Fransa Önce Kendi Tarihine Baksın


Cezayir Katliamı

Fransız meclisinde gündeme gelecek olan soykırımı inkarı suç sayan yasaya ben de tepkimi göstermek üzere fazla başınızı ağrıtmadan bu konuyu sizlerle paylaşmak ihtiyacı duydum.

Hepimizin malumu olduğu üzere 1915 Olaylarını yeniden burada incelemeye imkanımız yok. Tarih, parlamentolarda yapılan oylamalarla yazılamaz. Tarih popülizm uğruna, oy toplamak uğruna çarpıtılamaz. 21’nci yüzyılda, bir Avrupa (Fransa) ülkesinin, tarihteki yalanları cesaretle inkar edenleri cezalandırmaya girişmesi; bilim adına, ifade özgürlüğü adına, insan hak ve hürriyetleri adına son derece vahim, kaygı verici, hatta utanç verici bir olaydır.

Yönetmen Yasmina Adi

Birkaç hafta önce “Neden Türkiye Avrupa’da olsun? Eğer Türkler Avrupa’da olmak istiyorsa, o zaman Ermeni soykırımını tanımak zorunda” diyen Sarkozy’ye, “başkalarına ders vermeye kalkışmadan önce tarihte kendi yaptıklarına bir bakmalı” diyen aynı zamanda bir Fransız vatandaşı olan Yasmina Adi isimli kadın yönetmenin yönettiği “Cezayirlileri Burada Boğuyoruz” adlı filimde “17 Ekim 1961 Katliamı” olarak bilinen ve Fransa’nın başkenti Paris’te sokağa çıkma yasağına muhalefet ederek gösteri yapan çok sayıda Cezayirlinin öldürülmesine yol açan olayların ele alındığı bu film, Fransa’nın Cezayirlilere karşı uyguladığı vahşeti anlatmaktadır.

Fransa Cezayir'de

8 Mayıs 1945’ten itibaren katledilen, fırınlarda yakılarak öldürülen, sayısı 45 bin olduğu söylenen Cezayirli şehitlerden bugün hiç kimse bahsetmiyor. 1994 yılında Ruanda’da 800 bin insanın katledilmesinde Fransa’nın rolü hiç tartışılmıyor. Hiçbir tarihçi ve hiçbir siyasetçi bizim tarihimizde soykırım göremez! Soykırım görmek isteyenler dönsünler, kendi kirli ve kanlı tarihlerine bir baksınlar. Kendi tarihleriyle yüzleşemeyenlerin, asılsız iddialar üzerinden Türkiye tarihine saldırmaları çok ciddi ve çirkin bir saldırıdır. 

Ruanda Katliamı
Bir Türk vatandaşı olarak, bu kasıtlı, art niyetli, popülist, haksız ve hukuksuz girişimleri şiddetle protesto ediyor ve esefle kınıyorum.

Recep Altun

Stüdyo Gaye

Hasan Hüseyin Altun- Kırşehir / Kaman

Stüdyo Gaye, 1978 ' lere ait küçük bir ilçenin sınırları içinde bir ekmek teknesinin ismidir. Fotoğrafın siyah ve beyaz çizgileri arasına gizlenmiş, hatırlandığında insanı mutlu edebilecek çok güzel anıların yer aldığı ilçenin nadide müesseselerinden biriydi. 

1978 ' li yıllarda: Bülent Ersoy "Kumrular Gibi", İzzet Altınmeşe "Esmerim", İbrahim Tatlıses "Ayağında Kundura", Ferdi Tayfur "Huzurum Kalmadı" ve Şükran Ay "Sevemedim Kara Gözlüm",  şarkı ve türküleriyle kasetlerde, 45 liklerde ve "long-play" dediğimiz uzun çalarlar da yerini almışlardı.

Bu şarkı ve türkülerin,  herkesin kendi dünyasında ayrı bir yeri vardı. Kiminin hayallerini süslüyor, kimilerinin de sevdalarını anlatıyordu.  

O zamanın delikanlılarının saç ve favorileri uzun, ispanyol paça pantolon ve ucu sivri yumurta topuk iskarpinleri olurdu. Küçük ilçelerdeki tüm insanların eğlence kaynakları; sinema, müzik ve evlerindeki televizyonlardı. O zamanlar müzik ön plandaydı. Hemen hemen herkesin evinde ve arabasında bir kaset çaları vardı. İhtiyaçları olan müzik kasetlerini de fotoğrafta gördüğünüz stüdyo Gaye'den temin ederlerdi.

Baş döndürücü bir hızla gelişen teknoloji; kasetlerin, 45 liklerin ve uzun çalarların pabucunu dama atınca, stüdyo Gaye'nin de kapsısına kilidi vurdurmuş oldu. Stüdyo Gaye; bu ilçede adından hep övgüyle bahsedilmiş ve herkesin mazisinde güzel bir anı olarak yerini almış ender ekmek teknelerindendir. 

Recep Altun