Delinin Aşı Tez Pİşer


Merhabalar, sayın blogger arkadaşlarım. Bu sefer değişik bir konuyu ele alarak yöremizde sıkça söylenen bir deyimden bahsetmek istiyorum.

Geçenlerde bir akşam yemeğimizde çorbamız yokmuş. Akşam yemeği vakti de çok yakın, eşim: "hemen bir çorba pişireyim" dedi.  Ben de: "yemek vakti yakındır, çorba yetişmez!" dedim. Eşim de "rahmetlik annen hep bana: 'iki daşar, bir coşar, delinin aşı tez pişer' derdi,  merak etme  iki daşar, bir coşar, benim aşım tez pişer" diyerek akşam yemeği vaktine şehriye çorbasını yetiştirdi ya!  33 yıllık hayat arkadaşımın çok kısa sürede harikalar yarattığını bilmiyor değilim. Ama bu sefer ilk defa bu deyimden bahsederek çorbayı pişirdi ya, ben  de : "acaba hayat arkadaşımın gerçekten deli bir tarafı var mıydı?' diye kendi kendime sormadan edemedim...

YazBlogcu

Kanseri Yendim, Önyargıları Yenemiyorum


Kanseri yenen ancak önyargıları yenemeyen bir mühendis kardeşimizin Hürriyet Gazetesinin "Güzin Abla" köşesine gönderdiği mektubu yorum yapmadan sizlerle paylaşmak istedim:

"...Feyza Hanım, içim öfke dolu ve çaresizim. Ben 40 yaşında mühendis bir beyim. Bundan yedi yıl evvel kansere yakalandım. Bu illet beni her açıdan bitirdi. Çok güzel bir evliliğim olduğunu düşünürken beni çok sevdiğini sandığım eşim, hem maddi hem de manevi açıdan bu zorlu sürece dayanamadı ve beni terk etti.

Neyse ki beni asla terk etmeyecek annem ve babamın sevgisiyle bu illetten iki yıl evvel kurtuldum. Ama tahmin edersiniz ki bu hastalık süresince bakım masrafları beni ve ailemi bitirdi. Babam beni yaşatmak uğruna tek güvencesi olan evini bile sattı. Şu an kirada oturuyorlar. Ben ise bu son iki yıldır bir türlü iş bulamıyorum.

Rahatsızlığım sonrası oluşan bazı yan etkilerden dolayı başvurduğum hiçbir işyeri olumlu cevap vermiyor. Hatta iş görüşmeleri sırasında alaycı bir tarzla karşılaşıyorum. İnsanların bu alaycı tutumları karşısındaki öfkemi ve çaresizliğimi ifade edemem.

Ama beni en çok üzen yaşlı annem ve babama yaşattığım bu sıkıntı. Çünkü onlar için benim yaşıyor olmam en büyük sevinç kaynağı ve iş bulamasam da asla üzülmemem gerektiğini ifade ediyorlar.

Aldıkları üç kuruş emekli maaşından bu yaştan sonra bana harçlık veriyorlar. Oysa onlar bunu asla hak etmiyorlar. Ama ne yapabilirim, bilmiyorum..."

RUMUZ:Öfkeli

Yunus'luk Yaraşır Sana


Yunus Emre Altıntaş'a İthafen;

“Dayı” dedi,söz verdi
"Merak etme sen”
Aradan bir yıl geçti
Allah’ını seversen!

Bu bir yıl nasıl geçti
Onu gel sen bana sor
Vallahi canıma yetti
Anlatması çok zor.

Söz namustur, şereftir
Tutulmak için verilir
Gerekirse söz için
Serden bile geçilir.

Eğer, gerçek Yunus isen
Ahde vefa et yeter!
Senden fazlasını isteyen
Olsun düşmanından beter!

Ben bunu bilir, bunu söylerim
“Zalim olma Yunus” derim
Yine de sen bilirsin, ama
Yunus’luk yaraşır, sana!..

23.02.2007-Ankara
YazBlogcu

Hacı Mandal Mührü


Dilimizde Hacı Mandal mührü diye bir deyim vardır; genellikle, “dediğim olsun da sonu nereye varırsa varsın” makamında kullanılır. İşte bu deyimin ortaya çıkışıyla ilgili olarak da hatıramızda bir mülemma vardır.

Rivayete göre bir ramazan günü, yeni cami avlusundaki mühürcülerden birinin başına bir denizci dikilmiş. Gayesi mühür kazıtmak. Ancak mühürde her şey olsun istiyor ve ısrarla ;
-Yaz baba, yaz. Ben İneboluluyum. Orada bize Hacı Kara Mandal Oğulları derler. Denizde bir teknem var; teknemin ardında da bir sandal bağlıdır. Bunların hepsi mühürde yer alsın ha, diyor!...

İhtiyar mühürcü bu kadar sözü madeni para büyüklüğündeki bir mühür üzerine nasıl sığdıracağını düşünürken, bereket versin, o sırada yoldan geçen şair yaratılışlı biri, muhavereyi duyup imdada yetişmiş:
-Efendi baba, kaptanın istediklerini ben söyleyeyim, siz yazın:

"Es-Sefînetü maa's-sandal
İnebolulu Hacı Kara mandal”

Adamın söze verdiği icazı yine nazmen tercüme etmek gerekirse :

Sandalı arkasında bağlı bir gemi
İnebolulu Hacı Kara Mandal, sahibi”

demek olur.

Kaynak: İskender Pala

İnkalar



Merhaba Arkadaşlar;

Ben tarayıcı olarak Mozilla Firefox'u kullanıyorum ve herhangi bir problem yaşamıyorum. Ancak, bu sunumu izlemek için bloğumu İnternet Explorer'de açmayı denedim ama malesef sunuma ulaşamadım!

İnkalarla ilgili bu sunum bana bir e_mail ekinde gelmişti. Benim de ilgimi çekti ve Blogger'de bunun nasıl yayınlanacağını araştırdım ve öğrendim.  Denemek üzere  ilk sunum gösterimini  sizlerle paylaşmak istedim. Sunumu,  kaydırma çubuğu ile değil de oynatıcıdaki sağ ve sol ok çubuğuyla izleyin. Her bir sunum resminin bir kareye sığması için özel yükseklik ayarı yaptım. Bundan böyle sizlerle daha sık değişik sunumlar paylaşabilirim!