En Büyük Kurban Nefsimizdir

Hz. İbrahim'in Oğlu İsmail'i Kurban Etmesi. Resim,  İnternetten Alıntıdır.

Kul, yaratanına yakınlığını arzetmek ister. Tüm davranışlarında O’nun rızasını arar. Yakınlığını çeşitli amellerde gösterir. Her varlığı sevindiren gerçek, Allah uğrunda feda olmaktır. Hakk’a gönlünü, aklını kurban etmeyenlerin kurbanı akıbette nedamettir. Evvele nefs-i emmareyi kurban etmeli, sonra diğerlerini kurban eylemeli.

Hz. İbrahim (a.s.), nefsini nirana, kalbini Rahman’a, oğlunu kurbana, malını ihvana bezletmekle ahdine vefakarlığını göstermiştir.

Kurban, bizi Hz. İbrahim’in itaatine, Hz. İsmail’in teslimiyetine yönlendirerek sıkıntı ve imtihanlara karşı Rabb’imize kurban olma ve Rabb’imize dost olarak sıkıntılarımıza çözüm bulma yollarını gösterir. Kurban, Yüce Allah’la kurbiyet kurmaktır. Kurbiyet Yüce Allah’la yakınlık kurma, Rabb’e yakınlıkla istikamet ve huzur bulma makamına kavuşmadır. Zaten kurban kesmenin temel amacı, Allah’ın razasını kazanarak O’na yaklaşmaktır.

İbn Arabi ve Mevlana’ya göre en büyük kurban nefistir, esas mesele olumsuz fikir ve fiilleri Allah yolunda ve Allah için kurban etmektir. Cüneyd-i Bağdadi ayni manada; “Mina’da kurban kesen bir mü’min, eğer nefsinin bütün arzularını boğazlamazsa kurban kesmiş olmaz!” Buyurur. Mevlana ise namazda “Allahu ekber” -Allah en büyüktür!- diyerek getirdiğimiz tekbirlerin nefsimizin kurbanını Allah yolunda kesme tekbirleri olduğunu ifade eder. Nefsimizin kurbanını kesme, ancak olumsuz her fiil ve durumu muhasebe ve murakabe sürecinden geçirerek Allah yolunda ve Allah için etkisiz hale getirmekle mümkün olabilir.

Bu vesileyle Mübarek Kurban Bayramımızı kutlarım. Yüce Allah,  bizlere de; rızasını kazanan ve Kendisi'ne hakkıyla yaklaşan kullarından olmayı nasip ve müyesser eyler inşallah!

Recep Altun
Alıntı Kısımları: Zaman Gazetesi

Eceli Gelen Dergi

Charlie Hebdo isimli Fransız siyasi mizah dergisi, Tunus'ta İslamcı Ennahda partisinin zaferini kutlamak için yeni sayısının editörlüğünü Hz. Muhammed'e verdiğini duyurmak suretiyle İslam Alemi'ne ve Onun peygamberine karşı hakaretvari, çirkin ve menfur bir saldırı başlatmıştır.

"Eceli gelen it cami duvarına işermiş!" Fransız siyasi mizah dergisi Charlie Hebdo'nun da eceli gelmiş olacak ki; İslam Dini'nin peygamberi, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) efendimizi 2 Kasım 2011 sayısının kapağına  "Gülmekten ölmezseniz 100 kırbaç" diyen bir karikatür şeklinde yer vermek suretiyle yapılan bu hakaretvari çirkin ve menfur saldırıyı şiddetle kınıyor ve protesto ediyorum!..

Her defasında İslam'a, İslam Dini'ne ve onun peygamberi Sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa efendimize yapılan bu hakaretvari çirkin ve menfur saldırılar karşılıksız kalmayacak, İslam Kardeşliğini daha da pekiştirecek ve tüm Müslümanları biraraya getirerek tek vücud ve tek yumruk olmalarını sağlamaktan öteye geçmeyecektir.


Müslümanlardan gelen tepkilere aldırmayarak derginin yayımlanması üzerine, derginin Paris'teki merkezine iki molotof kokteyli atıldı ve internet sitesi korsan saldırıya uğradı. Hacker’lar, sitede yer alan karikatür ve yazıların yerine, Arapça ve İngilizce sloganlar koydu.


Yüce Allah, Peygamberimizle alay eden zalimlerin helakını artırsın, İslam Alemi'nin ve mazlumların da yar ve yardımcısı olsun!

Recep Altun

Tevazu


Bencil ve kibirli bir aile, ne yaparsa yapsın huzuru bulamaz. Yüce Yaratıcı’sının hükmü karşısında saygı ile eğilmeyen baş kibirlidir. Kibirli kimse katı olur. Kibirli kimse ince bir aşk ile sevmeyi bilmez, incelip bir gönle giremez. Böyle biri düşmanıyla değil, dostuyla bile geçinemez. Ta ki tövbe edip, gerçek tevazuyu elde edene kadar.

Tevazu, güzel vasıflardan biridir. Cenab-ı Hakk, bu huyu has kullarının güzel bir hasleti olarak medih buyurur. “O çok merhametli Allah’ın kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler."

Hal böyle olunca, tevazuun zıddı olan gurur, benlik ve kendisini üstün görme gibi duyguların Müslüman’dan tamamen uzak duygular olması gerekmekle birlikte, benlik ve enaniyetten, “Öldürücü zehirden kaçar gibi” kaçmak gerekir.

Güzel geçim güzel ahlaktır. Güzel ahlakın temeli tevazudur. Tevazu ailede, işte, cemiyette ve her yerde güzel geçim için vazgeçilmez bir ahlaktır. O elde edilmeden gerçek huzur bulunmaz.

Nefsini beğenen ve nefsine itimad eden bedbahttır. Nefsinin ayıbını gören ise bahtiyardır.

Recep Altun 

Çocuklara İsim Vermek

Yeni Doğan Torunumuz Ömer

İslam'da çocuğa genellikle doğduğu gün veya gece isim verildiği gibi, doğumunun üçüncü veya yedinci gününde de adı konulmaktadır. Resulullah (s.a.v.) oğlu İbrahim dünyaya gelince, "Bu gece bir oğlum doğdu; ona ceddim İbrahim'in adını verdim." (İbn Sa'd, et-Tabakatü'l-Kübra) buyurmuşlardır. Dinimizde yeni doğan bir çocuğa isim verilmesiyle ilgili aşağıda belirtilen hususların uygulanması müstehap olarak görülmektedir:
  • Çocuğa doğunca veya doğumu müteakip yedinci günü adı konur.
  • Çocuğun ismini ilmiyle amil, ehl-i salih bir zata koydurmak iyidir.
  • Ashab-ı kiram çocuklarına isimlerini Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) verdirmeyi tercih etmişlerdir.
  • Çocuk, isim koyacak kişinin kucağına verilir. Kişi abdestli bir şekilde kıbleye döner, önce sağ kulağına ezan, sol kulağına ise kamet okur ve üç kere çocuğun sağ ve sol kulaklarına ismini tekrar eder.
  • Çocuğa isim koyduktan sonra hayır duada bulunulmalıdır. Peygamber efendimiz (s.a.v.), "Ya Rabbi, bu çocuğu hayırlı ve salihlerden eyle ve onun güzel bir şekilde yetişmesini sağla" diye dua etmiştir. 
Yüce Allah, tüm yeni doğan çocuklarımızı hayırlı ve salihlerden eylesin ve onların güzel bir şekilde yetişmelerini sağlasın. Amin.

Recep Altun