Sabır, Müminin Gönlünü Teskin Eden Rabbani Bir Sırdır!

6 Aralık 2018 Perşembe

Tarih: Aralık 06, 2018 | Gönderen:

İnsanın her şeyden önce kendisine, sonra ailesine ve daha sonra da yaşadığı topluma karşı sorumlulukları vardır. Toplumun her türlü fitne, fesat ve kargaşadan uzak kalması için, herkes üstüne düşen görevi yerine getirmeli, haklının yanında ve hakkın tarafında yerini almalıdır. Haklının yanında ve hakkın tarafında olmayan kimse, her şeyden önce kendisine kötülük yapmış demektir. Çünkü kişi böyle yapmakla haksıza yardım etmiş, onu haklı göstermiş ve haklı kimsenin de hakkını zayi ederek vebale girmiştir.

Konuyu İslam dini anlayışından ele alacak olursak; İslam dini, güçlünün değil, haklının güçlü olduğu bir sosyal ilişkiler anlayışını öngörmekle birlikte, kul hakkına tecavüze asla prim vermez! Kur'an'ın bu konuda ne dediğine bakacak olursak; Yüce Allah, Kur'an'ı Kerim'in Nisa(4) suresinin 135. ayetinde mealen şöyle buyurmaktadır: "...Ey iman edenler! Öz benliğiniz, anne-babanız, yakınlarınız aleyhine de olsa, zengin veya fakir de olsalar, adaleti dimdik ayakta tutarak Allah için tanıklık edenlerden olun. Allah, ikisine de sizden daha yakındır. O halde nefsinizin arzusuna uyarak adaletten sapmayın. Eğer dilinizi eğip büker, yahut çekimser kalırsanız, Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır..." 

İğneyi kendime, çuvaldızı başkasına batırma ilke ve atasözünden yola çıkarak; hak ve haklının yanında yer alma konusunda acaba bizler doğru yapıyor muyuz? Yoksa nefsimizin arzusuna uyarak adaletten sapıyor muyuz diye, oturdum ve bir nefis muhasebesi yaptım. Kendi öz benliğim için şaşmaz adalet ilkesinden ayrılmayarak, her zaman haklının yanında ve hakkın tarafında yer aldığımı açık yüreklilikle söyleyebilirim. Ancak dürüst olmam gerekirse, bir başkaları arasındaki mevzularda her zaman haklının yanında ve hakkın tarafında yer aldığımı söyleyemem. Bilinen doğruları susarak söyleyememek de bir adaletsizliktir, haksızlıktır. Bu davranışımın sebebini de mutlaka merak etmişsinizdir. Doğruyu söyledim kötü oldum, iyilik yaptım kötülük gördüm. Tüm bu karşılaştığım olumsuzluklara rağmen, dürüstlük ilkesinden ve doğruluktan ayrıldım mı? Hayır! Sonucunu bile bile bazen haklının yanında ve hakkın tarafında olmaya devam ediyorum. Ancak bazen de maalesef gördüğüm kötülüklerden dolayı nefsimin arzusuna yenik düşerek ne haklının yanında ne de hakkın tarafında yer almamaya gayret ediyorum. Vicdanım rahat mı? Değil! Ama ben daha ne yapayım? Bu  benim kendimi savunmak için sığındığım bir kaçamak da olsa, asla doğru ve haklı bir savunma değildir. Başına ne gelirse gelsin, haklının yanında ve hakkın tarafında olmak insani bir görevdir. Yapabilene helal olsun!

8 yorum:

  1. Merhaba. Aynen öyle, yapabilene helal olsun. Keşke her daim haklının tarafında olsak ama demişsiniz ya nefis bazen şaşırıyor ne yapacağını, o vakitte tarafsız kalıyor. Günümüzdeki kötülüklerin artmasındaki yegane sebep bence de bu. Sevgi ve selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Mukaddes'çe Konuşan Satırlar, Hoş Geldiniz.
      Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. Nefsinin arzusuna teslim olmayanlara selam olsun!
      Selam ve saygılarımla.

      Sil
  2. Merhaba Tecep Bey
    Ben günümüzde hakkımın yendiğine çok defalar şahit oluyorum. Ve hiçbir şey yapamamanın verdiği sıkıntıyla kendimi yiyip bitiriyorum.
    En kötüsü de bunu dile getirince sen affet boş ver Allah öteki dünyada cezasını verir demeleri bir anlamda hakkımı yiyen kişilerin tarafını tutmak oluyor.
    Ben artık bu dünyada haksızlık yapanların gerekli cezayı görmekerimi istiyorum

    YanıtlaSil
  3. Merhabalar Cafe Tigris, Hoş Geldiniz.
    Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim.
    Ben de sizin gibi düşünüyor ve bu dünyada haksızlık yapanların gerekli cezaları görmelerini istiyorum. Tevhid dini olan İslam dinine inanıyor ve Yaratıcımız olan bir Allah'a iman ediyorum. Şimdi söyleyeceklerim şirke girer, aslında söylemek de istemiyorum ama; diyelim ki, öldükten sonra yok olup gideceğiz, ne ahiret var, ne de hesabın görüleceği bir mahşer var diyelim. Hal böyle iken, bu dünyada zulme ve haksızlığa uğrayanlar, uğradıkları haksızlık ve zulümle kalacaklar, zalimlerin de yaptıkları yanlarına kar kalacak. Bence her iki ihtimali de dikkate alarak, alacaklarımızı mahşere havale etmeyelim, bu dünyada yaşarken almanın yollarına bakalım, zalimlerin de yine bu dünyada cezalarını çekmelerini sağlayalım. Ama buna gücümüz yetmiyorsa, o zaman yapacak bir şey yok. Dinleri araştırma konusundaki çalışmalarım devam ediyor. Ben ne zaman ki, taklidi imandan tahkiki imana doğru araştırma ve çalışmalara başladım, cevap alamadığım sorularla karşılaştım. Deist değilim, ateist hiç değilim. Ancak, sorularıma cevap alamadığım İslam dinine olan inancım ve bağlılığım hala devam etmektedir.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
  4. Merhaba Recep Bey,
    Çok güzel bir konuya deyinmişsiniz. Ben kendi adıma her zaman haklının yanında olmayı kendime ilke edinmiş biriyim. Gerçekten karşı taraf bana somut örneklerle geldiği takdirde. Lakin öyle olaylar yaşıyorum ki ağzım açık kalıyor. Haksız olduğunu bildiğiniz tarafın yanında olmayınca bu sefer de taraf olmakla suçlanıyorsunuz. Ama bunu da aştım. Suçlayanlara cevap vermeyerek, haklının yanındayım her zaman. İnsanlar kendi çıkarları uğruna haksız olduğunu bilseler dahi haksız tarafta yer alıyorlar. Dinimiz açısından da güzel açıklamışsınız, müsadenizle bir açıklama da ben eklemek istiyorum. Mesala dinimizde her dedikodunun boyutu var. Haksızlık, kötülük, zarar verme, nankörlük vs. Bu tip insanlar hakkında konuşabiliriz. Çünkü amaç sevdiklerimizi korumaktır. Allah katında bu dedikodudan sayılmıyormuş. Sizin de yazdığınız gibi Allah'a tanıklık edenlerden oluyoruz. Toplumda fitne, fesat, kışkırtma, taciz olaylarını önlemek için herkes taşın altına elini atmalı. Haksız taraf pof poflandıkça kazana bir gün Ali, bir gün Ayşe, bir gün Fatma düşüyor. Herkes zamanla gerçekleri anlıyor ama anlayana kadar bir çok can yanıyor...
    Düşündürücü ve sorgulayıcı yazıları okumayı seviyorum. Emeklerinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Sosyal Medya Kafe, Hoş Geldiniz.
      Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim.

      Efendim, siz de konuya öyle güzel yaklaşmışsınız ki, bu desteğiniz için ayrıca teşekkür ederim.

      Gıybet konusunda size katılıyorum. İyileri, kötülerden koruyabilmek için, kötülerin hasletlerini ifşa etmek; bence de dedikodu sayılmayacağı gibi, Allah indinde gıybete de girmez, bizzat Allah katında tanıklığa girer diye düşünüyorum. Her iyi biri, kötü bir insanı tanımak, bilmek ve ona karşı tedbirli olmak için; illa onun kötülüklerinden birine maruz kalması mı gerekli? Yoksa, onu tanıyan bilen birinin uyarısı ile tedbir alarak kötülüğe maruz kalmaması mı daha iyi? Elbette kötüyü tanıyan bilen birinin uyarısı daha iyi. İşte bu uyarı, bence bir gıybet değil, Allah katında tanıklık edinilen dosdoğru bir uyarıdır.

      Herkes elini taşın altına koymadıkça, kötülüğe doğru yol almış toplumlar düzelmez! Eğer işin içinde güç, şiddet, baskı varsa, ondan daha kötüsü çıkar ve menfaatler birleşiyorsa, iyilerin (hakkın, haklının) işi son derece zordur.

      Sonuç olarak: Haklının yanında ve hakkın tarafında olmak için elimizi taşın altına koymak zorundayız. "Bana değmeyen yılan bin yaşasın" atasözü de Yahudilere ait bir atasözüdür ve bizim gibi necip bir milletin karakterine uymaz! Bugün sana değmeyen yılan, yarın mutlaka sana da değecektir, bunu unutmayalım.
      Selam ve saygılarımla.

      Sil
    2. Evet, haklının yanında olmak Hakkın yanında olmak demek. Günümüze baktığımızda "Bana değmeyen yılan bin yaşasın" diyenler sayesinde giderek bozulmuş bir toplumun tam ortasındayız. O yılan Ali'ye zarar verdiyse mutlaka Fatma'ya, Ayşe'ye de veriyor. Zamanla görüyor, duyuyor ve yaşıyoruz. Haksızlık yapan en yakınımız babamız veya annemiz olsa dahi haklının yanında olmamız, haksız tarafı uyarmak, gerekirse haksızlık yapanın yüzüne gerçekleri söylemek gerekiyor. Yüzüne vurduğumuzda kendi özeleştirisini yapıp, doğru yolu bulanlar, hatalarından dönenler de var. Hatasını kabul etmeyip, yaptığı hatayı devam ettirenler de. Hatalı olduğu halde yaygara, fitne, fesat, düşmanlık, kin, öfke, nefret duygularını diğer insanlara da bulaştıranlar da var maalesef. Haksız olan taraf masum bir insanı hiç acımadan çeşitli iftiralarla, paranoyak düşüncelerle, tacizlerle, her yerde bağırarak kendinin haklı olduğuna inandırmayı başaran insanlar da var. İnsanları yargılamadan önce iyi bir gözlemci olmak, her iki tarafı dinlemek, tek tarafla görüşme imkanı var ise somut örnekler istemek haklıyı görmemizi sağlıyor.
      Recep Bey, bu konuda sizinle saatlerce beyin fırtınası yapabilirim. Allah herkesi gerçekleri görenlerden, haksız olan tarafa yüzüne söyleyenlerden, fitne, fesat çıkaranları, nankörlük edenleri de ifşa edenlerden, sessiz kalmayanlardan, her zaman haklının yanında olanlardan eylesin. Diyerek bitirmek istiyorum.
      Yorumuma cevap yazdığınız için ben de size teşekkür ederim.

      Sil
    3. Merhabalar Sosyal Medya Kafe, Hoş Geldiniz.
      Blog sayfama yapmış olduğunuz ziyarete ve değerli yorumunuza çok teşekkür ederim.

      Herkes tarafından okunsun diye kısa tuttuğum yazımın eksikliklerini ikinci yorumunuz da desteklemekte ve tamamlamaktadır. Bu bağlamda size çok teşekkür ederim. Bu konuda benimle saatlerce beyin fırtınası yapabileceğiniz; hem konuya hakim olmanızdan, hem de duygu ve düşüncelerinizi en etkili ve doğru bir biçimde yorumunuza yansıtmanızdan anlaşılmaktadır. Kaleminize, emeğinize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.

      Haklının yanında ve hakkın tarafında olmak konusu, geliyor gidiyor insan nefsine dayanıyor. Sorunun çözüm yeri burasıdır. Her kim nefsini terbiye eder ve nefsine hakim olursa, haklının ve hakkın yanında kendini bulur.
      Selam ve saygılarımla.

      Sil

Copyright © 2009 Her Türlü Hakkı Mahfuzdur, Değirmenden Mektup Var | Kumanda Paneli: Blogger
Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com | NewBloggerThemes.com | Distributed By Gooyaabi Templates