Gecelerin Mesajı


12/YÛSUF-33: 
(Yusuf A.S) şöyle dedi: “Rabbim, zindan bana, beni ona davet ettikleri şeyden daha sevimli.” Onların (kadınların) tuzaklarından beni uzaklaştırmazsan (uzaklaştırman hariç) onlara meylederim ve cahillerden olurum.
12/YÛSUF-34: 
O zaman Rabbi ona icabet etti. Böylece onların hilesini ondan uzaklaştırdı. Muhakkkak ki O, en iyi işiten ve en iyi bilendir.
12/YÛSUF-35: 
Daha sonra delilleri gördükten sonra, belli bir süreye kadar onu mutlaka zindana atmaları, onlara uygun göründü.
12/YÛSUF-36: 
Ve onunla beraber iki genç erkek (de) zindana girdi. İkisinden biri şöyle dedi: “Muhakkak ki; ben kendimi (rüyamda) üzüm sıkarken görüyorum.” Ve diğeri (de) şöyle dedi: “Gerçekten ben (de) kendimi başımın üstünde ekmek taşırken görüyorum. Kuşlar ondan yiyorlar. Bize onun (onların) tevîlini (yorumunu) haber ver (anlat). Muhakkak ki; biz seni muhsinlerden görüyoruz."
12/YÛSUF-37: 
Yusuf (A.S) şöyle dedi: “Size, rızıklandırılacağınız bir yemek gelmez ki; o, size gelmeden önce ben, size onun tevîlini (yorumunu) yapmış, size haber vermiş olmayayım. İşte bu ikisi, Rabbimin öğrettiklerindendir. Gerçekten ben, Allah'a îmân etmeyen ve ahiretlerini (Allah'a ruhlarını ulaştırmayı) inkâr eden bir kavmin dînini terkettim.”
12/YÛSUF-38: 
Ve ben, atalarım İbrâhîm (A.S), İshak (A.S) ve Yâkub (A.S)'ın dînine tâbî oldum. Bizim, Allah'a bir şey ile şirk koşmamız olamaz. İşte bu, Allah'ın bize ve insanlara fazlındandır. Fakat insanların çoğu, şükretmezler.
12/YÛSUF-39: 
Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı Rab'ler mi daha hayırlı yoksa Vahid (tek) olan, Kahhar (kahredici, hâkim ve gâlip) olan Allah mı?
12/YÛSUF-40: 
Sizin ondan başka taptıklarınız, Allah'ın kendilerine bir delil indirmediği, sadece siz ve babalarınızın onu isimlendirdiğiniz (putlardan) başka bir şey değildir. Hüküm ise ancak Allah'a aittir. Sizin O'ndan başkasına ibadet etmemenizi emretti. İşte bu kayyum (Âdem A.S)'tan kıyâmete kadar devam edecek olan) dîndir. Ve lâkin insanların çoğu bilmezler.
12/YÛSUF-41: 
Ey zindan arkadaşlarım! Bu durumda sizin ikinizden biri, bundan sonra efendisine şarap sunacak (sakiliğe devam edecek) fakat diğeri asılacak. Böylece kuşlar onun başından yiyecek. Hakkında ikinizin de tabirini (fetvasını) istediğiniz iş kesinleşmiştir (kaza edilmiştir).
12/YÛSUF-42: 
Ve ikisinden kurtulacağını bildiği kişiye: “Efendinin yanında beni an (zikret)." dedi. Fakat şeytan ona, efendisine onu anmayı unutturdu. Böylece birkaç sene zindanda kaldı.

Sosyal Medya ve Bloggerler


1990 yılında ortaya çıkan blog'ların,  tüm dünyada tam anlamıyla "bir çöplük" yarattığından, sadece ABD'de 35 milyon civarında blog olduğundan, dünyada bunların arasında gerçekten çok başarılı, istikrarlı ve milyonlarca takipçisi olan blog'ların da olduğundan bahseden bir yazı okumuştum.  Her üç kişiden biri tarafından açılan blog'lar üzerinden en fazla üç yazı yazdıktan sonra, yüzde 90'nının blog'larını bıraktığını, Kişisel disiplin sağlamanın sanıldığı kadar kolay bir şey olmadığını, blog'lara en çok darbeyi indiren gelişmenin ise Twitter Nam-ı diğer '140 karekter' olduğunu vurgulayan yazı özetle Twitter için: " ...Ortak bir duvara keyfinizce yazıyorsunuz (Fazıl Say gibi) ve orada akıp giden time line'da binlerce farklı ve müthiş zeka pırıltılarını içeren (Aşk dediğin Keçiören metrosu gibi olacak ve hiç bitmeyecek!) cümlelerini okumak varken, blog'ların yüzüne kim baksın ki?.."

Blog okumaya gelince... Pek çoğu belli konularda 'ihtiyaç' duyulması halinde okunuyor.  Örneğin anne-bebek blog'ları... Çok çok çok ilginç bir yazı olmadığı sürece bekar bir insan neden anne-bebek blog'u okusun ki.

Otomobil, saat, kitap veya sinema gibi hobi kabul edilebilecek alanlarda oluşturulan blog'lar ise sırf bilgilenmek için bile okunabilir. Aslında her şey internette 'arama' ile başlıyor. Bir yemek yapacaksınız, tarifini arıyorsunuz, sonra bir blog'da püf noktalarını okuyorsunuz.

Kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, her ay 530 milyon civarında blog sayfasına giriliyormuş. Blog'ların yüzde 66'sı İngilizce olup, ikinci sıradaki dil yüzde 8,7 ile İspanyolcaymış. Blog'ların yüzde 35'i ayda bir aktifken, yüzde 65'i en az bir yıldır veya daha uzun süredir güncellenmemiş.

329 milyon insan blog'lara bakıyormuş. Ayda 25 milyon sayfaya giriliyor ve günde 500 bin yeni gönderi oluyor ve 400 bin yorum yapılıyormuş. Blogger'lerin yüzde 43'ü dünya basınında yer alan haberleri kullanıyormuş. Blogger'lerin yüzde 60'ı erkek yüzde 40'ı ise kadınmış.

Recep Altun

Yazıklar Olsun!




















Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ün PKK terör olayları karşısında verdiği demeçleri hatırlarsanız, konuyla ilgili olduğu için bu demeçlerinden sadece üç tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
"...Terörle devleti hizaya getiremezler. İçeride ve dışarıda teröre karşı mücadele en tabii hakkımız. Bu da kararlılıkla sürecek. Bugün verdiğimiz şehitler, en zor hava şartları altında arkadaşlarına yardım etmek için her şeyi göze alıp havalanan helikopterin düşmesiyle verildi. Ailelerin hepsine sabır diliyorum..."
"...Türkiye'yi terörle herhangi bir şekilde hizaya getirmek asla mümkün değildir ve olmayacaktır. Terörle herhangi bir şekilde hak kazanmak asla mümkün değildir..."
"...Şiddetle ve terörle, Kürt sorunun çözümü konusunda bir yere varılamaz, bir devlet teröre baş eğmez, hiçbir devlet terörle de hizaya getirilemez..” 

Dikkat ederseniz Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül her demecinde Türkiye'nin ya da devletin "terörle hizaya getirilemeyeceğini" vurgulamıştır. Bir kere Cumhurbaşkanımızın kullandığı "hizaya getirilmek" deyimini hiç hoş karşılamıyordum. Neden mi? Kim hizaya getirilir? Yani Türkiye, ya da devlet hizaya getirilmeyi hak eden yanlış bir davranış ya da yol üzerinde miydi?..

Peki, şu andaki durum nedir? Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ün deyimiyle, Türkiye ya da devlet terörle hizaya getirilmiş midir?..

Yukarıda gördüğünüz fotoğraf karesi 27 Nisan 2013 tarihli Sözcü gazetesine aittir.  26 Nisan 2013 tarihinde bir festival için İzmir Bayındır'a giden Devlet Bakanı Bülent Arınç ve eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın yanına bir kadının yaklaşarak "Yazıklar olsun, sattınız vatanı!" diye isyan ettiğinin haber fotoğrafıdır.

Bu neyi gösteriyor?.. Türk milletinin olayın farkında olduğunu gösteriyor. Kanla irfanla kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet muhafaza ve müdafaası için ne gerekiyorsa elinden geleni yapacağını gösteriyor...

Recep Altun

Tumblr Mikroblog

Pc Net bu ay ki (Nisan) sayısının 46,47,48, ve 49. sayfalarında “Dünyayla paylaşmak istediğiniz her şeyi Tumblr ile birkaç dakikada kolayca paylaşabilirsiniz” sloganıyla adım adım Tumblr Mikroblogunu kurmayı ve dünyaya bağlanmayı anlatan güzel ve Tumblr’u merak edenler için yararlı bir konuya yer vermiştir.

Her ne kadar şu anda Tumblr’a üye olan mikroblogcular bu konuyu çok iyi bilseler de aralarında Tumblr ile ilgili bazı ayrıntıları görmek ve bilmek isteyenlerin olabileceğini düşünerek paylaşmak istedim.

Tumblr’a yeni başlayacaklar için, Tumblr’a nasıl kaydolunacağından başlayarak; ilgi alanları, Beğenilen Bloglar, Bağlantıları Kurmak, Kişilik Kazandırmak, Bloğu Oluşturmak, Fotoğraf Gönderisi Hazırlamak, Kişisel Kolajın Yaratılması, Açıklama ve Etiketler, Göndermek, Blog Bulmak, İyi Blogları Takip Etmek, Kişiselleştirmek, Daha Güzel Bir Görünüm, Diğer Ağlarda Paylaşmak ve İşte Bu, başlıkları altında yeterince açıklamalar yapılmıştır.

Pc Net dergisi konuyu Özetle: “Tumblr sayfanızı, yani mikroblogunuzu oluşturdunuz! Artık istediğiniz gibi yazı ve farklı içerikler paylaşabilir, Tumblr topluluğuyla bağlantı kurabilirsiniz. Ana konular hakkında size yeterince bilgi verdik ama asıl iş size düşüyor:İnsanların blogunuzda gezmesi için çekici içerikler hazırlamak sizin göreviniz. Bunu yaparken eğlenmeyi de unutmayın!” şeklinde açıklayarak tamamlamıştır.

Meraklılarına duyurulur.

Recep Altun-yazblogcu@gmail.com

Dinde Zorlama ve Zorlanma Yoktur


"... Kur'an-ı Kerim'in getirdiği hürriyetten daha geniş bir din hürriyeti en medenî milletlerin dinlerinde ve yasalarında bulunmamaktadır. Kim olursa olsun, herhangi bir kimse istediği dine girebilir veya çıkabilir, mensup olduğu dinin hükümlerine göre hareket edebilir veya etmeyebilir. Herkese kendi dinini uygulamasında sadece yardımcı olunur ve ona göre o kişiye muamele edilir. On dört asırlık tarih boyunca müslümanlar bunu gayri müslimlere uygulamışlar, ancak müslümanlara uygulamamakta hata etmişlerdir.

Bundan beş yüz sene önce, on beşinci asrın sonunda İspanya'dan dinlerinden ve ırklarından dolayı yurtlarından kovulan yahudileri dinleri, dilleri, ırkları ayrı olduğu hâlde vatandaş olarak bağrına basan Osmanlı idaresinin medenî seviyesine batı medeniyeti henüz gelememiştir. On asırdan beri, Anadolu'nun herhangi bir ücra köyünde gayri muslim, yahudi veya hıristiyan bir aile, hayatını sürdürmüş ve müslümanlar onlara insanca muamele etmişlerdir. Balkanlar'da, Ege adalarında, Kırım'da, İsrail'de, Rusya'da, Yunanda, Bulgar'da, Sicilya'da çoğunlukta oldukları bölgelerde müslümanlar elli senelik bir süre bile hayatlarını sürdürememişlerdir. Bugün de aynı ırk ve dilden oldukları hâlde yerlerinden, yurtlarından, dinlerinden mahrum bırakılmaktadırlar. Dünyaya zulüm ile nizam vermeye çalışan batı medeniyetine bunu anlatmaktan aciz kalmamız ve dünyanın kendisinin de bunu anlamaktan uzak durması neticesinde insanlığın ve müslümanların ne kaybettiğini görmek mümkündür. Atalarımızın yaptığı insani, güzel şeyleri anlatmaktan aciz hâle düşmüşüz, gerilemişiz.

Tarih tetkik edildiğinde görülecektir ki, müslümanlık bir memlekete girdiği ve yayıldığı zaman, oraya bir müstemlekeci olarak girmemiş ve oranın halkını İslamlaştırıp sömürme teşebbüsünde bulunmamıştır. Ama, Hıristiyanlık dünyası önce dinini yayıp sonra da ele geçirdiği bölgeyi sömürmeye başlamıştır. Yani Hıristiyanlığın sömürücü bir din rolünde ortaya çıktığı ve devam ettiği inkar edilmez, tarihî bir gerçektir. ..."

Prof. Dr. Hüseyin Atay
Kur'an'a Göre Araştırmalar - I