Kur'an-ı Doğru Anlamak


Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'i çağımıza göre doğru bir şekilde anlamak üzerine inceleme ve araştırma yaparken; benim için konu hakkında yazılmış ilim adamlarının kitaplarından istifade etmekten başka bir seçenek kalmamıştır. Bu yaştan sonra, ta en baştan başlayarak bu ilmi temelden tahsil etmeye; ne öğrenme kabiliyetim,  ne de ömrüm yeterlidir. Yani benim yaşımdaki insanlar artık bu ilmi tahsil etmek için çok geç kalmış sayılırlar. Ancak doğru bir kaynak seçerek, seçilen bu doğru kaynaktan ihtiyacımız olan doğru bilgiyi alarak amacımıza ulaşabiliriz. 

Kur'an-ı doğru okumak ve Kur'an'da verilmek istenen emir ve mesajları da çağımıza göre doğru anlamak günümüz insanların ve müslümanların en çok ihtiyaç duyduğu bir konudur. Araştırma yaptığım bir kaynakta Prof. Dr. Hüseyin Atay aynen şöyle demektedir: 

(1) "...Müslümanların sorunlarının çözülemiyor olması, Kur'an-ı Kerim'i bin küsur yıldan beri terk etmiş ve onu her çağa göre anlamaya çalışıp uygulamayı ihmal etmiş olduklarındandır. Cahiller, müslümanlar Kur'an-ı çok okuyorlar, ama manasını anlamadan okumanın, teybe konulan bir kasedin Kur'an okumasından ne farkı vardır? Hala bunun farkında olmayan müslümanların elbette işleri, sorunları çözülmeden, yüzüstü kalmaya mahkumdur...

Prof. Dr. Hüseyin Atay'ın Kur'an'a Göre Araştırmalar kitabının içinde yer alan "Kur'an'ın Anlaşılma Yöntemleri"ni tek tek ele alarak istifade etmek isteyen arkadaşlar için burada paylaşmak isterdim. Ama önce 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince sayın yazardan bu konuda izin almam gerekmektedir.

Recep Altun

(1) Prof. Dr. Hüseyin Atay- Kur'an'a Göre Araştırmalar VI  Sayfa:170


Değirmenden Mektup Var (2)



Merhabalar, Sevgili Blogger Kardeşlerim.

Mektubuma başlamadan önce  hal ve hatırınızı sual eder, iyi olmanızı bizleri yaratan yüce Allah’tan niyaz ederim. Sizler de eğer ben değersiz kardeşinizi sual edecek olursanız, hamdolsun çok iyiyim. Buralarda havalar soğudu. Bazen yağmur yağıyor, bazen yağmurla beraber kar atıştırıyor, bazen de güneşli günler geçirdiğimiz oluyor ama, tedbiren kışlıklarımızı hiç çıkarmıyoruz, malum artık kış geldi.

Bedenimiz eskisi gibi değil, artık yaşlanıyoruz. Kanımız artık eskisi gibi bedenimizi ısıtmıyor. Çok çabuk üşüyoruz, oturduğumuz yerden kalkarken zorlanıyor, ayağa kalktığımızda da sendeliyoruz.

Kimsenin kimseye tahammül edemediği, hoşgörünün, sevginin, saygının kalmadığı şu günlerde huzurumuz hiç yerinde değil. Yolda giderken karşılaştığım insanlara selam vermekten korkar oldum. Geçenler de birine selam verdim. Selam verdiğim zat-ı muhterem “Hayrola beni nereden tanıyorsunuz?” diye sordu. Ben de “Sizi tanımıyorum, Allah’ın selamını vermekten başka bir muradım yoktur” dedim.  Verdiğim selamımı da almadan çekti gitti yoluna. Ben de verdiğim selamı tekrar “aleykümselam” diyerek geri aldım.

Geçenlerde gazetenin birinde “Huzuru Kaçmakta Bulanlar” başlıklı bir yazı dizinine takıldım. Yazı dizininde yer alan kaçanlardan biri “Gün geçtikçe betonlaşan, yeşilden uzaklaşan, oksijensiz kalmaya başladığımız bir ülke oldu Türkiye." Doğayı ve hayvanları seven biri olarak Afrika beni çekti diyerek Güney Afrika’ya yerleşmiş. 

Bir diğeri 2002 yılında tatil amacıyla Yeni Zelanda’ya gitmiş. Sınıf farkının, trafik kazasının olmadığı bu ülkeye aşık olmuş ve “Türkiye’de insanların birbirine saygısı yok. İnsan hakkı da yok, trafikte kurala uyan da... Talihsiz bir kaza kurşunun hedefi bile olabilirsiniz. Gelecek garantisi de yok. Türkiye benim canım vatanım ama, canımın sağlığı için buradayım” demiş.  Örnekler daha çoktu ama ben sizi sıkmamak adına sadece iki örneği mektubuma taşıdım.

Blog sayfamın başlığı “Değirmenden Mektup Var” ama ben size hiç tam anlamıyla bir mektup yazamadım. Bu nedenle size böyle bir mektup yazmak istedim ve bundan böyle tüm bloglarımı böyle mektup formatında sizlere sunmayı düşünmüştüm. Ama hep aynı formatta yazı sunulduğunda okuyucuyu sıkar diye düşünerek tekrar vazgeçtim. Ama arada sırada sizlere böyle daha güzel mektuplar yazmayı da düşünmüyor değilim.

Mektubuma son verirken tekrar sevgi, selam ve muhabbetlerimi sunar, sizleri Cenab-ı Allah’a emanet ederim. 

Recep Altun