Buruk Bayram Sevinci


Ramazan Bayramınız kutlu olsun!

Her hanenin unutulmayan acıları vardır. Bayramlar gelir kutlanır ama; bayramlar öksüzdür, bayramlar yetimdir. Bu hanelerde bayramlar bir buruk kutlanır işte!

Bu yetim ve öksüzlerin bayramını dile getiren yöremizin bir de bozlağı vardır. Rahmetli Çekiç Ali’ye ait olan bu bozlağı hemşehrimiz Bahri Altaş’tan dinleyerek yetim ve öksüzleri olan hanelere bayramın nasıl geldiğini yüreklerimizde hissedelim.

Selam ve saygılarımla…

Bizim Akşamlarımız


Ay bir tarafta, güneş bir tarafta
Bizim akşamlarımız bambaşka 
Ezan sesiyle  başlar bir telaş;
Hem beşerde, hem  kuşlarda.

Kara örtülü damların çeleninde
Uçan kırlangıçların akşam telaşı
Çeşmede sıra bekleyen kızların
Her akşam yaptıkları sıra savaşı.

Herkesin elinde akşamın erzakı
Bir an önce evine ulaşma telaşı
Çocuklar hala oyunda oynaşta
Yetmez onlara “eve gel!” nidası.

Evlerde akşamın tatlı öğün telaşı
Herkesin sofrasında hazırdır aşı
Yemekten sonraya akşam namazı
Kim istemez ki, böyle bir akşamı!

Şimdilerde nerde böyle akşamlar!
İtiş, kakış, akşam telaşıyla başlar
Herkes akşamını evinde değil de;
Kimileri, çileli yollarda akşamlar!..

Recep Altun Kaman-Kırşehir

Kadir Gecesi


Değeri Kur'an'a dayanan bu gecenin kadir ve kıymetinin bilinmesinin ve bu kutlu geceden istifade edilmesinin, ancak Kur'an'a yönelmekle, onun eşsiz mesajını anlamak ve onun mana ikliminde yol almakla, hayatın peygamber kılavuzluğuyla yaşanıp yaratılanın yaratandan ötürü sevilmesiyle mümkün olacaktır.

Bu vesileyle bin aydan daha hayırlı olan mübarek Kadir Gecemizi kutlar, bu gecenin insanlığın sevgi, barış, huzur ve saadetine vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim.

Yazmak


Yazma, kişisel olduğu kadar, aynı zamanda toplumsal bir zorunluluktur . Bu zorunluluk içinde yaşadığımız toplumun bir üyesi oluşumuzdan doğar. Bu nedenle, çevremizdeki kişilerle sürekli ilişkiler kurarız; onların sorunlarıyla ilgileniriz. Düşünce alış verişi bu ilişkiden başlar. Hiçbir insan bu doğal ilişkinin dışında değildir. Bunun içindir ki, başkalarının acılarına, sevinçlerine katılırız. Düşüncede, duyguda ortaklığı da bu ilişki sağlar. Bu yönden toplumsallık da bu ortaklığın ürünüdür.

Çevremizdekilerin sorunlarıyla ilgili çalan çanlara kulaklarımızı tıkayamayız. Kendi sesimiz yankılanır bu çanlarda. Tepkimizi ya sözle, yazıyla, ya da eylemle gösteririz, bu yolla başkalarını da etkilemeyi amaçlarız. Yazmak, dünyayı tanımak ve onu dost hale getirmektir.

Dünyayı nasıl dost hale getirebiliriz? Çevremizdeki çirkinlikleri, haksızlıkları ortadan kaldırarak, onları değiştirip düzelterek… Haksızlıkların yok edilmesi, çirkinliklerin giderilmesi toplumda bir saygı dengesi yaratır. Bu nedenledir ki, yazmaya katılmış her insan, öbür insanlardan daha ağır bir sorumluluk yüklenmiştir. Böyle bir sorumluluk yüklenme, yazarı, toplumun sözcüsü haline getirir. Bu durumda yazma, toplumsal bir görev ve toplumsal bir gereksinim olarak belirir.

Kaynak: Emin Özdemir-Adnan Binyazar (Yazma Sanatı)