MS Hastalığı




MS Hastalığı Nedir?
Bir MS hastası, MS'i şu örnekle tanımlıyor. "Elektrik kablolarını düşünün. Tellerin üzeri, yalıtımı sağlayan plastikle kaplıdır. Bir sebepten kabloların üzerindeki plastik sıyrılır veya yer yer açılır. Bu durumda çıplak teller birbirine değer ve kısa devre olur. İnsan vücudunda da binlerce kilometre sinir vardır ve bu sinirlerin üzeri miyelin denen yağlı bir madde ile çevrelidir. MS te bu miyelin yer yer yok olur ve vücutta kısa devre oluşur."

MS hastalığı, diğer bir adıyla multiple skleroz, beyin ve omurilik (merkezi sinir sistemi) hastalığıdır. Bu hastalığa multiple skleroz denmesinin nedeni hastalık beyin ve omuriliğin bir çok yerinde sertleşmiş dokular oluşturur. Merkezi sinir sistemi sinirler boyunca vücudumuzun farklı yerlerinde elektriksel mesajlar gönderen bir telefon santrali gibidir. Bu mesajlar bilinçli ve bilinçsiz tüm hareketlerimizi kontrol eder. MS hastalığı da bu mesajların düzgün bir şekilde iletilmesini bozar. Sağlıklı sinir liflerinin çoğu mesajların iletilmesini kolaylaştıran miyelin denen yağlı bir madde ile çevrelenmiştir. Bu doku sinir liflerinin elektrik uyarılarını iletmelerine yardımcı olur. MS hastalığında miyelin parçalanır ve miyelinin yerini sertleşmiş dokular alır. Böylece mesajın geçişi engellenir yada sapar. Sonuçta vücut fonksiyonları kontrol edilemez hale gelir, çünkü mesajlar yanlış yere gittiği için gerektiği şekilde iletilemez.

MS Hastalığının Belirtileri Nelerdir?
Hastalığın belirtileri merkezi sinir sisteminin hangi bölgesinin etkilendiğine bağlı olarak değişebilir. Belirtiler kişiden kişiye değişiklik gösterdiği gibi aynı kişide zaman içinde farklı belirtiler de gösterebilmektedir. En yaygın belirtisi hissizliktir. Bununla birlikte MS halsizlik, karıncalanma, koordinasyon zayıflığı, titreme, kas sertleşmesi, konuşma bozukluğu, yorgunluk, görme bozukluğu, denge problemleri, bağırsak yada mesane sorunları, istemsiz hızlı görme (nistagmus), yürümede bozukluk, cinsel işlev bozuklukları, hafıza kaybı, ısıya hassasiyet gibi belirtilerle de ortaya çıkabilir. MS hastaları bu belirtilerin tamamını yaşamaz ama her hastada farklı belirtilerle ortaya çıkar.

MS Hastalığına Yol Açan Sebepler Nelerdir?
Ne yazık ki tıp henüz bu hastalığın tam olarak nedenini saptayamamıştır fakat bununla ilgili bir takım teoriler ortaya koymuştur.

Virüs saldırısı: Vücudumuza giren virüsler hücrelerde hızla çoğalır ve bir hastalığa sebep olur fakat bazı virüsler vücutta yavaşça aylar yada yıllar içinde vücutta kalarak yeni hastalıklar oluşturabilir. MS bu yavaş virüsler sonucunda ortaya çıkabilir.

Bağışıklık Sistemi: Vücudumuzun savunma yani bağışıklık sistemi zaman içinde zayıflayıp geri tepebilir ve bunun sonucunda kendi hücrelerine saldırır. Buna Oto-İmmun Reaksiyon denir. MS hastalığı vücudun kendi dokusuna saldırdığı reaksiyon sonucunda da ortaya çıkıyor olabilir.

MS Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?
Başlangıçta MS hastalığı çok hafif belirtiler gösterdiği için kişiler doktora gitmeye gerek duymazlar. Fakat belirtiler zaman içinde oluşur ve kaybolur. Hatta bazen yıllar sonra ortaya çıkar. Bu nedenle hastalığın teşhisi çoğu zaman ilerlemiş düzeydeki şikayetler sonucunda konur. Tanı konduktan sonra bile bazı belirtilerde iyileşmeler ve kötüleşmeler olabilir. Doktorunuza geçmiş hikayenizi anlatmak, ayrıntılı bir nörolojik muayene, beyin ve omuriliğin ayrıntılı çekilmiş MR sonucu teşhiste yardımcı olacaktır.

MS Hastalığının Tedavisi Nedir?
Ne yazık ki MS'in tam bir tedavisi yoktur. Hastalığın ciddiyetine göre kullanılan ve hastayı belli ölçülerde rahatlatan ve özürlülüğünü azaltan ilaçlar kullanılmaktadır. Zayıflamış kasları güçlendirmek ve hareket kolaylığı sağlamak için çeşitli Fizik tedavi yöntemleri kullanılabilir. Günlük yaşamını kolaylaştıracak öneriler ve destek sağlamak için Rehabilitasyon tedavisi kullanılabilir. MS tedavisi için hala güncel araştırmalar yapılmaktadır. MS ile ilgili güncel bilgileri doktorunuzdan yada Ulusal MS Derneklerinden alabilirsiniz.

Türkiye için telefon numaraları:
Türkiye MS Derneği Genel Merkezi: 0212 275 22 96 - 275 22 97
Türkiye MS Derneği Ankara Şubesi: 0312 440 02 65
İzmir MS Derneği: 0232 238 88 88
Bursa MS Derneği: 0224 442 83 00

Kimler Risk Altındadır?
Kadınlar erkeklere göre, ılıman iklimde yaşayanlar sıcak iklimde yaşayanlara göre daha fazla risk altındadır. Belirtiler 20-40 yaş grubunda daha sık görülür. Sağlık koşullarını çok iyi olduğu ortamlardaki kişiler de risk grubundadır çünkü bu bölgelerde MS'e karşı bir bağışıklık sistemi gelişmemektedir.

Ne Yapmalıyız?
Dr. Emin Mindan gelişmiş toplumda yaşamanın verdiği bazı şeylerin bu hastalıkta etkili olduğunu belirtmektedir. Örneğin kadınların saç boyası ve ruj kullanması, aliminyum tencere ve benzeri ürünlerin kullanılması, dişlerdeki metal dolgular, güneşten korunmak için kullanılan güneş kremleri. Dr. Emin Mindan D Vitamininin kişiyi 16 çeşit kanserden koruduğunu ve günün doğru saatlerinde güneş ışınlarını vücudumuza alarak almamız gerektiğini vurguluyor. Ayrıca Dr. Emin Mindan beslenirken aspartan içeren ürünlerden (örneğin sakız), unlu, şekerli gıdalardan, katkı maddesi içeren ürünlerden ve beyaz ekmekten uzak durmamızı, bunların yerine kefir, yoğurt, zerdeçal, köri, soğan, taze soğan, sarımsak, buğday ekmeği, omega 3 içeren ürünleri mutlaka tüketmemiz gerektiğini vurgulamaktadır. Çünkü bu bahsedilen ürünler vücudumuza çeşitli şekillerde aldığımız ağır metalleri yok etmekte ve bağışıklık sistemimizi güçlendirmektedir.

Neyzen Tevfik

Resimleyen: Tan Yücel

Türk hicvinin büyük ustası olan ve gençliğinde baba dayağından çok çeken, şiirin, özellikle de hicvin yanısıra musikide de üstad olan Neyzen Tevfik, hemen her anı berduşlukla geçen hayatıyla toplumumuzun hafızasında silinmez bir iz bırakmıştı. Neyzen Tevfik hiçbir kayda tabi olmaz, kafasına ne eserse onu yapardı.

Henüz çocukluğunda, her nasılsa pehlivanlığa heves etmişti. Ufak tefekti ama cüssesinden çok büyük güreşçilere kafa tutmaktan çekinmezdi. Böyle akıl almaz tahriklere giriştiği günlerden birinde, pehlivanların meydan okuyuşuna kayıtsız kalamadı, güreşe tuttular ama rakibinin kolları arasında yere çarpılması bir oldu. Neye uğradığını şaşıran Tevfik'i görenler, sağ kolunun omuzundan aşağıya doğru bir tuhaf sallandığını farkettiler. Kolu kırılmıştı, o günün hatırasını ömür boyunca çarpık bir kol şeklinde taşıyacak ama "Ney üflemeye pek faydası oluyor" diyerek teselli bulacaktı.

Yine ilk gençlik günlerinde, bir Ramazan akşamı ve iftar vaktine az bir zaman kalmıştı. Babası Fehmi Efendi son derece titizdi. Sofra kurulmuş, Fehmi Efendi ev halkına bir eksik olup olmadığını soruyordu. Birdenbire çorbaya sıkacak limon olmadığını farkettiler. Fehmi Efendi dillere destan haykırışı ile oğlu Tevfik'i çarşıya limon almaya gönderdi. Tevfik, eline verilen birkaç metelik ile dışarı fırladı. Limonları aldı ama gözü o sırada limandan ayrılmak üzere olan bir gemiye takıldı ve sıska bedenine babasının attığı dayakları hatırlayınca ev yerine gemiye yöneldi. Kaçak olarak bindiği geminin nereye gittiğini bile bilmiyordu. Günlerce süren yolculuğun ardından karaya ayak bastığı yer MIsır'da İskenderiye limanı idi ve Neyzen Tevfik, tam beş yıl boyunca Mısır'da ney üfleyerek yarı aç yarı tok yaşadı. Beş yıl sonra yine bir Ramazan akşamı iftara dakikalar kala, vurulan kapıyı açan Fehmi Efendi, gözlerine inanamadı: Beş yıl önce çarşıya limon almaya gönderdiği oğlu Tevfik, elinde beş adet limonla karşısındaydı!..

Kaynak: Mehmet Güntekin / HaberTürk-Tarih:17 Ekim 2010-(Sayı:21)

Yusuf Olmak


Yusuf’u düşünüyorum
Kör kuyuların karanlığında ki
Umudunu kaybetmeyen Yusuf’u...
Hep Yusuf olmak istedim
O kör kuyulardan
Hiç çıkmadan
Ve kör karanlıklarda
Varsın ömrüm geçsin
Yeter ki Yusuf olayım
Kullarını boşver
Allah bilsin...

06 Ekim 2011
YazBlogcu

Güneşi Saklı Kent

(Ankara-Sıhhiye) Fotoğraf Radikal Gazetesinden Alınmıştır.

Ben, güneşi saklı bir kentte yaşıyorum
Güneş değil, beni esmerleştiren
Doğuştan esmer benim tenim
Güneşi görmek istiyorum
Sarı ışıkları sarsın bedenimi
Güneşi içimde istiyorum.

Ben, sevginin tükendiği bir kentte yaşıyorum
Sevmek ve sevilmek istiyorum
İnsanların arasında
Sevgilerin en güzelini yaşamak
Ve paylaşmak istiyorum.

Ben, huzurun olmadığı bir kentte yaşıyorum
Her an kötü bir şey olacakmış gibi
Yüreklerimizde hep bir korku
Kaldırımlarında bile yürünemeyen
Yeşilin huzur vermediği
Güneşi saklı bir kentte yaşıyorum.

Ben, insan gibi insanların arasında
Güneşi, sevgisi ve huzuru olan bir kentte
Ölüm kapıma dayanmadan evvel
İnsan olduğumu hissederek
İnsan gibi yaşamak istiyorum.

06 Ekim 2011 Ankara
YazBlogcu