Otuz Beş Yaş Üzerine Bir Söyleşi

Cahit Sıtkı Tarancı : 1910 -1956
Ölümsüz şiirlerin kalemi, Türk dilinin sevgilisi şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı'nın en çok bilinen, ezberlenen, akıllarda yer edinen, her katıldığı toplantıda kendisinden okunması istenen "Otuz Beş Yaş" şiiri üzerinde herkesin kafasını yoran ve herkesçe merak edilen iki dizesi üzerine biraz sizlerle sohbet etmek istiyorum. Bilmiyorum, sizin de bu şiiri okurken; bu iki dize hiç ilginizi  çekti mi, kafanızı yordu mu, merak ettiniz mi?

Herhalde hatırladınız değil mi, okuyanların kafasını yoran ve merak ettikleri bu ilk iki dizeyi?

"Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder"
"Dante gibi ortasındayız ömrün"

Şairin, birinci dizede bir insana yetmiş yıl ömür biçtiğini pekala anlayabiliyoruz. Ama bu "Dante" nedir, kimdir? Hiç merak edip araştırdınız mı? Dahası şair neden Dante'yi ömrün tam ortasına koymuş?

Yaptığım araştırmalar sonucu kendisi gibi şair olan Şinasi Özdenoğlu bir anekdotunda şiirle ilgili,  şair ile arasında geçenleri şöyle anlatmaktadır:

"Cahit ağabey cebinden çıkardığı kağıda, el yazısı ile yazılmış 'Otuz Beş Yaş' şiirini, işte burada, "Şükran Lokantası"nda bana okumuştu. Tarancı, şiirini beğenip beğenmediğimi sordu. Çok beğendiğimi söyledim. Neden 'Otuz Beş Yaş' ? Başka bir isim düşünemez miydiniz? diye sordum.
Şairin bana verdiği cevap şöyle olmuştu:

Dante'nin 'Divina Commedia'sını Fransızcasından okudum. Bu yapıtın beni etkilediğini söylemeliyim. İtalyan şairi; insan ömrünü 70 yıl varsaymış, ünlü eseri  (Ahirete yapılan bir yolculuğu anlatan ilahi komedya)  'Divine Commedia' yı 35 yaşında yazmaya başlamıştır. Ve Dante, ilk dizesinde 'Hayat yolunun ortasında' diye başlıyor başyapıtına... Ben bu girişi çok beğendim ve şiirime işte bu nedenle 'Otuz Beş Yaş' şiiri dedim..." 

Yukarıdaki anekdottan anlaşılacağı üzere Dante'nin bir İtalyan şairi olduğunu, normal bir insan ömrünü 70 yıl olarak kabul ettiğini ve Dante'nin ünlü eseri 'Divine Commedia'sını 35 yaşında yazmaya başlamakla birlikte bu yaşın da hayat yolunun ortası olarak kabul ettiğinden etkilenerek, hem şiirine  "Otuz Beş Yaş" ismini verdiği hem de bu konuyu şiirindeki ilk iki mısraya taşıdığını öğrenmiş olduk.  

Şiirlerinde biçime ve forma da önem veren şairin bu şiirinde kullandığı form da ismine uygun olsun diye her kıtası beş satır olan yedi kıtadan müteşekkildir.

Tasasız Değirmenci


Merhabalar.
Kral bir gün bir değirmencinin evi önünden geçiyormuş. Evin kapısında bir yazı ilişmiş gözüne: "BEN ÜZÜNTÜSÜZ YAŞARIM"  Kral hemen değirmenciyi çağırttırmış ve kapısına böyle bir şeyi nasıl yazabildiğini sormuş.  "Ben bu ülkenin kralıyım, gene de kapıma üzüntüsüz yaşadığımı yazamam,"  demiş. Değirmenci,  "Bir kez yazmış bulundum artık. Bir daha da değiştirmedim,"  demiş.

"Peki,"  demiş kral,  "yarın sabah erkenden bana gel. Sana üç soru soracağım. Bilirsen, o zaman inanacağım üzüntüsüz yaşadığına."  Ertesi sabah erkenden değirmenci saraya gelmiş.  "Günaydın değirmenci dostum,"  demiş kral, "şu anda ne düşünüyorum bil bakalım."  "Değirmenci geldi diye düşünüyorsunuz,"  karşılığını vermiş adam. "Tam bildin,"  demiş kral. "Evet düşündüğüm oydu, ama şimdi ikinci soruya hazırlan; ayın ağırlığı ne kadardır?"  "Çok çok dört çeyrek okka,"  demiş değirmenci,  "inanmazsanız kendiniz tartabilirsiniz." 

"Peki, suyun derinliği ne kadardır?"  demiş kral. Değirmenci de : "Bir taş atımı,"  karşılığını vermiş. Bunun üzerine kral gülerek: "Çok şakacı bir admsın değirmenci. her soruyu böyle çabuk çözüyorsan, üzüntüsüz yaşadığına hiç şaşmamak gerek,"  demiş.

Kral değirmenciyi armağanlara boğmuş, ikisi bütün yaşamları boyunca dost kalmışlar.

Biz mi üzüntüsüz yaşamasını beceremiyoruz, yoksa değirmencinin ülkesi güllük gülüstanlık mıydı?  

Selam ve dualarımla.  

Yar Beni


Sustum geceye yoldaş olunca
Kayan tüm yıldızlara sor beni
Saklanırım sanırken yıllarca
Bir kere saklamadı sır beni

Düşlerin adı sen oldu bende
Bir sabah olsun hayra yor beni
Yüreğim aşk tohumu elinde
Sen açacak toprağa ser beni

Mahşer muştusu büyük umutlar
Vuslatım sensin sana kur beni
Kıvam bulmazsa bendeki diller
Razıyım yerden yere vur beni

Koyu gölgeye verdiğim ezber
Sana karşı hep tuttu ar beni
Dilimden her gün düşmeyen yeter
Kimseye değil bana sor beni

Alıştım inan bitmez hicrana
Yakmıyor artık başka kor beni
Mükafat dersen bu garip cana
Sen gibi yakan nara ver beni

Gülün aşkından inlemek ne ki
İncitmez oldu gülde har beni
Tarifsiz tanım yanan özdeki
Dört bir yanımdan sardın yar beni...

Ziya Paşa AKYÜREK