29 Mayıs 2015 Cuma

Murat Kitabı

Hacı Bayram Kitapçılar Eski Çarşısından Bir Görünüm

Merhabalar.

Bir gün, Ankara Altındağ ilçesi Ulus semtinde bulunan Hacı Bayram Camisine doğru, kitapçılar eski çarşısını gezmek için yola çıktım. Kitapçıların olduğu çarşıya doğru yöneldim ve iki katlı olan çarşının üst katına merdiven basamaklarından çıkarken sağ tarafta çarşının sonundaki kapalı bir kitapçı dükkanının önünde orta yaşlı hafif sakallı bir adamın elindeki Kur'an-ı açıp ayetler okuyup yine yanında kendisi gibi ayakta bekleyen kapalı giyimli bayana bir şeyler söylediğini gördüm ve bu hareket dikkatimi çektiği için, olduğum noktadan onları izlediğim kuşkusunu uyandırmadan dükkanlara bakıyor gibi yaparak, epeyce onları izledim. Her ikisinin de ürkek kuşlar gibi tedirgin ve aceleci bir halleri vardı.

Adam Kur'an'ı bir kaç kez daha böyle rast gele açıp açılan sayfalardan ayetler okuyup kadına yine bir şeyler söylemeye devam etti. Onlara biraz daha yaklaşıp adamın Kur'an sayfalarını nasıl açtığını ve ne konuştuklarını takip etmek istedim ama, onların ayakta durdukları yer, kitapçı dükkanları arasında geçiş yapılan ara yollardan uzakta çarşının sonu olan ve kapalı bir kitapçı dükkanın bulunduğu köşede olduğu için onlara yaklaşamadım. Bir müddet sonra bayan ayrıldı, adam da elinde Kur'an ile birlikte çarşının alt katına inmek için, en yakın yerdeki merdiven basamaklarını hızla inerek gözden kayboldu. 

Aynı olaya bir başka gün içerisinde ve aynı yerde ikinci kez şahit oldum. Bu sefer onlara yakın bir pozisyondaydım. Sakallı adamın Kur'an'ın sayfalarını açış şekli bir değişikti. Sayfaları açık kur'an-ı her iki eliyle birlikte pat diye kapatıyor tekrar sağ eli ile kitabın sayfalarından rast gele bir yeri damaklayarak açıyor ve açtığı yerden biraz okuyor, daha sonra kafasını Kur'an'dan biraz aralııyor, gözlerini kapatıyor,  kafasında bir şeyler kurguluyor ve yine kapalı giyimli bayana bir şeyler söylüyordu. Ancak ne konuştuklarını duymam asla mümkün olmadı. Bir müddet sonra daha önceki gibi, önce kadın ve ardından adam bulundukları yerden ayrılarak uzaklaştılar.


Ben artık olayı çözmüştüm. Bu hafif sakallı adam sorunları olan kişilere,  Kur'an ile fal bakarak onların öğrenmek istedikleri şeyleri söylüyordu. Bu tip insanlar hem geçmişten, hem de gelecekten haber verirler. Oysa gaipten kimse haber veremez. Gaybı bilmek Allah'a mahsustur. Bu adamın yaptığı resmen falcılıktı. Kur'an murat kitabı mı ki? Kur'an fal kitabı mı ki? İnsan Allah'tan korkar!.. 

İşin dahası var... İnşirah suresi ne niyetle okunursa, o niyet gerçekleşirmiş. Her akşam Asr suresi yine murat için, Vakıa suresi de geçim sıkıntısı için okunurmuş. Dinimizde böyle şeyler var mı Allah aşkına! Demek Kur'an hidayet için değil de, falcılık veya murat için mi indirilmiş?.. Yazık bu düşünce sahiplerine yazık!.. Kur'an-ı adeta bir murat veya muska kitabı haline getirdiler. Her ağzına gelen Kur'an hakkında bir şeyler söylüyor. Kimi şifre peşinde, kimi murat peşinde. Asıl amaç,  Allah rızası peşinde olan yok diyemeyeceğim ama, bir elin parmaklarının sayısı kadar az olduğunu söyleyebilirim.

Selam ve dualarımla
Recep Altun

26 Mayıs 2015 Salı

Ölü Toprağı


Merhabalar.

Yaklaşık sekiz ay sonra tekrar internetime kavuşmak, beni biraz heyecanlandırdıysa da şunu açık yüreklilikle itiraf etmeliyim ki, hayal kırıklığına uğradım. Eski blog arkadaşlarımdan bayağı çekilenler olmuş. Bloglar arasında eskisi gibi paylaşma heyecan ve sevincini göremiyorum. Belki de ben biraz karamsar biriyim de bana öyle geliyor olabilir ki, inşAllah öyledir. Bloglar arasındaki paylaşma heyecan ve sevincinde bir değişiklik olmamış olsun da,  tek ben yanılmış olayım.

Lambalı Radyo


Merhabalar.

Şimdiki radyolar gibi düğmesini açar açmaz hemen ses vermezdi. Bir müddet içinde bulunan triyot lambalarının flamalarının ısınmasını beklerdik. Hele istasyonlarını gösteren dikdörtgen cam panelin tam ortasında anahtar deliğini andıran şekilde tatlı yeşil bir neon lambası daha vardı ki, en çok ilgimi bu lamba çekerdi. Bu neon lambanın ışık vermeye başlaması ile birlikte ses de gelmeye başlardı. O an hangi dalganın istasyonuna ayarlı kalmışsa o istasyon yayınına bir müddet kulak verdikten sonra en sağdaki istasyon arama düğmesiyle diğer istasyonları aramaya başlardık. Tabi burası uzun dalga dediğimiz kanaldı. Orta dalgayı pek kullanmazdık. Uzun dalgadan sonra en sık kullandığımız dalga ise kısa dalgaydı. Kısa dalga üzerinden yapılan yayınlar dünyanın neresinden yapılırsa yapılsın her radyo alıcısının çekim alanına kadar ulaşabilen bir dalga modülüydü.

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Adını Dağlara Yazdım

Burdur Foto:Recep Altun
Merhabalar.
Geçen yıl,  9 Temmuz Çarşamba günü Burdur'daydık. Ramazan'dı ve seferi olduğumuz için oruç tutmaya 3 gün ara vermiştik. Aslında bir iş takibi için Isparta'ya gelmiştik. İşini takip ettiğimiz firma bizi Burdur'daki bir otele yerleştirmişti. Yukarıda yerleştiğimiz otelin balkonundan Burdur'un çekilmiş bir fotoğrafını görmektesiniz.

8 Mayıs 2015 Cuma

Sınırımızdaki Saatli Bomba

Metsamor Nükleer Santralinden Bir Görünüm
Merhabalar.

Binlerce kişinin ölmesine ve sakat kalmasına neden olan Çernobil ile aynı teknolojiye sahip olan Ermenistan'ın Metsamor Nükleer Santrali 1977 yılında Sovyetler birliği tarafından Iğdır ilimize 16 km. uzaklıkta kurulmuştur. 

Metsamor Nükleer Santrali, Sovyetler Birliği döneminde inşaa edilen en güvensiz ve en fazla kaza yaşanan santrallerden biridir. Söz konusu santralin bulunduğu Hoktamberyan şehrinin Ağrı Dağı fay hattında bulunmasından dolayı dönemin Sovyet bilim adamları, santralin bölgede kurulmasının büyük tehlike arz edeceğini belirtmeleri ve bölgenin ana su kaynaklarına radyasyon karışımı riskinin yüksek olduğunu ifade etmelerine rağmen reaktör inşa edilmiştir.