İftar Sofrasını Abartmayın!



-Ritim Bozukluğu Olan Hastalar Oruç Tutabilir mi?
Bilindiği gibi oruçlu iken sıvı ya da katı hiçbir yiyecek ve içecek alınmıyor. Açlık durumunda; kan şekeri düzeyinde düşme, nerohormonal aktivitede (sinir ve hormon) değişiklikler ve uzun süreli oruç tutulunca da yararlı kolesterol olarak bilinen yüksek yoğunluktaki kolesterolde (HDL) yükselme oluyor. Buna karşılık total kolesterol ve zararlı kolesterol olarak bilinen (LDL) kolesterolünde değişme olmuyor.  İftar yemeğiyle birlikte mide-bağırsak sistemi aktif hale geçerken, sindirim sistemine giden kan miktarı artıyor ve tüm bunların sonucunda da kan basıncı yükselerek kalbin işi zorlaşıyor. Ayrıca tıka basa yemekle mide ve bağırsak gazları ile diyaframa yükselerek zorlaşan solunum da kalbi zorluyor.  Tüm bu sebeplerden dolayı özellikle kalp hastaları, iftar yaparken bütün bunları akılda tutmalı. Zira ritim bozukluğunun bir kısmı stresle, bir kısmı da aşırı yemekle tetiklenebilir. Açlık,  adrenalin salgısını artırabilir ve kan şekerinin düşmesi de stres oluşturabilir. Bu gibi özel durum dışındaki ritim bozukluğu olan hastalar, doktorları ile görüşüp ilaçlarını düzenleyerek oruçlarını tutabilir. 


-Tansiyon Problemi Olan Kişiler de Oruç Tutabilir mi?
Düzenli oruç tutmanın kan basıncının normalleşmesine katkıda bulunduğu görülmüştür. Ancak iftarda aşırı yağlı ve tuzlu yiyeceklerin alınması, kan basıncında olağan dışı artışlara sebep olabilir. Bunların da kalp yetmezliğini, inmeleri, felçleri ve kalp krizlerini tetikleyebileceği unutulmamalıdır. Bazı tansiyon hastalarının birden çok ve günün belli saatlerinde ilaç almaları zorunlu olabilir. Bu kişilerin oruç tutması, ilaçlarının vaktinde alınmamasına sebep olacaksa, oruç tutmayabilirler.


-Oruç Tutmanın Kalp Sağlığına Etkileri Var mı?
Düzenli oruç tutmanın; damar sertliğinden koruyucu (HDL) kolesterolü artırıcı etkileri ve koroner arter hastalıkları için önemli bir risk faktörü olan homosisteinin düzenlenmesindeki olumlu etkileri sebebiyle, normal kişileri koroner kalp hastalıklarından koruyucu etkisi vardır. Ayrıca oruç tutmanın, kan basıncı ve şeker hastalığı üzerinde olumlu etkileri sebebiyle de  kalp hastalıklarından korunmada yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Bu yüzden sağlık açısından oruç tutmak faydalıdır. 


-Oruç Tutanlar Sıcak Havadan Nasıl Etkilenir?
Güneş altında efor sarf ederek çalışanlar oruç tutmakta zorlanabilir. Bunun için oruç tutmak isteyen hastaların doktorlarına danışarak hareket etmeleri, ilaç düzenlemelerini de doktorları ile birlikte yapmaları önemlidir. En sıcak yaz günlerinde uzun dönem su içilmemesi sebebiyle kanımızın en yoğunlaştığı dönem iftar öncesidir. Araştırmalar gerekli olan sıvının iftardan sahura kadar olan bölümde alındığını göstermektedir. Bununla birlikte kalp hastalarında bazı problemler yüzünden yeterli sıvı alınamayabilmektedir. Bu kanın daha koyu olmasına, yeterli dolaşımı sağlamak için kalbin daha hızlı çalışmasına, dolayısıyla kalbin daha çok yorulmasına sebep olabilmektedir. Az sıvı içilmesi aynı zamanda da böbreklerin çalışmasını bozmakta, zehirli maddelerin kanımızdan temizlenememesine sebep olabilmektedir.

Sahur ihmal edilmeden, hem sebze hem de meyve tüketimini artırarak, çok tatlı ve kolesterolden zengin gıdalardan uzak durularak sıcaklara denk gelen ramazan ayını sağlıklı bir şekilde geçirebiliriz.

Doç. Dr. Atilla Bitigen      

Arakan Vahşeti



MYANMAR, diğer eski isimleri ile BURMA ya da BİRMANYA . Buda uygarlığının hakim olduğu ve Burmaca dilinin konuşulduğu,  başkanlık sisteminin uygulandığı,  Myanmar Birliği Cumhuriyeti 4.1.1948 tarihinde kurulmuş bir ülke.

Arakan eyaleti, Bengladeş-Burma sınırında kuzey-güney doğrultusunda 50.000 km2’lik yüzölçümü olan köklü bir tarihi mirasa sahiptir. İslam’ın Arakan eyaletine ulaşması ise VIII. yüzyılda Arap tüccarlar vasıtasıyla olmuştur.

1784 yılında başlayan Burma işgali sırasında Arakan’ın iki yerli halkı Rohingya Müslümanları ve Budist Rakhineler (Maghlar) ciddi baskı ve zulüm görmüştür. 1826 yılında İngilizlerin bölgeye hakim olmalarının ardından Burma işgali sona ermiş ve Arakan’da 120 yılı aşkın sürecek İngiliz işgali başlamıştır.

Arakan’ın yerlileri olan Müslüman Rohingyalar ve Budist Rakhineler, 19. yüzyıla kadar barış içinde yaşamışlardır. Ancak, 1826’da başlayan İngiliz işgalinin ardından Burma’yı işgalden kurtarma amacı güden Takin partisi, Budist Rakhineleri  Müslüman Rohingyalara karşı kışkırtmaya başlamıştır.

1937 yılında İngiliz sömürge durumu korunarak Hindistan’dan ayrılan Burma’da da Takinler yönetimindeki bütün gücü ele geçirmişlerdir. Müslümanların Budizm için büyük bir tehlike oldukları ve engellenmezlerse güçlenerek Budistleri yok edecekleri yönündeki propagandalarla halklar arasında düşmanlık tohumları atılmış ve Rakhineler Burma idaresi altında yaşamayı, Müslümanlarla bir arada özgür olarak yaşamaya  tercih etmişlerdir.

İngilizlerin ülkeden çekilmelerinden kısa bir süre sonra Hindistanlı ve Bangladeşli Müslümanlara yönelik ilk ciddi saldırılar başlamıştır. Arakanlı Budist Rakhinelerin liderleri Hindistanlı ve Bengladeşli Müslümanların ülkeyi terk etmelerinden sonra Rohingya Müslümanlarına karşı toplu katliamlara girişmişlerdir.

28 Mart 1942’de Minbya kasabasına bağlı Çanbilli köyündeki Müslümanlara saldıran Rakhineler,  köydeki kadın erkek ve çocukları  kılıç ve mızraklarla katletmiştir. Kadınları tecavüz ettikten sonra vahşice öldüren Rakhineler, katliamın ardından bölgeyi yağmalamışlardır.

1942 yılındaki katliamın yaraları henüz sarılmamışken Müslümanlar, 1947 yılında Burmalılar tarafından girişilen yeni bir saldırının hedefi olmuştur. Burma’da 1962 darbesine kadar olan süreçte Müslümanlara yönelik baskı ve zulüm devam etmiştir.





Arakandaki Burma hakimiyeti, Müslüman Rohingyalar için hak ihlalleri ile dolu bir dönemi de beraberinde getirmiştir. Arakanlı Müslümanlara yönelik  1938’de gerçekleştirilen katliamda binlerce Müslüman öldürülmüş, 500.000’den fazla Müslüman bölgeyi terk etmek zorunda bırakılmıştır. 1942’de Müslümanlar yine büyük kıyıma uğramışlar, bu dönemde yaşanan olaylarda 150.000 Müslüman katledilmiştir. 1947, 1954 ve 1978 yıllarında on binlerce Müslüman katledilmiştir.

3 Haziran 2012’de 10 Müslüman Rohingyalının Budist fanatiklerce katledilmesinin Müslümanlarca protesto edilmesini bahane eden Budist fanatikler ve Burma polisi Rohingyalı Müslümanların evlerini yakmışlar, kadınlara tecavüz etmişler ve binlerce Müslümanı katletmişlerdir.  Hala katliamın devam ettiği şeklinde haberler alınmaktadır.



Buraya kadar özetlediğim Arakan eyaletinde yaşayan Rohingyalılara Budist fanatiklerince ve Burma polisince  uygulanan kıyım, zulüm ve katliamın  tek sebebi Rohingyalıların Müslüman olmalarıdır.

Arakanlı Müslümanlara bu zulmü reva görenleri şiddetle kınıyor, katliamın biran evvel durdurulması için devlet büyüklerimizin ve tüm dünyanın gerekli hassasiyeti göstermesini bekliyoruz.


Araştırma: Recep Altun