Kur'an'a Dönmek


Merhabalar.

Başlangıçsız her şeyin evveli, nihayetsiz her şeyin sonu;Kadim, Kerim, fazilet ve cömertlik sahibi; noksan sıfatlardan, yaratılmış olmaktan ve zevale uğramaktan beri ve varlığı kendinden olan Cenab-ı Hakk'a sonsuz hamd ve senalar olsun. Kıyamete dek salat ve selam, rahmet Nebisi, Ümmet'in şefaatçısı, halkın aynasında Hakk'ın kainattaki tecellilerinin en mükemmeli olan Cenab-ı Peygamber sallellahu aleyhi vesselem'e, O'nun hoş ve temiz sahabilerine, O'na uyanlara ve O'nun yolundan giden müminlere olsun.

Bin aydan daha hayırlı olduğu buyrulan Kadir gecesinde indirilen Kur'an-ı Kerim; yalnız ona inananların değil,  bütün insanların kitabıdır. O yalnız Müslümanların problemlerini değil, bütün insanların problemlerini çözmek için gelmiştir.

Müslümanların problemlerinin çözülemiyor olması, Kur'an-ı Kerim'i bin küsur yıldan beri terk etmiş ve onu her çağa göre anlamaya çalışıp uygulamayı ihmal etmiş olduklarındandır. Cahiller ve Müslümanlar Kur'an'ı çok okuyorlar, ama manasını anlamadan okumanın, teybe konulan bir kasedin Kur'an okumasından ne farkı vardır? Hala bunun farkında olmayan Müslümanların elbette işleri, sorunları çözülmeden, yüzüstü kalmaya mahkumdur. Öyleyse yapılacak iş,  Kur'an'a dönüp onu zamanımızın bilgisine ve şartlarına göre yeniden anlamak olmalıdır.

Bu vesileyle Kadir geceniz hayırlı ve mübarek olsun. Cenab-ı Allah, biz kullarını Kadir gecesinin hayır ve faziletine eren salih kullar zümresine ilhak eylesin. 

Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun efendim, saygılarımla.

Recep Altun

Ashab-ı Kehf

Batman ili sınırları içinde yer alan  ve uçsuz bucaksız Mezopotamya ovasının nadide bir parçası olan Hasankeyf sözcüğünü her duyduğumda ya da sayfalarda görüp okuduğum da aklıma önce yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'in Kehf suresi gelir.

Hasankeyf ilçesi ve bölge birinci derece sit alanı. Bu bölgedeki kültür varlıklarının bir envanterinin bile çıkarılmadığına, birinci derece sit alanında yapılacak bir yapı için önce Koruma Kurulu onayı alınmasının gerektiğine ama  böyle bir onayın da alınmadığına ilişkin yazılar okuduğumu hatırlıyorum.  Uluslararası mevzuata göre Hasankeyf'i sular altında bırakacak olan Ilısu baraj projesi için önce bölgede koruma önlemlerinin alınması ve sonra da yatırımı planlanmalıydı. Oysa burada süreç tersten işleyerek Hasankeyf gibi binlerce yıl öncesine dayanan bir kültürel mirasın korunması için hiçbir şey yapılmamış. Son yıllarda sık sık rastladığımız gibi, Hasankeyf'in de kalkınmaya feda edildiğine üzülerek şahit oluyoruz. 

Doğrusunu ve gaybı ancak Allah'u Teala bilmekle birlikte Ashab-ı Kehf kıssasına Kur'an-ı Kerim'in "Kehf" suresinde yer veriliş nedenini şöyle açıklayabiliriz. 

Hıristiyanlığın müşriklere karşı gizli çalıştığı ilk devriyle ilgili olan ve hıristiyanlarca bilinen Ashab-ı Kehf kıssası, Allah'tan başka ilah edinen bir topluluğa karşı yalnız tevhid için mücadele etmek ve Allah'ın rahmet ve tevfikine ermek üzere çekilmiş birkaç gencin, bir gün veya daha az bir zaman gibi gelip geçen nice senelerden sonra, nihayet kurtuluş gayesine ermiş olmasından ibaret ve Allah'ın diğer ayetlerine göre hayret edilmemesi gereken bir keramet kıssası olduğunu açıklamakla, sonraki hıristiyanlar gibi Allah'a çocuk isnad edenlerin yalancılıklarına ve Allah'ın ayetlerini inkar edenlerin mahvedildiklerine delil getirmek için söylenmiş ve sonunda da "De ki: Rabb'imin beni, bundan daha yakın bir zamanda dosdoğru bir başarıya ulaştırması umulur." (Kehf,18/24) emri ile Cenab-ı Peygamber'in başarısının bundan pek yakın bir süre içinde ortaya çıkacağı ümidi vaad edilmiş ve müjdelenmiş. Yani Ashab-ı Kehf'in beklediği üçyüz dokuz seneden çok az bir süre içinde İslam'ın galibiyetinin gerçekleşeceği anlatılmıştır. Ve bu şekilde bu suredeki üç kıssadan her biriyle Cenab-ı Peygamber'in muvaffakiyetinde meydana gelecek tecelli mertebelerine misal verilerek "Kim Rabb'ine kavuşmayı istiyorsa, salih amel işlesin ve ibadette hiçbir şeyi Rabb'ine ortak koşmasın" (Kehf, 18/110) daveti ilan edilmiştir.

Recep Altun