Buraya Kadar!

Bingöl'de Askeri Konvoya Saldırı

Amerikan güdümündeki Büyük Kürdistan hayalinin adım adım gerçekleştirilmesine alet olan, çanak tutan ve göz yuman herkese sesleniyorum:

  • Ülkemizdeki terör, savaş boyutuna gelmiştir!
  • Bu vatanı savunmak, herkesin boynunun borcudur!
  • Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır!
  • Terörle topyekün mücadeleye girilmelidir!

Buraya kadar!..

Recep Altun

Gurk Yatan Tavuk

Gurk Yatan Tavuk

Merhabalar,
Kaç kez blog sayfamdan çekildim, kaç kez çekilmeyi düşündüm ve kaç kez kapatıp açtım, sayısını hatırlamıyorum. Yazmak bir tutku olmuş ama,  bu sıralar bir tutukluk var; ne düşünebiliyor, ne de yazabiliyorum. Son bloğumdaki "Dikenli Teller" isimli şiirimi bile zar zor biraraya getirebildim. Kaç kez okudum yazdığım şiiri, anlam ve mana bakımından bir tersliği var mı diye.

Her sabah kalktığım da bilgisayarımı açar blog sayfamı kontrol eder, yeni ilave edilmiş blogları dolaştıktan sonra birşeyler yazmak isterim ama, bir türlü yazamam. Şu anda ülkemiz üzerinde dönüp dolaşan kara bulutlar ve terör belası yüzünden ne sağlıklı düşünebiliyorum, ne de üretebiliyorum. Ne kadar iyi ve güzel birşeyler yazmaya teşebbüs etsem de bir türlü yazamıyorum, olmuyor!..

Ben,  aslında yumurtalarının üzerinde gurk yatan bir tavuk gibiyim. Gurk yatan bir tavuk nasıl rahatsız edilmekten hoşlanmıyorsa, ben de yazı yazarken rahatsız edilmekten hoşlanmam. Acı da olsa, tatlı da olsa birşeyler yazabilmem için ruh halimin çok güzel bir atmosferde olması gerekiyor. Moralimi bozan, huzurumıu kaçıran birşeyler varsa, işte ben tutuldum kaldım, yazamıyorum. Size bir şey daha itiraf edeyim, huzurum yerindeyse namazımı kılabiliyorum, eğer huzurum yerinde değilse, namazlarımı bile aksatıyor ve kılamıyorum. Çünkü yaptığım herşeyden zevk almam gerekiyor, zevk alamadığım bir işi yapmam mümkün olmuyor. Ne kadar kendimi zorlasam,  yapmaya kalkışsam da ortaya pek güzel birşeyler çıkaramıyorum.

İnşallah ruhumu olumsuz etkileyen bu acılar sona erer de, ben de artık rahatça zevk alarak birşeyler üretebilirim. Aksi halde bu olumsuz havadan kurtulmam ve birşeyler üretmem mümkün değil.

Recep Altun
Selam ve muhabbetlerimle.

Batan Güneşler



Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

Mehmet Akif Ersoy

Yorum Ayarları

Blogger'in Kumanda Panelinin Yeni Arayüzünden Bir Kesit

Merhabalar,

Blogger’in yeni kumanda paneli üzerinden blog sayfanızın sağ tarafındaki kayar pencereden “AYARLAR” komutunu tıkladıktan sonra ekranın sol tarafında yer alan ayar seçeneklerinden  YAYINLAR VE YORUMLAR” komut sekmesini tıkladığınızda ekranın üst tarafında “KAYITLAR”la ilgili ayar seçeneklerinin sıralandığını,  bu ayar seçeneklerinin bitiminde de “YORUMLAR” başlığı altında ayarlarınızı yapabileceğiniz seçeneklerin sıralandığını görürsünüz.

Kumanda Paneli Ayar Penceresinden Bir Kesit

YORUMLAR” ile ilgili ayar başlıklarının:

-Yorum Konumu
-Kimler Yorum Yapabilir
-Yorum Denetleme
-Kelime Doğrulamasını Göster
-Geri Bağlantıları Göster
-Yorum Formu İletisi’nden ibaret olduğunu göreceksiniz.

YORUM KONUMU:Blog sayfanızda, blogger’in sunduğu şablonların dışında, dışardan bir şablon kullanıyorsanız; yorum konumu seçeneğiniz, her şablonda doğru çalışmayabilir. Yorum konumu seçeneğinizin kullandığınız şablonda doğru çalışıp çalışmadığını mutlaka bir blogger arkadaşınızdan yardım isteyerek kontrol etmelisiniz.

YORUM DENETLEME: Yorum denetleme seçeneğinizle ilgili seçiminizin “Her Zaman” olması sizin yararınızadır. Neden diye soracak olursanız, bu seçenek size: Hoş olmayan ve yayınlanmasını istemediğiniz türden yorumları inceleme ve ardından da yayınlama,  ya da yayınlamama gibi bir imkan sunar. Buna ilaveten gerek elektronik posta hesabınıza baktığınızda ya da Blogger kumanda panelinde iken, gönderilen yorumlardan haberdar olma imkanına da sahip olursunuz. 

Yorum Ayarları Ekranından Bir Kesit

KELİME DOĞRULAMASINI GÖSTER:  Bu işlemin her ne kadar güvenlikle ilgili olduğu söyleniyorsa da açıkçası bu işlemin teknik olarak blogger’lere ne yarar sağladığını bilmiyorum. Bildiğim tek şey ziyaretçileri yazdıkları yorumları gönderirken okuması çok zor olan harflerle cebelleştirerek yorumun gönderilmesine engel olmasıdır.

SONUÇ: Blogger’in kumanda panelinde bloğuma yorum yazan bir arkadaşımın gönderdiği yorum ile ilgili “Onaylanması gereken 1 yorumunuz var” uyarı komutu yer almayan yoruma ait bilgilerin gmail elektronik posta hesabımda yer aldığını fark ettim. Yorumu burada açtım okudum ve “yaynla” komutuna tıklayarak blog sayfamda yayınlanmasını sağladım.

Gmail Elktronik Posta Hesabından Bir Kesit

Elektronik posta hesabıma hiç bakmasaydım, arkadaşımın gönderdiği bu yorumdan asla haberdar olamayacaktım. Arkadaşım da yorum yazdığı bloğu kontrol edecek ve gönderdiği yorumun yayınlanmadığını görünce aklında bir sürü soru işaretleri oluşacaktı.

Basit bir konuyu neden bu kadar uzun uzun anlattığıma gelince, sakın blogger arkadaşlarım beni yanlış anlamasınlar, (konuyu bilen arkadaşlarımın affına sığınarak) blogger arkadaşlarımızın bazıları bu konulardan uzak olduğu için; hem onları bu aksaklıktan haberdar etmek, hem de yorum ayarlarının nasıl yapıldığı konusunda bilgilendirmek istedim.

Saygılarımla.

Recep Altun

Provakatif Film

Daha önce de Peygamber efendimizi aşağılayan ve Müslümanlarla alay eden karikatürler çizen karikatüristlere ve onları yayınlayan dergilere  ben de tepki vermiştim. Şu anda yine Hz. Muhammed’e hakaret eden “Müslümanların Masumiyeti” isimli filmin yapımcısını, danışmanlarını ve Arapça’ya çevireni vs. esefle ve şiddetle kınıyorum. Bir dinin mensuplarını kızdıracak, öfkelendirecek İslam’ın ne öğretisiyle ve ne de tarihiyle hiç alakası olmayan bu tarz abuk sabuk yaklaşımları asla hoş karşılamıyoruz.

Ancak, bu tarz çizilen karikatür ya da filmlerin İslam dünyasını karıştırmak için tamamen provakatif amaçla çizildiği ve yapıldığı da bir gerçektir. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton söz konusu filmin videosu ile ilgili yaptığı açıklamasında: “ABD Yönetimi olarak videoyu onaylamadıklarını” söylemiştir.  

Filmi seyredenlerin: “Müslümanlara, Peygamber’e, Peygamber’in eşlerine en galiz şekilde söven sayan abuk sabuk bir film” olduğundan bahsediyorlar.

Müslüman Göstericiler
Bu durum karşısında nasıl davranacağız ve ne yapacağız?.. Libya gibi mi?.. Mısır gibi mi?.. Yemen gibi mi?.. vs. Yoksa,  İslami değerlerimizi üreterek onları mahcup edecek türden cevaplar mı vermeliyiz?

Recep Altun

Aile Huzuru


İnsanın kendisini güvende hissettiği, pek çok ihtiyacının karşılandığı yer, ailedir. Ailede huzur için her iki eşin de dikkate etmesi gereken bazı hususlar şunlardır: Eşine saygı duymak, ona kendisi için değerli olduğunu hissettirmek; dışarıdaki insanlara gösterdiğimiz güler yüzü ve hoşgörüyü ailemizden esirgememek;eşine karşı dürüst olmak; eşinin ailesine saygı göstermek, zor zamanlarında ona destek olmak…

Hayatımızın bir imtihan olduğu, ailemizinse bu imtihanı kazanmamız için önemli bir fırsat olduğu bilinciyle aile huzurumuzu arttırma konusunu önemsemeliyiz.

Erkek de olsak, kadın da olsak… Yeni evlenmiş de olsak, uzun yıllardır evli de olsak…

Kaynak: Diyanet Takvimi

Orta Doğu Gemisi

Temsili Hz. Nuh'un Gemisi

İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda Arap Uyanışı ve Orta Doğu'da Barış Konferansında konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Orta Doğu'da hepimiz Nuh'un gemisinin içindeyiz, ya beraberce bu tufandan çıkacağız, ya da büyük felaketlerle karşı karşıya kalacağız" dedi. 

Bugün, ülkemizle birlikte sınır komşularımız ve sınırlarımızın dışındaki Orta Doğu ülkelerinin karşı karşıya oldukları durumunu, Dışişleri Bakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu,  çok açık ve net bir şekilde açıklamıştır. 

Cenab-ı Allah'tan, geçmişte Nuh'un gemisini nasıl sağ salim karaya oturtmuşsa, bugün için adını "Orta Doğu gemisi" olarak koyacağımız geminin yolcularını da her türlü tehlikerlerden ve belalardan muhafaza ederek, yeniden barışın ve kardeşliğin tesis edildiği bir ortamda sağ salim karaya oturtmasını niyaz ediyoruz.

Recep Altun

Sevgi Üzerine




Sevginin, insan doğasının kumaşına Yüce Yaratıcı tarafından işlenmiş en güzel ve en muhteşem bir motif olduğunu söyleyebiliriz. Sevgi, insan ruhunun özüne konulmuş, eşyanın tabiatına üflenmiş en yüksek değerdir. Sevmek; var olmak ve var olmanın keyfini tatmaktır. Sevmek, ezeli ve ebedi bir neş'e halidir. Neş'e ise var olmak, var olmanın heyecanını duymak demektir.

Sevgi; akıl, fıtrat, bilinç ve var oluş duygusu ile paralel yürür. Aşk ise; bilinçsizlik, akıl dışılık, fıtratla çatışma ve yoklukta erime zemininde yürüyen marazi bir haldir. Aşk lügatte “sarmaşık” demektir. Yani duyguların düzensiz bir hal alması, bağlılığın ve ilişkinin benlik (yahut varoluş) duygusunu silip süpürmesi durumudur. “Aşk’ta” aşık ile maşuk birbirinden ayrılmaz derecede iç içe geçmişler ve kendi varlıklarını muhatabının varlığında eritmişlerdir. Bu durumda ne aşıkın ve ne de maşukun bağımsız varlıklarından bahsetmenin anlamı kalmamıştır.

Sevgi de ise, karşılıklı varlık bilincinin nitelikli bir şekilde devamı söz konusudur. Bilinç ortadan kalkmamış, varlık duygusu karşılıklı bir şekilde idrak edilmekte ve tarafların varlığının devamı karşılıklı bir şekilde sürüp gitmektedir.

Eski kültürde; sevenden sevilene, İnsandan Allah’a  yöneltilmiş sevgiye “muhabbet”; sevilenden sevene, Allah’tan insana yöneltilmiş sevgiye ise “meveddet” denilirdi.  Her iki durumda da muhataplar kendi varlıklarının bilincindedirler, benlik duygularını kaybetmemiş, şuur dışına çıkmamışlardır. İşte bu durumda sevgi bu ilişkiyi bir üst bilinç düzeyine taşır, karşılıklı varlık sahibi oluşu anlamlı hale getirir ve muhataba karşı beslenen bağlılık duygusunu Allah sevgisine vasıta ve vesile kılmak sureti ile de bilinçlerin en üstünü olan kulluk bilincinin kapısını aralar.

Aşk ise aslında bir kendi kendini kandırma, kendini anlamsızlaştırarak bir sarhoşluk hali oluşturma durumudur. Bilincin dışına taşma, idraki yitirme ve varlığın asli çizgilerini kaybediş… Sonra da bu marazi halden paradoksal bir şekilde keyif alma, yoklukta varlığı, varlıkta yokluğu arama gibi eşyanın realitesine ters bir durumu ısrarla sürdürme.

Sevgi aslında Allah’ın insana üflediği ruh olan düşüncenin en soylu ve en üstün tecellisinden başka bir şey değildir.

Araştırma: Recep Altun
Kaynak: Üslup Dergisi
Makale: Prof. Dr. Muhammed Nur Doğan