İslam Dini


Geçenlerde Hacıbayram esnafından aldığım Prof. Dr. Sabri Hizmetli'ye ait,  "Cuma Namazı Kadınlara da Farzdır" isimli kitabının önsözünde İslam Dini'ni çok güzel bir şekilde özetleyen bir kesiti sizlerle paylaşmak üzere aşağıya aldım:

"...İslam, Kur'an kaynaklı ve insan eksenli bir dindir. Öğretileri Kur'an ve Sünnet'e dayanmaktadır. Anane dini, müevvel din (bilginlerin otorite, görüş ve yorumlarına dayanan din) ve mübeddel din (halkın örf ve yaşayışına dayanan din) değildir. Kur'an'a göre İslam tevhid dinidir ve Şari’i sadece Allah'tır. Ne bilginler ne de halk onda söz sahibidirler. Dolayısıyla, kimse kendisini Allah'la birlikte dinde söz sahibi olma konumunda göremez, kişisel görüşleri ve yorumlarını da Kur’an'ın buyrukları yerine koyamaz veya onunla eşdeğer kılamaz. Kulluk mesuliyetinin gerçekleştirilmesinde Kur'an'a teslimiyyet ve itaat, Hz. Peygamberin Sünneti'ne müracaat esastır. İslam ne bilginlerin veya din adamlarının otoritesine dayanan bir dindir ne de belli bir sınıfa aittir. Peygamberin ve onun varisleri durumunda görülen bilginlerin vazifesi, Kur"an'ın Nisa Suresi 58. ayetinde bildirildiği üzere, “işleri ehil olanlara vermek, insanlar arasında hükmettikleri zaman adaletle hükmetmek”tir. Allah'ın vekili olma ve O'nun adına hareket ederek Din'de hüküm koyma anlayışı Kur'an'a aykırıdır, kimsenin de böyle bir yetkisi yoktur. Hz. Muhammed'in bir elçi ve tebliğci olduğunu bildiren Kur'an "Ey Muhammed biz seni onlara vekil göndermedik, sen onların vekili değilsin..." ifadeleriyle bu gerçeği duyurmaktadır. Bu durumda, Peygamber de dahil hiçbir insanın Allah adına hüküm koyma ve hareket etme, Onun adına dini belli bir sınıfa ait kılma ve belli bir sınıfı da bir takım ibadetlerden ve mükellefiyetlerden, mabedlerden ve ilim merkezlerinden dışlama hakkı ve yetkisi bulunmamaktadır.

İslâm, hak ve adalet, sulh ve sevgi dinidir. Haksızlıkları ortadan kaldırarak zulmü önlemek ve zalimi ıslah etmek ister. Mazlumun haklarını korumak ve savunmak onun başlıca hedeflerindendir. İnsanları ve cinleri "kulluk”ta bulunmakla yükümlü tutarak bu hedefini gerçekleştirmeye çalışır. Çünkü "Kulluk mükellefiyeti", hem Allah'ın hem de insanların haklarını koruma ve yaşatma misyonunu kapsar. Hz. Peygamber (sas) de nübüvvet görevini bu hedefler doğrultusunda yaptı..."

Prof. Dr. Sabri Hizmetli