Mutlu Yıllar


Her yıl olduğu gibi, acısıyla tatlısıyla kocaman bir yılı geride bırakmanın tatlı bir hüznü sarar beni. Dile kolay her biri 24 saat süren tam 365 gün. Milenyum olarak adlandırılan 2000 yılı ve ardından gelen bu 11 yıl bir su gibi aktı ve geçti gitti ömrümüzden. Geriye dönüp her yılın muhasebesini yaptığımda daha da çok üzülüyorum. Kendi kendime soruyorum “ Ne yaptın? “ diye. En çok ta “Allah için ne yaptın?” diye soruyorum. Çünkü, Allah için yapılan ne varsa, insanlık için yapılmıştır.

İşte birçok ilginç beklentileri ile birlikte başta Maya olmak üzere bazı kehanetlerin ileri sürüldüğü, dolayısıyla değişik ve ilginç olaylara gebe olduğu iddia edilen 2012 yılına girmemize sayılı günler kaldı.

Ben her zaman olduğu gibi gaybın tüm insanlığın Yaratıcısı ve Rabb’i olan Yüce Allah’a ait olduğunu söylüyor ve yeni yılın tüm insanlığa; sağlık, huzur, barış, kardeşlik ve mutluluklar getirmesini diliyorum.

Selam ve dualarımla birlikte en Güzel’e emanet olun!

Recep Altun

Kimin Cebinden Veriyorsun?












Bir süredir geçici olarak kapatılmış olan “Kürt Açılımı”nın tekrar başlayacağının ilk işaretini; Kürt İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı: “Dört aydır devam eden Kürt kapalımı ve PKK’ya ders verme harekatının sonuç verdiğini ve elde edilen askeri başarıdan sonra açılımın tekrar başlayacağını ve Habur’u savunduğunu” söyleyerek Beşir Atalay vermişti.

Son dört ayda yeteri kadar PKK’lı öldürürlünce kırılan gururun onarıldığını ve engellerin aşıldığını düşünen hükümet kabinesinden Başbakan yardımcısı sayın Bülent Arınç Kürt açılımında yeni bir perde aralayarak: “Dil, eğitim, kimlik hakkı ne varsa vereceğiz, bu cebimizden verdiğimiz bir şey değil” demiştir.

Hal böyle olunca bu demeçlerden kuvvet alan Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana: “Kürtlerin diğer milletlerde olan haklarını istediğini” ve buna ilaveten “Kürtler artık özerkliğin yetersiz olduğunu düşünüyor” diyen Zana, sonuç olarak : “Bir millette olması gereken hakları istiyoruz.” Diyerek çizmeyi aşmıştır.

Herkes emin olmalıdır ki Türk Milleti var olduğu sürece,  hiç kimse vatan topraklarından pay alamayacak. Federasyon ve demokratik özerklik özlemlerine ulaşamayacak, milli ve üniter devlet yapısını bozamayacak ve Türkiye’yi yabancıların insafına terk edemeyecektir.

Recep Altun

Mesut Yılmaz Gafı

Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz, Birgün Gazetesi'nde yayımlanan röportajında özetle şöyle demiş: 'Susurluk raporu yeterli değildir. Yargı gereğini yapmadı. Bana intikal etmeyen bilgiler olduğunu düşünüyorum. Bu rapor bir ipucudur. Savcılığa yolladım. Devlet sırrı dışındaki bilgiler raporda var. Devlet sırrı olanlar Azerbaycan'da darbe girişimi, Yunanistan'a orman misillemesi gibi konular.'
Mesut Yılmaz'ın bu gafına ne demeli?  Hakikatte böyle bir şey olsa da olmasa da eski bir başbakan sıfatıyla verdiği demeçlere neden dikkat etmez ki? Bu zat-ı muhteremin amacı nedir? Türkiye'ye bir düşmanlığı mı vardır? Ayrıca böyle talihsiz bir açıklamayı çizgisi belli bu gazeteye özellikle mi yaptı? Gazete de maşallah attığı manşetle yangına körükle gitmiştir.

Demeci verenin de yayınlayanın da havasını soludukları vatanlarının vatan sevgisinden ne kadar bahsedilebileceğini,  siz sayın okuyucularımın takdirine bırakmakla birlikte bu blogtan  bir önceki bloğumda (lütfen bakınız), kendisine sunulan mevkii, menfaat ve ikbali elinin tersiyle iten Milli Şairimiz M.Akif Ersoy'a bakınca, ben bunlardan utanıyorum.

Recep Altun

Mehmet Akif Ersoy


1873 yılında İstanbul'da doğan ve 27 Aralık 1936 tarihinde 63 yaşında iken vefat eden; milletimizin, dilimizin ve istiklalimizin şairi Mehmet Akif Ersoy'un bugün 75. ölüm yıldönümüdür.

Her milletin tarihinde ona, düşünceleri ile ilmi, irfanı, aklı, ahlakı, sanatı ve aşrın kişiliği ile yön vermiş insanlar vardır. Bütün ömrünü bir veli, sabır ve tevekkülü ile milletine adamış; mevkii, menfaati ve ikbali şöyle elinin tersi ile bir yana itelemiş; milletinin ve ülkesinin kalkınması ve yükselmesini kendisine iş ve ülkü edinmiş ve sadece bu inancın hizmetkarı olmuş ender şahisiyetlerden biri olan İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'u,  ölümünün 75. yıl dönümü münasebetiyle rahmetle, minnetle ve şükranla anıyoruz. Mekanı cennet olsun ve vadedilen güne kadar rahat uyusun.


Merhume, sabah oldu uyan!
Sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu çan?
Ne Kürtlük, ne de Türklük kalacak aç gözünü!
Dinle Peygamber-i Zişanın İlahi sözünü.

Veriniz başbaşa; zira sonu hüsranı mübin,
Ne hükümet kalıyor ortada, billahi ne din!
"Medeniyet!" size çoktan beridir diş biliyor;
Evvela parçalamak ..., sonra da yutmak diliyor.

Ne bu şuride siyaset, ne bu fasid dava?
Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz...
Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!
Bunu benden duydunuz, ben ki evet, Arnavudum...
Başka birşey diyemem sana perişan yurdum!...


MEHMET AKİF ERSOY

Ruh Göçü


İnsan öldükten sonra, ruhunun başka bir bedene geçmesi anlamına gelen ruh göçü; reenkarnasyon ve tenasüh gibi kavramlarla da ifade edilir. Daha çok Hint kökenli dinlerde görülen bu inanışa göre; ruh, kötülükten tamamen armıncaya kadar çeşitli bedenlerde tekrar tekrar dirilir. Ruhun tekrar dirileceği beden, bir önceki yaşamın iyilik veya kötülük derecesine göre değişiklik arz eder.

Ömrünü hayırlı bir şekilde geçirmiş olan kimse, eskiye nazaran daha iyi bir konumda tekrar dirilir, daha rahat bir hayat yaşayarak mükâfatlandırılır. Ömrünü kötülüklerle geçiren kimse ise; bitki, böcek veya hayvan olarak dirilerek diğer canlılara hizmet etmek suretiyle cezalandırılır.



Ahiret inancı olmayan, mükâfat ve cezanın yine bu dünyada verileceğine inanılan dinlerde görülen bu inanç, İslam'da kesinlikle yer almaz. Ruhun dünyaya tekrar dönemeyeceği hususu Kur'an'da açıkça beyan edilmiştir. (Mü'minûn, 23/99-100: "Onlardan birine ölüm gelince:"Rabbim! beni geri çevir, belki yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır. )


İslam'da ruh göçü inancı yoktur. Çünkü islam'a göre, yapılan her türlü amelin karşılığı ahirette verilecektir. Cennet ve cehennem bunun için yaratılmıştır. Dünyadaki hiçbir mükafat cennetin sınırsız nimetlerinin, hiçbir ceza ise o şiddetli cehennem azabının yerini tutamaz.