinde tespit etmek" anlamıyla "çekmek" sözcüğü kullanılmalıydı.
***
“Bana yardım ederek, işi kısa sürede bitirmeme neden oldu.”
cümlesindeki “neden olmak” eylemi daima olumsuz anlamlar verecek biçimde kullanılır. Oysa işin kısa sürede bitirilmesi olumlu bir durumdur. Öyleyse “neden oldu” sözü bu cümlede yanlış kullanılmıştır. Cümlenin doğru şekli: “Bana yardım ederek, işi kısa sürede bitirmemi sağladı.” şeklinde olmalıydı.
Yayın ve Yayım
Yanlış Yerdeki Hiç Sözcüğü
Yazarların dil konusunda topluma karşı sorumlu olduklarını biliyor muydunuz? Bilmiyorsanız, size söyleyeyim. Yazarlarımız, dil konusunda topluma karşı sorumludurlar. Düşünceyi, duyguyu en etkili ve doğru biçimde yazıya dökmenin yolu, dili iyi bilmek ve kullanmaktan geçer. Ömer Asım Aksoy'un dediği gibi: "Güzel, ustaca yazı yazmak herkesten beklenemez. Ama doğru ve iyi yazmak belli bir eğitim görmüş herkesten beklenir."
Bu bölümde yazarlarımızın anlam ve biçimle ilgili cümle bozukluklarına değinerek Türkçemizin kirlenmesinin, yanlış kullanılmasının ve yanlışların yaygınlaşmasının önüne geçmek için elimden geleni yapmak istiyorum.
Sözcüklerin cümle içinde yanlış yerde kullanılmaları, anlam bulanıklığına, farklı anlam yorumlamalarına yol açar. Özellikle niteleme ve pekiştirme görevindeki sözcüklerin cümledeki yerlerine özen göstermek gerekir. Şimdi örnek bir cümle ile bu bozukluğu hep beraber görelim.
"Hiç bankacılığı sevmediğini yazsa da inanmayın." (Hurşit Güneş, 6.2.2002) Örnek cümlede de görüleceği üzere, "Hiç" sözcüğünün yeri yanlıştır. Bu sözcük "bankacılığı" değil; "sevmediğini" sözcüğünü belirtmeli ve bundan önce kullanılmalıydı. Cümle, "Bankacılığı hiç sevmediğini yazsa da (buna) inanmayın." biçiminde kurulmalıydı. Cümledeki "buna" tümlecinin eksikliği de tümleç yanlışlarına bir örnektir.
Selam ve saygılarımla.









