Eğitim ve Öğretim


2011-2012 eğitim ve öğretim yılı, 19 Eylül Pazartesi günü başlayacak. Bu yıl da ilköğretim okullarının 1. sınıfına kaydolan öğrenciler, küçük olduklarından dolayı okula alışmalarında bir sıkıntı ve problem yaşamamaları için, 12 Eylül 2011 Pazartesi gününden itibaren okullarına gitmeye başladılar.

Ben de bir hafta torunum ile birlikte okula gittim ve okullu oldum. Torunumun kaydını yaptırdığım okulun müdür kadrosu boş, henüz bir idareci ataması yapılmamış. Okulun doğru dürüst hizmetlisi yok, okul adeta dökülüyor. Ama sayın Milli Eğitim Bakanı okul kitaplarının yine ücretsiz dağıtılacağından bahsederek bu uygulamadan bakan olarak hükümetine bir pay çıkartmaktadır.

Bence öğrencilere ücretsiz kitap dağıtana kadar, okullara hizmetli atasınlar. Okulun temizlik, tertip ve düzeni, ücretsiz kitap dağıtmaktan daha önemlidir. İlköğretim okulu 1. sınıf öğrenci velileri okul kitabı için hadi en fazla 35.00 TL. harcasınlar, ama bir eğitim öğretim yılı boyunca sınıfa tutulacak hizmetli, okulun güvenlik görevlisi, tamir ve onarım vs. için belki her ay 50.00 TL. ödemek durumunda kalacaklar.

Hem Sayın Milli Eğitim Bakanı, hem de İl Milli Eğitim Müdürleri kayıt parası adı altında öğrenci velilerinden kesinlikle yardım toplanmayacağını ilan ede dursunlar. Okullarımızın her türlü ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar mı ki? Her türlü ihtiyacı karşılanmayan okul idaresi haklı olarak öğrenci velilerine yöneliyor ve onlardan maddi yardım talebinde bulunuyorlar.

Hani eğitimde fırsat eşitliği; her öğretim yılı başında tüm duyarlı veliler çocukları için en iyi okul ve en iyi öğretmen arayışı içindedirler. Velisi bulunduğunuz öğrenciniz istediğiniz okulun kayıt alanı içersinde ikamet etmiyorsa, o okula kaydını yaptırmanız mevzuat gereği mümkün değil ancak, okul idaresine yüklü miktarda el altından bir bağış yaptığınız takdirde, dilediğiniz okula çocuğunuzun kaydını yaptırabileceğiniz dedikodusu tüm veliler arasında hararetli bir şekilde konuşulmakta ve tartışılmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk Devletidir. Bu bağlamda ilköğretim; kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır, ama sadece T.C. Anayasası'nın 42. maddesinde geçerlidir, uygulamada değil!

YazBlogcu

Bozkırın Yüreğinden



I

Ben pervane olmuşum kaleme
Yakarsa beni kalem yakacak!
Yazıklar olsun böyle düzene
Bu düzen böyle kalmayacak!

II

Benim sazım perdesiz olsun
Sazımın sesleri özgür olmalı
Perdeler sınırlamasın sazımı
Benim türkülerim hür olmalı.

III

Ölüm nedir ki bu dünya için
Ölüm kurtuluştur benim için
Benim korkum değil ölmek
Ölmek dururken ölememek.

IV

Çocuklarım küçükken hiç aklıma gelmemişti
Hiç düşünmemiştim onları …
Ama şimdi torunlarıma bakınca gördüm
Hayatın ne kadar acımasız olduğunu
Ne yapacak bu yavrucaklar?
Nasıl baş edecekler, bu acımasız hayatla?
İnşallah o günlere kalmam ben
Yoksa dayanamam ben bu acıya.

V

Meleklerimi gördüm ben bugün
Biri sağımdaydı, biri solumda
Bir müddet seyrettim ne yaptıklarını
Ellerinde kalem, önlerinde defter
Ha bire yazıyorlardı yaptıklarımı...

YazBlogcu

Bu Dayıma Az Gelir


Duydum ki, iflas etmiş yeğenim Serkan
Akraba olmak kolay mı? koştuk hemen
“Nasıl oldu anlat sebebini , olalım derman”
“Az bir maddi kayıp, kesilmez ümit Allah’tan!“

Eşi, dostu, çevresi koştular hemen yardıma
Biz kale gibi arkandayız, sakın kıyma canına
Herkes elinden ne geldiyse yaptılar şanına
“Varımız yoğumuz helal olsun!" dediler Serkan’a.

Serkan benim yeğenimdir, ben de onun dayısı.
Ankara Ulus’ta kuyumculuktu ekmek kapısı
Abdestli namazlıydı yeğenim, yoktu gayrısı
Ama hırs bürümüş gözünü, kötüymüş sevdası.

Yeğenim Serkan’ın kılavuzu eniştesi Martin’dir
Vicdan, merhamet arama kendisi sözde mafyadır
Çıkar ve menfaat için adam harcamaya bayılır
İşte bu da bizim eniştemiz akrabadan sayılır.

Enişte kayın oturdular bir senaryo yazdılar
Kimler yok ki, bu senaryoda; ağabeyler, dayılar
Borçlu şirketi devrederek işe benden başladılar
BU DAYIMA AZ GELİR diye iki de çek imzalattılar.

Bir dayı daha vardı ki ona evini sattıramadılar
Ama ağabeyi oyuna getirip, senetleri imzalattılar
Son giderayak bir bilseniz kimlere kazık attılar
Eş, dost, akraba, demediler, acımadan yaktılar.

Zamanı gelmiş, yeğenim Serkan edecek firar
Dükkana ödünç alınan altında kılmışlar karar
Memleketi terk ettiği gece dükkana dalmışlar
Dükkanın kalanını, o gece paylaşmış akbabalar.

Dükkanın bir postu kaldı, borçlarına mukabil
“Dayı satınca biz öderiz borçları, sen olma sefil”
Sonradan kurulan paravan şirket bu işe dahil
Eniştenin eli orda da var, biz kaldık yine gafil.

Çare olur diye bekledik, dört gözle hacı yolunu
Vicdansızmış bu hacı, bulamadık umduğumuzu
Bu öyle bir dert ki, hastanede aldık soluğumuzu
Yüce Mevla’m hayırlara tebdil eylesin sonumuzu.

YazBlogcu