14 Kasım 2014 Cuma

Yalan


Ya ben yalanım
Ya da aynalar...
Gerçek mi, yalan mı?
Hayat bizi oyalar...

Güneş batmak üzere
Birazdan akşam olacak
Ben yine gerçeğin peşinde
Sabahlar olmayacak!

Hadi gerçekleri söyle
Kuyruklu yıldızlara
Belki güzel bir düş girer
Sabahsız uykulara...

Ya ben yalanım
Ya da aynalar...
Gerçek mi, yalan mı?
Yaşanan acılar...

Ne gerçek var, ne de yalan
Haydi biraz da sen oyalan
Nasıl olsa bir gün bitecek
Huzura kavuşacak bu yalan.

Recep Altun, Ankara:13 Kasım 2014


8 Ağustos 2014 Cuma

Bir Müddet


Merhabalar Sevgili Blogger Kardeşlerim.

Ev değiştirme nedeniyle bir müddet sizlerden uzak kalacağım. Elimde olmayan bu mazeretimden dolayı affınızı istirham ediyorum.

Sizlerle birlikte okumak, yazmak ve paylaşmak çok güzeldi. İlk fırsatta yeniden klavyemin başında sizlerle birlikte olacağım günü iple çekeceğim.

En kısa zamanda görüşmek dileğim ile birlikte sizlere sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yaşam dilerim.

Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

Recep Altun

27 Temmuz 2014 Pazar

Fıtır Bayramı


Merhabalar.

Ramazan’ın orucundan sonra Cenab-ı Hakk'’ın oruçlulara ihsan ettiği bayramın asıl adı Arapça “Fıtır Bayramı”dır. “Fıtır” kelimesi de yaratılış anlamına gelen “fıtrat” kelimesi ile aynı kökten türeyen bir kelimedir. Buna Osmanlılar “İyd-i Fıtır” yani “Fıtır Bayramı” demişlerdir. “Fıtır” kelimesini bugünkü dile çevirecek olursak; “yaratılış”, “vücut bulma”, “var olma” anlamındadır. Buna kısaca; “varlık” demek daha doğru olacaktır.

Bu nedenledir ki, Yüce Allah, Ramazan-ı şerifte orucu ve ayrıca durumu iyi olanların iyi olmayanlara fıtır/varlık sadakası vermelerini emrederek fıtrileşmeyi yani yaratılış gayemize uygun hareket tarzını benimsetmeyi temin etmiştir.

Mübarek Fıtır (Ramazan) bayramınızı kutlar; tüm sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmenizi Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederim. 

Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Yurttaşlara Çağrı


YURTTAŞLAR!

Başlatılan Cumhurbaşkanlığı seçim süreci meşru değildir. Anayasa'ya göre siyasi partiler aday gösteremezler. Vekillerin aday göstermelerini engelleyemezler. Bunlar halkın özgürce seçme seçilme hakkını hiçe saymışlardır. Hep birlikte bir partiler oligarşisi kurmuşlardır. Demokrasiyi askıya almışlardır. Tüm bu nedenlerle:
  • 6271 sayılı Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yasası'nın ilgili hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapınız.
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na bu partiler hakkında, Anayasa'yı ihlal etmelerinden dolayı suç duyurusunda bulununuz.
  • Bunlara rağmen seçimler yapılacak olursa, oy vermeye gidiniz. Geçersiz oy veriniz, ikinci oylamaya da gidiniz, yine geçersiz oy veriniz. Geçersiz oylarınız protesto oyları olarak onları hep düşündürsün! Sayınız ne denli yüksek olursa, muhalefetiniz o denli güçlü ve inandırıcı olacaktır. 
Atatürk Cumhuriyeti'nin tüm yurttaşları bunu biliniz!

Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

Kaynak: Hürriyet Gazetesi(Yeter Söz Milletin)

24 Temmuz 2014 Perşembe

Habeşistan'ın Adalet ve Özgürlüğü



"EY Kral! Bizler müşrik bir topluluktuk, putlara tapar, cehalet içinde yaşardık. Bir gün Allah bize, içimizden birisini peygamber olarak gönderdi. O'nun doğruluğunu, güvenilirliğini ve vefasını çok yakından biliyorduk. O bizi, bir olan, eşi benzeri bulunmayan Allah'a ibadet etmeye; atalarımızdan miras aldığımız yanlışları terk etmeye, putları reddetmeye davet etti. Bizleri doğru söylemeye, emanete ve komşuluk hakkına riayete, akrabalık bağlarına saygı göstermeye; cinayetten ve kan dökmekten kaçınmaya, ahlaksızlıkları terk etmeye, yalancı şahitlik yapmamaya, öksüzün malını yememeye ve namuslu kadınlara iftira atmamaya davet etti. Bize namaz kılmayı, zekât vermeyi emretti. Bizler bu peygambere inanmış, onun davet ettiklerini kabul etmiş kimseleriz. Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmuyoruz. Allah'ın bize helal kıldıklarını helal, haram kıldıklarını haram kabul ediyoruz..."

Bu sözler üzerine Necaşi, Kuran'dan birkaç ayet okumalarını ister. Cafer, Meryem suresinin ilk ayetleri okur: “... Ey Muhammed! Kitab’da Meryem’i de an. O ailesinden ayrılarak doğu yönünde bir yere çekilmişti. Sonra insanlardan gizlenmek için bir perde germişti. Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan olarak görünmüştü. Meryem: “Eğer Allah’tan sakınan bir kimse isen, senden Rahman’a sığınırım” dedi. Cebrail: “Ben temiz bir oğlan bağışlamak için, Rabb’imin sana gönderdiği elçiden başkası değilim” dedi. Meryem: “Bana bir insan temas etmemişken, ben kötü kadın da olmadığım halde nasıl oğlum olabilir?” dedi. Cebrail: “Bu böyledir, çünkü Rabb’in “Bu bana kolaydır, onu insanlar için bir mucize ve katımızdan da bir rahmet kılacağız;hem bu önceden kararlaştırılmış bir iştir.” Diyor dedi. Necaşi de Müslümanların kendi ülkesinde diledikleri kadar kalabileceklerini belirtir. İnsanları Habeşistan'a çeken adalet ve özgürlüktür. Risaletin beşinci yılında gerçekleşen Habeşistan göçü bize, Müslümanların o zaman dilimindeki muhtemel sayıları hakkında bir fikir vermektedir. Tahmini rakam yüz kişi civarındadır.

13 Temmuz 2014 Pazar

Kaybettik


HEM EVLERİMİZİ KAYBETTİK, HEM DE KİMLİKLERİMİZİ


Yüz binlerce hatta milyonlarca lira harcayarak daireler alınıyor. Ama ruhlar rahat etmek yerine fasid bir daireye düşüyor.



Modern devir... Bilhassa Batı medeniyetince kutsanan, insana dünyevi nimetler açısından her türlü imkanı sunduğu iddia edilen ortam... Ya ferdin ruhi boyutu? Aydınlanma tabir edilen sürecin tetiklediği pozitivist yaklaşımın Avrupa'da ortaya çıkışı belki sebepler dairesinde izah edilebilir bir zemine oturtulabilir. Ancak aynı durum İslam coğrafyası için geçerli midir? Modernizmin hayatın her sahasına nüfuzu nelere mal olmuştur? Bununla ilgili tartışmalar farklı boyutlarda sürdürülebilir. Ancak biz "Mutlu Ev" başlıklı kitap sebebiyle yalnızca mesken yönüne dikkat çekeceğiz. Daha doğrusu eserin müellifi Mimar Semih Akşeker'in işaret ettiği noktaları okuyucu ile paylaşacağız. Esasında onun söyledikleri çok basit, "Halktan kaçtığınız korunaklı siteler, lüks mobilyalar, kartonpiyerler, ünlü mimarların dekorasyon önerileri mutlu etmeyecek sizi. Yüksek binalar ve beton eninde sonunda nefesinizi sıkıştıracak. 5 + 1'lerin, 4+2'lerin, akıllı binaların, yok satan mega projelerin fıtratınıza uygun olmadığını kavrayacaksınız. Eşyaların esiri olduğunuzu düşüneceksiniz. Gereksizce büyük ve çok sayıdaki odalar huzur vermeyecek. Yatırım amaçlı aldığınız yazlık da, ikinci, üçüncü evler de anlamsız gelecek!"



Büyükşehirlerin iş-trafik koşturmacası içinde bir sığınak, bir rahatlama, sadece bedenin değil ruhun da yorgunluğunu hafifleten ve gideren mekânlar olması gereken apartman daireleri veya fıtratın uzağında döşenen evlerin açtığı yaralara değinen yazar sadece probleme işaretle yetinmiyor, kitabında.

Zikredilen aksaklıklara çare kabilinden ve temelini İslami değerlerden alan prensipleri de sıralıyor. Mesken inşa ederken bunlara bilhassa dikkat edilmesi gerektiğini açıkça ifade ediyor. Adalet ile başlıyor, tevazu ile devam ediyor ve arkası geliyor: Sadelik, Güzellik/Estetik, Fanilik Düşüncesi, Mahremiyet, Özgünlük/Taklitten Kaçınma, İktisat, Hüsn-ü Muhafaza. Nihayet eserini Hz. Muhammed ile aynı evi paylaşmanın nasıl bir duygu olduğunu merak edenlere ithaf ediyor.


Kaynak: Sedat Gülmez
s.gulmez@aksiyon.com.tr

11 Temmuz 2014 Cuma

Çok Geç


Çaresizliğin ne demek olduğunu anladığım da
Her şey çok geçti...
Mucize beklersin artık!
Aldığın nefes bile seni boğarken
Tüm güzellikler güzelliklerini yitirmiş
Ölümü beklerken
Hep bir umut ışığı olmuştur
Ya seni çekip çıkarır içinden
Ya da sonsuza kadar kalırsın
Ölmeyi bile beceremeden.

Recep Altun

27 Haziran 2014 Cuma

Oruç Sevinci


Ramazan ayı yaklaştıkça oruç tutacağım için çocuklar gibi sevinirdim. Sahura kalkmak ve iftar etmek bana tarifsiz bir mutluluk verirdi. İnsanları sahura kaldırmak için çalınan davulların seslerinden çok etkilenirdim. Davulcuları,  davulları ile birlikte sahurda izlemek bana ayrı bir keyif verirdi. Bizleri bir Ramazan ayına daha kavuşturan Cenab-ı Hakk'a sonsuz hamd ve senalar olsun.

Oruç dinin farzlarından olup, insanın bedeni ve ruhi terbiyesini amaç edinir. Orucun mantıki sonucu, insanı dinin diğer emirlerine ve yasaklarına uymasıdır. Oruç tutan kimse bunları yapmıyorsa, din emirlerinde mantıksız davranıyor demektir. Bu bağlamda oruç tutmak onu terbiye etmediği için dinin gayesi gerçekleşmemiş ve kişi boşuna aç kalmış olur.

Her şeyden evvel Ramazan-ı şerifi ihya edebilmeyi Allah azze ve celle'den "Allah'ım bu kıymetli ayda rızana uygun hareketler yapabilmeyi ihsan et." diye niyaz edelim. Bu ayı ahireti kazanmak için bir fırsat bilmeliyiz. Cenab-ı Hakk, bizden hoşnut olursa (şirksiz sahih imanla birlikte) belki ebedi kurtuluşumuza vesile olacaktır.

Ramazan-ı şerifinizin hayırlı ve mübarek olmasını dilemekle birlikte bu kıymetli ayda O'nun rızasına uygun hareketler yapabilmeyi cümlemize ihsan etmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ederim.

Recep Altun

6 Haziran 2014 Cuma

2014...


Merhabalar.

Sizlere selam vermeyeli uzun zaman oldu. Nerelerde olduğumu ve ne yaptığımı merak eden blogger arkadaşlarıma saygılarımı, sevgilerimi ve muhabbetlerimi gönderiyor ve sizleri en derin kalbi duygularımla selamlıyorum. Dünya telaşı işte!.. Bir telaştır koşturup duruyoruz. 

2000 Milenyum yılını devirdikten sonra, işler hiç rayında gitmedi. Sorunlar, problemler, zorluklar hayatımızdan hiç eksilmedi. Tüm bu sorunların sorumlusu kim? İnsan, yani bizleriz. Kimi zaman kendimiz edip kendimiz bulduk, kimi zaman da başkası etti ama yine biz bulduk.

Cenab-ı Hakk'tan hepinize sağlık, sıhhat, afiyet huzurlu ve mutlu bir yaşam dilerim. Aynı zamanda hasta kullarına şifalar, dertli kullarına devalar ve borçlu kullarına da edalar niyaz ederim. 

Selam ve dualarımla
Recep Altun

25 Mayıs 2014 Pazar

Miraç Kandili


Merhabalar.

Miraç kandili, Miraç olayının gerçekleştiği Recep ayının 27. gecesidir. Tasavvuf kültürünün ağırlıkta olduğu Osmanlı gibi ülkelerde Kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayılmış ve bu gecenin ibadetle ihyası gelenekselleşmiştir. Osmanlı döneminde, camiler kandillerle donatıldığı için Miraç kandili olarak anılan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Miraç olayını anlatan ve Miraciye adı verilen şiirlerin okunması, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti.

Sünnet ve Bid’atlar kitabının yazarı Şukayri, Recep ayındaki bid’atler bölümünde şunları söyler;”Miraç kıssasını okuyup Recep ayının 27. gecesini kutlamak ve bazı insanların bu geceye has bazı zikir ve ibadette bulunmaları bid’attır. Recep, Şaban ve Ramazan aylarında okunan –gayri sabit-dualar bid’attirler ve uydurmadırlar, şayet bunlarda bir hayır olmuş olsaydı bizden öncekiler bunda bizleri geçerlerdi. İsra, Miraç ve mezkur ayın ihyasına dair hiçbir delil kaim olmamıştır.” (Şukayri, Es-Sunenve’l-Mubtede’at s,143)

Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye’de Recep ayının 27. gecesi ile ilgili olan namaz hakkında şöyle der: “Muteber alimlerin belirttiği gibi; İslam alimlerin ittifakıyla bu (namaz) meşru değildir. Bu ancak cahil ve bid’atçı kimselerden sudur eder.” (Şukayri, Es-Sunenve’l-Mubtede’at s,143)

Bu gecede de mevlit okumak adet halini almıştır. Böylelikle bir bid’ate bir bid’at eklenmiş, katmerlenmiştir.

Günümüzde pek çok bid’at, müslümanların hayatına girmiştir. Bu sebeple dininin emirlerini yerine getirmek isteyen her kişi, bu hususa dikkat etmeli; dinde eksiltme ya da ilave mahiyetinde olan söz, tavır ve davranışların yasaklanmış şeyler olduğunu bilerek bunları hayatından ayıklayıp atmalıdır. Burada müracaat edilecek yegane kaynak ise Kur’an ve Sünnet’tir.

Hadis olarak verilen bazı mevzu sözlerin kaynaklarına bakılmalı ki uydurma hadislerle amel edilmesin.

Selam ve dualarımla.
Araştırma: Recep Altun

NOT: Doç. Dr. Özcan Taşcı: Kuran’da Miraç olayı yok zaten. İsra hadisesi var. Gece yürüyüşü diyoruz buna. Mekke’den Kudüs’e yürüyüşüdür Peygamberin. Kuran’da bazı şeyler kavranamayabilir. Aklın buna saçma demesi gerekir yok saymak için. Meleği kavrayamazsınız ama akıl, “bu mümkündür” der.


17 Mayıs 2014 Cumartesi

Hepimiz Sorumluyuz


Kader ve ecel, insanoğlunun ihmal ve sorumluluklarını ortadan kaldırmaz!
Hepimiz sorumluyuz!..

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Acımız Soma


Merhabalar.

Manisa'nın Soma ilçesinden gelen haber ülkemizi yasa boğmuştur. Acımız büyük ve tarifi mümkün değildir.

Cenab-ı Hakk'tan, ekmeği uğruna hayatını kaybeden madencilerimize rahmetiyle, merhametiyle muamele eylemesini ve ailelerine sabr-ı cemil ihsan eylemesini niyaz ederiz. Yüreğimiz yandı, acı hepimizin. Cenab-ı Allah ülkemize başka acılar göstermesin. 

Ülkemizin başı sağ olsun!

13 Mayıs 2014 Salı

Kadar

Ben kimseyi bunaltmadım
İnsanın beni bunalttığı kadar
Kimse benim kadar çekmemiştir
Benim insandan çektiğim kadar.

Hiçbir eli geri çevirmedim
Ellerimin çevrildiği kadar
Kimse her gün ölmemiştir
Benim her gün öldüğüm kadar.

Ne nankördür şu insanoğlu
Allah’ın Kur’an’da dediği kadar
Sunulan nimeti görmezden gelir
Doymak bilmeyen nefsi kadar.

Ölünce inanın çok sevineceğim
İnsandan kurtulduğum kadar
Nasıl olsa bir gün öleceğiz ya;
Ha şimdi, ha kıyamete kadar...


Recep Altun

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Anneler Günü


Bizim ülkemizde analar;
Ya öldürülür, ya da ağlar...
Herkes bulmuş kolayını,
Yaptığını kadere bağlar...


 “Bizi karnında  taşıyan anamıza saygımız, bütün kadınlara yansımalı...”


Fedakar ve vefakar annelerimizin, Anneler Günü’nü kutlar; layık oldukları saygı ve sevginin, hiç eksilmeden bir ömür boyu sürmesini dilerim.

Recep Altun

9 Mayıs 2014 Cuma

Blog Analar


Merhabalar.

Bugün günlerden Cuma; Cuma’nız hayırlı ve mübarek olsun ve tüm insanlığa hayırlar getirsin ve hayırlarına vesile olsun inşAllah!

Bu günkü Hürriyet gazetesi, Anneler Günü’nün yaklaşması nedeniyle “Sosyal Medyanın Yeni Fenomenleri: Blog Analar” başlığı altında Ayla Günerhan’ın hazırladığı bir araştırma yazısına yer vermiş. Yazı ilgimi çektiği için, yazıdan aldığım bazı alıntıları aynen sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ayla Günerhan yazısına aynen şöyle başlamış: “...Kimi öğretmen, kimi halkla ilişkiler uzmanı. Ama artık yeni bir meslekleri daha var. Onlar annelik deneyimlerini on binlerce takipçileriyle paylaşan Blogger’lar. Takipçi sayıları sanatçılardan, politikacılardan fazla. Sanal dünyanın ‘meşhurlarını’ beraber tanıyalım."

Esra Demiröz
doulannesra.com

“Esra 38 yaşında bir doğuma hazırlık eğitmeni ve destekçisi. Annelere blog’undan öte doğum esnasında ellerini tutarak ta yardımcı oluyor. 3,5 yaşındaki kızının ismi Derin. Blog’u hamilelik ve doğuma dair her türlü bilgiyi bulabileceğiniz adeta bir kütüphane...”

Banu Özkan Tozluyurt
banunundunyasi.com

“Banu kişisel gelişim eğitmeni. Kızı Duru 10 yaşında, kendisi ise 40. Banunundunyasi adlı blog’u 9 yıldır yayında. Zaman aralığı bu kadar uzun olunca banunundunyasi 0-10 yaş çocuğu olan tüm annelere hitap eden bir nitelik kazanmış...”

Meltem Bıcıoğlu
kokoshanne.com

“O, 29 yaşında profesyonel blog yazarı. 2 yaşındaki kızının adı Alin. On bine yakın takipçisi var. Bakımlı görünme temalı bir moda blog’u olan ‘Kokosh Girl’, anneliği sonrası ‘bakımlı anne nasıl olmalı’ sorusunun yanıtını arayan ‘Kokosh Anne’ oluvermiş.Blog’unda güzelliğini ve şıklığını korumak isteyen annelerin işine yarayacak tarifler veriyor...”


Ece Kumkale
hassasanne.com

“Ece geçmişini profesyonel blog yazarı olarak sağlayanlardan. 38 yaşında ve 3 çocuğu var. Yaklaşık bir buçuk senedir yazdığı blog’u 2 milyondan fazla okundu. Sosyal medyadaki takipçi ise 235 bin. Bir de ziyaretçileriyle oluşturdupu ‘hassas anne’ topluluğu var...”

Beril Bayındır
momsblognote.com

“30 Yaşında bir halkla ilişkiler uzmanı. Oğlu Kuzey 1,5 yaşında. ‘Anne olmak bir kadına verilmiş en güzel hediye’ diyen Beril 2 yıldır deneyimlerini 25 bin takipçisi olan blog’unda paylaşıyor. Anne olarak bu sürecin her anını ölümsüzleştirmek, anılarını oğluna miras bırakmak istedi...

Blog sayfalarını ziyaret etmeyi arzu edenler, Google arama motoruna 'com' uzantılı url adreslerini yazarak ulaşabilirler.

Selam ve dualarımla.

Recep Altun


3 Mayıs 2014 Cumartesi

Yitik



gönlümün çatısı çöktü
elim kalem tutmaz oldu
samimiyetimi yitirdim
ey Allah’ım, affet beni.

komşum aç, ben tokum
huzursuz oluyorum
ben de aç kalırım diye
paylaşmaya korkuyorum.

insanlık bu değil!
yaşamak bu değil!
Allah’ım, Sen yardım et
sonumuz hiç iyi değil!

Recep Altun

2 Mayıs 2014 Cuma

Murat Özenalp













" Masumiyetin, haklılığın ve namusun tutsaklığına, kendi yurdunda esir alınışına ve adaletsizliğe isyan ile şehit düştü.

Maltepe, Hasdal, Mamak cezaevi derken dayanamadı sonrasına... Onun ölümüne vicdansızlık, hukuksuzluk ve vefasızlık neden oldu.

Ama ölmekle bitmeyeceğiz.
Neden olanlar,
Sessiz kalanlar,
Hiçbir şey yokmuş gibi yapanlar,
Biliniz,
Hatta emin olunuz,
Öldürmekle bitmeyeceğiz!
Murat'ın kanı üzerinizde,
Görüyoruz,
Beyaz'da, Mavi'de, Haki'de,
Biliniz,
Öldürmekle bitmeyeceğiz! " (Hürriyet Gazetesindeki Vefat İlanından Alınmıştır.)

GATA'da tedavi görmekte iken, 01 Mayıs 2014 tarihinde 11:00 sularında vefat eden Deniz Kurmay Albay Murat Özenalp'a Cenab-ı Hakk'tan rahmetiyle muamele eylemesini; ailesine, yakınlarına ve Türk milletine sabr-ı cemil ve başsağlığı dileriz.

Recep Altun

25 Şubat 2014 Salı

Fişim Çekilince

Anonim

Merhabalar.

Süresini bilmediğim bir müddet internette olamayacağım. internetteki yokluğum da fişim çekilince başlayacaktır. En kısa zamanda tekrar görüşmek dileğimle birlikte hepinizi Cenab-ı Hakk’a emanet ediyor ve her şeyin gönlünüzce olmasını diliyorum.

Selam ve dualarımla.
Recep Altun

24 Şubat 2014 Pazartesi

Eski Şablonlar


Merhabalar.

Sizlerden ayrılmadan önce, Blogger'in eski klasik şablonlarını benim gibi kullanmak isteyip de bulamayanlar için,  içerisinde Blogger'in eski şablon kodlarını barındıran aşağıdaki link adresini paylaşmak istiyorum.

Blog sayfanızla ilgili bir değişiklik yapmadan önce kullandığınız eski şablonunuza geri dönmek isteyebileceğinizi düşünerek, sizlere eski şablonunuzun bir yedeğini almanızı salık veriyorum. Şablonunuzun yedeğini nasıl mı alacaksıınız? Kumanda panelinizden "ŞABLON" komutu seçili iken sağ üst tarafta "Yedekle/Geri Yükle" komutuna tıkladıktan sonra açılan pencereden "Tam Şablonu İndir" komut sekmesini tıklayın, bu komut şablon kodunuzu tekrar blog sayfanıza yüklenmek üzere şablonunuzun bir yedeğini bilgisayarınıza indirir. Yaptığınız değişiklikleri beğenmediğiniz ve eski şablonunuza dönmek istediğinizde tüm yapacağınız aynı şekilde "Yedekle Geri Yükle" komutuyla açılan pencereden bu sefer de "Dosya Seç" komutuyla önceden indirdiğiniz dosyanın yerine ulaşıp dosyanızı seçtikten sonra "Yükle" komutuyla tekrar yükleyeceksiniz, bu kadar.
Yukarıdaki adrese girdikten sonra "DOWNLOAD" komut linkine tıklıyorsunuz, Blogger'in 38 adet eski klasik şablonları sıkıştırılmış şekliyle bilgisayarınıza iniyor. Daha sonra sıkıştırılmış dosyayı "WINZIP" ile açıyorsunuz, 38 adet dosya yukarıdan aşağıya doğru satırlar halinde sıralanıyor. Dilediğiniz şablon satırının üzerine sağ tıklayıp "birlikte aç" komutuyla bir editöre yüklüyorsunuz, tümünü seçip kopyalama metodu ile kopyaladıktan sonra, kontrol panelinizdeki "ŞABLON" komutundan "HTML" komut sekmesini tıklayarak açtığınız pencerede oluşan kullandığınız şablon kodlarının tamamını seçip siliyorsunuz ve yeni kodu buraya yapıştırıp kaydettikten sonra diğer işlemlerinizi tamamlıyorsunuz.

Ben örnek olarak eski klasik şablonlardan "Template Tic Tac Blue" isimli şablonunu blog sayfama yükledim. Bakın ne kadar sade, güzel ve nezih duruyor, değil mi?..

Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun efendim, saygılarımla.

Recep Altun

12 Şubat 2014 Çarşamba

Mutsuz Çocuklar


Merhabalar.

Geçenlerde Hürriyet gazetesinde okuduğum bir araştırma yazısından çok etkilenmiştim. Söz konusu yazının olduğu kısmı makaslayarak bir gün blog sayfamda paylaşırım belki diyerek  arşivime kaldırmıştım. Geçenlerde aklıma düştü, yazıyı bugün tekrar okudum ve inceledim. Paylaşmaya değer mi değmez mi diye tekrar düşünmeye başladım ve o zaman da paylaşmaya bir türlü karar veremediğim yazıyı nihayet paylaşmaya karar verdim.

Cansu Coşkun tarafından hazırlanan ve Hürriyet gazetesinde yayınlanan araştırma yazısının konusu eğitim üzerine olup,  “İsveçli Çocuklar Neden Mutlu?” başlığını taşıyordu.

Sayıın araştırmacı yazar, Türkiye’de son 11 yılda 4 kez sınav sisteminin, 5 kez de bakanın değiştiği eğitim sisteminin çocuklarımızı bir hayli zorladığına işaret ettikten sonra sadece üç zorunlu dersin bulunduğu İsveç modeli eğitim sisteminin İsveçli çocuklar için cennet gibi olduğunu vurgulayarak yazısına başlamış. Türkiye’de öğrenci olmanın zorluğuna değinen yazar, Türkiye’deki ilk ve ortaöğrenim sisteminde son 11 yılda 13 köklü değişiklik yapıldığını, sınav sisteminin 4 kez, Milli Eğitim Bakanı’nın ise 5 kez değiştiğine işaret ediyor.  Daha sonra üyesi olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği’nde bir modelin ise çocuklar için eğitim cenneti kabul edildiğini ve söz konusu modelin de İsveç’e ait olduğunu belirtiyor.

İsveç eğitim sisteminin dayandığı iki temelin olduğunu belirten yazar, bu iki temelin :Ahlaki çoğulculuk ve bireysel gelişimden ibaret olduğunu vurguluyor. Ülkedeki her okulun müfredatında olması gereken 3 zorunlu derslerin: İsveççe, İngilizce ve Matematik olduğunu belirtiyor. Bu dersler dışında kalan müfredatın ise, her okulun kendi sistemince belirlendiğini söylüyor. 

İsveç eğitim sisteminin tamamen laik olduğunu belirten yazar, İsveçli öğrencilerin birinci sınıftan dokuzuncu sınıfa kadar dini, ders olarak alabildiklerini söylüyor.  Bu derste; dünya dinlerini, özelliklerini ve inançlarını öğrendiklerinden bahsediyor. Genel okul sitemine göre; öğrenciler ve öğretmenlerin Hıristiyanlık propagandası yapmasına izin verilmediğini belirtiyor. İsveç’te dinin kişisel bir olay olduğundan bahseden yazar, Hıristiyan dünyası tarafından yönetilen okulların da olmadığını işaret ediyor.

Lisede öğrenim gören öğrencilerin okudukları derslerin kredi puanları ve çarpanları olduğundan bahseden yazar, 3 yıllık toplam puan ortalamasının üniversitede istedikleri bölüme müracaat ederken önemli olduğunu vurguluyor ve bu sistemi bir örnekle şöyle özetliyor: Düşük matematik ortalamasıyla matematik ağırlıklı bölüme giremiyorsunuz. Diyelim ki puanınız üniversitede hiçbir bölüme devam etmek için yeterli değil, o zaman okullar kapandıktan sonra Yüksekokul Yeterlilik Sınavı’na (Högskole Provet) girebilir ve puanınızı yükseltebilirsiniz. Bu sınavda dil, genel kültür ve analitik çözüm yeteneğinin sınandığı sorular soruluyor.

Araştırmacı yazar Cansu Coşkun, İsveç’te çok fazla bireysel haklar ve özgürlüklerden bahsedilmesinin bazen okullarda saygı sınırının aşılmasına neden olduğunu, burada öğrencilerin öğretmenlere ismiyle hitap ettiğini ve dolayısıyla İsveç’te öğrenci olmanın çok rahat olduğunu vurgulamakla birlikte Türkiye’deki öğrencilerin üniversiteye girerken çektiği sıkıntıları, İsveç’teki öğrencilerin hiçbirinin yaşamadığını ve bilmediğini söyleyerek yazısını tamamlıyor.

Osmanlı’nın küllerinden yeniden doğan Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı 1923 yılından bu yana tam 91 yılı geride bırakmamış olmamıza rağmen, bir türlü rayına oturtulamamış, istikrarı sağlanamamış ve adeta bir yaz boz tahtasına çevrilen eğitim sistemimizin mutsuz çocukları ile İsveçli çocukların neden mutlu olduklarının arasındaki farkı görün. Bizim çocuklarımız mutlu olmayı haketmiyorlar mı?.. Onların da İsveçli çocuklar gibi mutlu olmaya hakları yok mudur?..

Selam ve dualarımla

Recep Altun

11 Şubat 2014 Salı

Ceviz ve Kabak


Merhabalar.

Nasreddin Hoca sıcak bir günde bir ceviz ağacının altına uzanmış dinlenirken gözü ağacın dallarındaki cevizlere takılmış. Ardından bahçedeki kabakları incelemiş. Kendi kendine söylenmiş: "Allah'ım Sen'in hikmetinden sual olunmaz ama bu küçücük cevizler kalın dallarda dururken kocaman kabakları incecik dalların tutmasının hikmeti nedir? Cevizler yerde, kabaklar ağaçta olsaydı daha iyi olmaz mıydı?" Bu esnada ağaçtan düşen bir ceviz Hoca'nın kafasına tak diye vurmuş. Telaşla yattığı yerden doğrulan Hoca ellerini açmış: "Tövbe Allah'ım! En iyisini Sen bilirisin. Ya başıma ceviz değil de kabak düşseydi halim ne olurdu!" demiş.

Nasreddin Hoca'nın bu fıkrasından sonra düşünüyorum da... Cevize mi razı olsak, yoksa birilerinin işine karışıp kabağın tadına mı baksak...

NOT: Aslında Nasreddin Hoca bu fıkrada insanlara bilmedikleri konuda ahkam kesmemelerini öğütlemektedir. Ben de bu fıkrayı, bu tarafını düşünerek paylaşmak istedim. Aksi halde hiç kimsenin Allah'ü Teala'nın yarattıklarının yaratılışına karşı değişik bir fikir ileri sürmek haddine değildir.

Selam ve dualarımla. 

10 Şubat 2014 Pazartesi

Ağlarsın Her Gün


Geldiğiniz yer belli
Durduğunuz yer belli
İnsaf edin, yeter artık!
Aldığınız yol belli...

Onlar her gün
Sen beş yılda bir gün
Bu masalı bilmeyen yok!
Yoksa ağlarsın her gün...

Recep Altun

8 Şubat 2014 Cumartesi

İnternete Sansür

degirmendenmektupvar

Merhabalar.

Kamuoyunda tartışılan ve "internete sansür" olarak yorumlanan tartışmalı internet yasası TBMM'de kabul edildi. Bizleri de doğrudan ilgilendiren söz konusu yasa ile ilgili kısa detayları siz Blogdaşlarımla paylaşmak istiyorum.

  • YASAKLAR:
Özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayın, resim ve videolar ile hakaret içeren her türlü içeriğe yasak getirilmiştir.
  • İZLEME:
Erişim sağlayıcılar Birliği, abonelerin internet trafiği bilgilerini 2 yıl boyunca tutacak. Böylece adı geçen birlik, Türkiye'deki 30-35 milyon arasındaki internet abonesinin internette hangi sitelere girip çıktığını tespit etmiş olacak.
  • ERİŞİM SAĞLAYICILAR BİRLİĞİ:
Daha önce erişimin engellenmesi konusunda mahkemeye başvuruluyordu. Artık içeriğin uygunluğuna ilişkin itirazlar, Erişim Sağlayıcılar Birliği'ne yapılacak. Bu birlik tüm mobil ve sabit internet servis sağlayıcı şirketlerinin çatı örgütü olacakmış.
  • ENGELLEME:
İnternet sitesi yerine internet sayfaları erişimi engellenebilecek. Yani, "uygunsuz" bulunan bir tweet veya YouTube videosu engellenebilecekmiş.
  • 4 SAAT OLAYI:
Siteler herhangi bir mahkeme kararı olmadan TİB ve Ulaştırma Bakanlığı'nın emriyle 4 saat içinde kapatılabilecekmiş.
  • IP ENGELENNECEK:
Engellemeler artık IP adresi üzerinden yapılacakmış. Bu yüzden "DNS" numarası veya "VPN" servisi kullanmak işe yaramayacakmış.Bir başka deyişle arka kapılardan bile girilemeyecekmiş.
  • ENGEL KALDIRMA:
TİB ve Bakanlık tarafından engellenen internet içeriklerinin kaldırılabilmesi için site sahiplerinin veya kullanıcıların yargıya gitmesi gerekecek. Yani mahkemelerin engellenen içeriği suçsuz bulması sonucunda yasak kaldırılabilecekmiş.
  • PARA CEZASI:
Hakimler 24 saat içinde sansür kararı verebilecek. "Zararlı" içerik kaldırılmazsa, 500-1000 TL arası günlük para cezası kesilecekmiş.
                   Duyurulur.

Selam ve dualarımla.
Recep Altun

7 Şubat 2014 Cuma

Ey Türk Milleti!

Resim Alıntıdır.

Ben güvenmiyorum artık bu devrana
Kimse çalışmıyor babasının hayrına
Karnımız tok, doyduk artık bu laflara
Çıkar değil de ney ya bunca kavga?

Hep hizmet için gelirler iktidara
Kimse bilmiyor ne çeker bu fukara
Tüfeğinde bir atışlık mermisi vardır
Onu da beş yılda bir atar karavana.

Ey Türk milleti! Ne olur, uyan artık!
Kendini bilmezlere dersini ver artık!
Kan emici sülüklerin teneşiri olsun
Mart ayında oyuna gelecek bu sandık!

Recep Altun

30 Ocak 2014 Perşembe

Allah'ı Anmak


İslam dininin diğer önemli bir buyruğu yüce Allah'ı hatırlamak ve akılda tutmaktır. İşte bunu Kur'an öğretmektedir: "Rabb'ini, seni var edip büyüteni ve eğiteni unutunca, anımsa." Bu Kur'an'ın emridir. Allah'ı zikretmek iki şekilde olur: Birincisi adını ve sıfatlarını dil ile söylemek, ikincisi de onu ve sıfatlarını anımsamak ve hatırda tutmaktır. En önemlisi budur. Çünkü dil ile Allah'ın yüce adını söylerken bazen insanın aklı başka yerde olabilir. Her zaman Allah'ı anımsayan ve O'nun huzurunda olduğunu düşünen bir kimse Allah'ın emirlerinin dışına çıkmaz. İşte dinin bütün buyruk ve yasaklarına uymayı kapsayan bu farz, en büyük dini farzdır. Ancak Allah'ı sayı ile anmamak gerekir. Allah'ı zikrederken saymayı bırakmak doğru olan yoldur. Kur'an'da Allah'ı zikretmek vardır, ama bunun sayısı yoktur. Sayı ile meşgul olmak Allah'ı değil, sayıyı anımsatır ve sayıyı akılda tutmak önem kazanır. Allah'ı sayı ile anmak yanlıştır. Hiç kimsenin de bu iş için sayı tayin etmek hakkı yoktur. 

Prof.Dr.Hüseyin Atay
Kur'an'a Göre Araştırmalar-III

26 Ocak 2014 Pazar

Affetmek

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla.
"Onlar bollukta ve darlıkta sarfederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever." Al-i İmran:134



Affetmek, intikamdan daha yücedir; şefkat, öfkeden daha güçlüdür!


AÇIKLAMA: Hz. Yusuf filminden bir görüntüdür. Video karesinde görüntüye giren Hz. Yusuf (A.S.) Adnan ise Potifar'ın ustabaşı, en son karede yer alan da Firavun'un müdürü Potifar'dır. 

19 Ocak 2014 Pazar

İzleyiciler Eklentisi



Merhabalar Arkadaşlar.

İZLEYİCİLER EKLENTİSİNİ YENİDEN AKTİF HALE GETİRMEK İÇİN BİR YOL VAR:
Kumanda panelinizden

Birinci Aşama:
AYARLAR komut sekmesini tıklayın
YAYINCILIK -  Blog Adresi karşısındaki metin kutusunun sağ tarafındaki "Düzenle" komutunu tıklayın
Blog adresinizin en sonuna bir harf ekleyin ve KAYDET butonuna tıklayın.
Bloğu Görüntüle komutuna tıklayın ve sayfanızda izleyiciler eklentisinin geri geldiğini görün.

İkinci Aşama:
Aynı yolla sayfa isminize eklediğiniz harfi kaldırın ve KAYDET butonuna tıklayın.
Bloğu Görüntüle komutuna tıklayın ve İzleyiciler eklentisinin aktif olarak devam ettiğini göreceksiniz.

Bu kadar!..

---------------------------------------------------------------

Blogger, sayfalarımızın URL adreslerinin sonuna "tr" uzantısı eklemiştir. Bu uygulama ile Blogger,  nezdinde açılan blog sayfalarını ülkelere göre tasnifleme yoluna gitmiştir. Yapılan bu uygulama sayfalarımızdaki "izleyiciler eklentisi"nin çalışmasını engellemiştir. Blogger'in bunun farkına vardığında durumu düzelteceğini sanıyorum.

İzleyiciler eklentisinin yerine çıkan uyarı iletisini aynen aşağıya aldım. İletide de göreceğiniz gibi, Ana Sayfa URL'si ile sitenin URL'sinin eşleşmediğinden bahsediyor. Evet doğru, blog sayfalarımızın URL'sinin sonuna kanulan "tr" uzantısı, Blogger'deki URL adresimiz ile uyuşmuyor. Bu uyuşmazlığı siz de kumanda paneline girip, ayarlar sekmesinden yayıncılık ayrıntısını inceleyerek görebilirsiniz. "tr" uzantısı yayıncılık bölümünde yer almıyor.

Maalesef...
Bu gadget hatalı olarak yapılandırıldı. Web yöneticileri için ipucu: Lütfen "Friend Connect Ayarları - Ana Sayfa URL'si"nin bu sitenin URL'siyle eşleştiğinden emin olun.

Selam ve dualarımla.

17 Ocak 2014 Cuma

Allah'ın Vasıfları


Düzce TV'nin haberine göre: Düzce merkezde İnönü Parkı’nın içinde bulunan Camlı Köşk’ün AKP'nin seçim çalışma bürosuna dönüştürülmesi vesilesiyle yapılan törende konuşma yapan Düzce Milletvekili Fevai Arslan konuşmasında : "...Başında öyle bir lider var ki, dünya liderliği  kabiliyetinde ve Allahü Teala'nın bütün vasıflarına toplamış bir lider, Sayın Recep Tayyip Erdoğan var... " diyor...

Şimdi Yüce Yaratıcı Allah'ın vasıflarından "benzeri olmadığı" sıfatını biraz irdeleyeim: Yaradılmış olan şeylerin hiç birine benzemediği gibi, akıl ve hayale gelebilecek şeylerin de hiç birine benzemez. Peygamberler ve melekler de dahil olmak üzere yaradılmış olan mahlukların hiç birinde Allah'lık vasfı yoktur. Benzeri olmadığı için Allah'ı tasavvur etmek güçtür. O, hiç bir şeye benzemediği için Allah'dır...

Adı geçen milletvekilinin yukarıdaki konuşma videosundan ağzından çıkan kelimeleri kaç kez dinledim ve bir yanlışlık yapmamak için kelimesi kelimesine ilgili bölümü aynen yukarıya aldım. Dilerseniz bir kez de siz dinleyin ve adı geçen vekilin gerçekten söylemek istediği neydi, konusunda yorumlarınızı almak istiyorum... 

NOT: Yorum yazmak konusunda kendinizi mecbur hissetmeyiniz. Arzu edenler yazabilir.

Recep Altun

7 Ocak 2014 Salı

Düşünüyorum



Merhabalar.

Hürriyet gazetesi köşe yazarı Ahmet Hakan'ın "Cumhurbaşkanı'na Açık Çağrı" başlıklı köşe yazısını okuduktan sonra memleketimin içinde bulunduğu durumu önce sizlerle paylaşmak istiyorum:

"...Yargısı alenen ve resmen çökmüştür... Hukuka olan inanç sıfırın altına inmiştir... Hükümet elle tutulamayan, başı sonu belirsiz soyut düşmanlara karşı istiklal savaşı ilan etmiştir... İç çekişmeler yukarıdan aşağıya herkesi etkilemiş, cepheleşme alabildiğine artmıştır... Kimsenin kimseye güveni kalmamıştır... Memleket toz duman olmuştur... Ortada apaçık bir çürümüşlük ve aleni bir kokuşmuşluk var. Bu çürümüşlük ve kokuşmuşluk... Siyaseti de, kurumları da, hükümeti de, Cemaat'i de, yargıyı da, emniyeti de, en üst düzey yargı kurumlarını da, istihbarat örgütünü de, cephe savaşları yürüten medyayı da, devletin valilerini de, Silahlı Kuvvetleri'ni de önüne katmış sürüklüyor..."

Yazar daha sonra Cumhurbaşkanı'na "Eğer derhal etkin bir tutum almazsanız, bu çürümüşlük ve kokuşmuşluk sizi de önüne katıp sürükleyecek." diyor.

Şimdi ben bu acı tablo karşısında düşünüyorum. Sizler de düşünüyor musunuz?.. Bence bir düşünün...

Selam ve dualarımla.